Sultan 2. Abdülhamid’in yaptırdığı okul müze olacak - Karabük Haber Postası
sultan 2 abdulhamidin yaptirdigi okul muze olacak 2dxKkAJD jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Ağustos, 2024 00:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Sultan 2. Abdülhamid’in yaptırdığı okul müze olacak

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde Sultan 2. Abdülhamid tarafından “rüştiye” olarak yaptırılan bina “Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi” olarak hizmet verecek.

Eğitim alanındaki hizmetleriyle de bilinen Sultan 2. Abdülhamid tarafından 115 yıl önce “rüştiye” olarak yaptırılan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından restorasyon çalışması başlatılan binanın yenilemesi tamamlandı.

Film yönetmeni, senaryo yazarı ve yapımcı Türker İnanoğlu ile siyasetçi eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Kaya Erdem gibi isimlerin eğitim gördüğü “Kalealtı İlkokulu” uzun süre hizmet verdikten sonra boş kaldı. Eskiden mezunu olmanın ayrıcalık sayıldığı okul, artık müze olarak hizmet verecek.

Okul tarihi hakkında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine bilgi veren Tarihçi-Yazar Mehmet Kütükçüoğlu, “1905 yılında ilkokul olarak 1907 yılında ise rüştiye olarak faaliyet gösteren okul hakkındaki bilgileri kitabesinden öğrenebilmekteyiz. İkinci Abdülhamit döneminde İkinci Abdülhamit’e büyük övgülerin dizildiği bu kitabede Safranbolu Kaymakamı Cemal Bey’in bu okulun yaptırılmasında faaliyet gösterdiğini görüyoruz. Tabii bu kitabeyi 1998 yılında çatı aralığından okul müdürü bulmuş ve okulun sofasında da uzun bir süre sergilemişti. Şu anda ilgili yerinde bulunmaktadır” dedi.

“Eğitim kalitesi bakımından benzerlerinden biraz ayrışıyordu”

Kalealtı okulunun Safranbolu tarihi için çok önemli bir özellik gösterdiğini belirten Kütükçüoğlu, “Safranbolu’nun önemli birçok ailesinin çocukları bu okuldan mezun olmuşlardır. Hatta ülkeye nam salacak kadar meşhur olan öğrencileri vardı. Safranbolu’da vermiş olduğu eğitim kalitesi bakımından benzerlerinden biraz ayrışıyordu. Belki daha farklıdır. Bu bilgiyi verdiği yabancı dilin İngilizce olması, iyi öğretmenleri barındırmış olmasıyla da zenginleştirebiliriz. Tabii mesela iki arkadaş arasında ihtilaflı bir konu çıktığında arkadaşlardan bir tanesi ‘Ben Kalealtında okudum. Benim hesabımda yanlış olmaz’ diyerek bir diğerine üstünlük sağlamaya çalıştığını hatıralardan öğrenmekteyiz” diye konuştu.

Okulun 1944 yılındaki Gerede depreminde hasar gördüğünü ifade eden Kütükçüoğlu, “Ancak yapım tekniği bakımından hımış özellikleri barındırdığı için sadece alt katında minik çatlaklar oluşmuş ama bazı sınıflar eğitimlerine Gümüş Okulunda devam etmişlerdir. 1948 yılında tekrardan okula dönmüşlerdir. 2000’li yıllarda ise sandalburun dediğimiz mevkide yer aldığımız için kayaların hemen altında bulunmaktadır. Okulun kaya düşmelerine karşı risk barındırması nedeniyle eğitim hayatına son verdiğini görüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda restore edilen okul Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi açılması planlanmaktadır. Bu da Safranbolu’nun hem turizmine hem de eğitim geçmişine ve kent tarihine ev sahipliği yapacak olması bakımından da bizim için çok kıymetlidir” şeklinde konuştu.

’Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi Projesi Toplantısı

Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi Projesi toplantısı Vali Mustafa Yavuz başkanlığında yapıldı. Geçmişten günümüze kentin eğitim ve öğretim hayatını belgelendirmek, halkın sosyo-ekonomik yaşamında uzun yıllardır yer alan çeşitli kullanım objelerinin orijinallerini bir envanter düzeninde toplamak amaçlarını benimseyen müzenin oluşturulmasına yönelik toplantı Valilik Toplantı Salonu’nda yapıldı.

Toplantının açılışında bir değerlendirme yapan Yavuz, “İlimizin eğitim ve öğretim tarihine ışık tutacak olan ’Kalealtı Eğitim ve Kent Tarihi Müzesi’ projesinin son aşamalarına geldik. Bu müze, eğitim ve öğretim geleneklerimizi geçmişten günümüze belgeleme adına önemli bir adım olacak. Ayrıca, ilimizi ziyaret eden misafirlerimiz ve halkımız için, geçmiş dönemlerde bölgemizin eğitim, tarih ve sosyo-ekonomik yaşamına dair çeşitli kullanım objelerini bir araya getirerek geçmişimizi gelecek nesillere aktarmayı hedefliyoruz. Müzenin oluşturulması sürecinde her aşamayı dikkatle planlıyoruz. Bu proje ile geçmişimizi korumak, gelecek nesillere aktarmak ve kültürel mirasımızı daha geniş kitlelere ulaştırmak gibi önemli bir görev üstleniyoruz. Bu müze, sadece geçmişimizi anlamamızı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda eğitim ve öğretim anlayışımızın nasıl bir değişim geçirdiğini göstererek geleceğe daha bilinçli adımlar atmamıza yardımcı olacak. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
minikleri tehdit eden virus PUXrZ6ke
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Nisan, 2026 16:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Minikleri tehdit eden virüs

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mukaddes Kılıç Sağlam, bebekler ve küçük çocuklarda sıklıkla görülen rota virüsü hakkında bilgilendirmede bulundu.

Rota virüsü enfeksiyonlarının genellikle sonbahar ve kış aylarında daha sık görüldüğünü ancak yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini ifade ederek konuşmasına başlayan Dr. Mukaddes Kılıç Sağlam, “Şu anda hastanemizde rota virüsüne bağlı yatışlar sık görülüyor olsa da bu sayıların önceki yıllarla benzer düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle mevcut durumu bir salgın olarak değerlendirmek doğru olmaz” dedi.

“En riskli grup 2 yaş altı çocuklar”

Rota virüsünün en sık, bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmediği 2 yaş altı bebeklerde görüldüğüne işaret eden Dr. Sağlam, “Ancak genel olarak 5 yaşın altındaki tüm çocuklar risk altındadır. Özellikle kreş ve anaokulu gibi toplu yaşam alanlarında virüs kolay yayıldığı için bu yaş grubunda enfeksiyon daha sık karşımıza çıkar” şeklinde konuştu. Rota virüsünün en yaygın belirtilerinin ishal, kusma, ateş ve karın ağrısı olduğunu ifade eden Sağlam, bu tabloya zaman zaman dışkıda kan görülmesi, ağız ve boğazda kuruluk, uyku hali, iştahsızlık, yorgunluk, halsizlik ve baş dönmesinin de eşlik edebildiğini kaydetti.

“Sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir”

Ailelerin özellikle sıvı kaybı belirtilerine dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Öğr. Üyesi Dr. Sağlam, “Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında belirgin düşüş, dalgınlık ve genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı hızlı gelişebileceği için bu belirtiler önem taşır” dedi. Rota virüsü enfeksiyonunun genellikle 3 ila 7 gün içinde kendiliğinden düzeldiğini belirten Sağlam, bu süreçte özellikle kusma ve ishale bağlı sıvı kaybı riskine dikkat çekerek “Hastalığın ağır seyretme riski; özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ve yeterli sıvı alamayanlarda daha yüksektir. Ayrıca prematüre doğan bebekler ve kronik hastalığı olan çocuklar da riskli grupta yer alır. Bu nedenle bu çocukların daha yakından izlenmesi önemlidir” ifadelerini kullandı.

Bulaşma yolları ve korunma

Rota virüsünün öncelikle dışkı yoluyla bulaştığını belirten Sağlam, “Kontamine yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi, el-ağız teması, kişisel eşyaların ortak kullanımı ve ellerin yeterince sık ve doğru yıkanmaması bulaşmayı kolaylaştırır. Ayrıca virüs; kapı kolları, oyuncaklar ve diğer sert yüzeyler üzerinde uzun süre canlı kalabildiği için bu yüzeyler aracılığıyla da yayılabilir” dedi. Ev içinde bulaşmayı önlemek için el hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sağlam açıklamasında, “Çocuğun altı değiştirildikten sonra eller mutlaka sabun ve suyla yıkanmalı, sık temas edilen yüzeyler ve oyuncaklar düzenli olarak temizlenmelidir. Kişisel eşyaların ortak kullanılmaması ve hasta çocuğun mümkünse bir süre diğer çocuklardan ayrı tutulması bulaş riskini azaltacaktır” ifadelerine yer verdi.

“Tedavide en önemli nokta sıvı desteği”

Rota virüsü tedavisinde en önemli yaklaşımın kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu belirten Sağlam, “Hastalığın en önemli riski sıvı kaybıdır. Bu nedenle çocuklara bol sıvı verilmesi, mümkünse oral rehidratasyon solüsyonlarının kullanılması büyük önem taşır. Antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur” dedi. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda evde bakımın yeterli olabileceğini belirten Öğr. Üyesi Sağlam “Ancak ağızdan sıvı alamama, sürekli kusma, idrar miktarında belirgin azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, dalgınlık, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu varsa vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır” uyarılarında bulundu.

“Aşı ciddi vakaları büyük oranda önler”

Rota virüsü aşısının özellikle 2 yaş altındaki bebekleri ciddi hastalıktan korumada etkili olduğunu ifade eden Sağlam, “Ağız yoluyla uygulanır ve genellikle 2–3 doz olarak programlanır. Aşının en önemli faydası, ağır seyreden ishal ve kusma nedeniyle hastaneye yatış gerektiren vakaları büyük ölçüde önlemesidir. Aşı, hastalığı tamamen engellemese de ciddi vakaları yüzde 85–95 oranında önleyerek önemli bir koruyucu etki sağlar. Aşılı çocuklarda hastalık genellikle daha hafif geçer ve komplikasyon riski düşüktür” ifadelerini kullandı.

“Aşısız çocuklar büyük risk altında”

Aşı yaptırılmayan çocukların özellikle 2 yaş altında ciddi risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Sağlam, “Bu durum hızlı sıvı kaybına, hastaneye yatışa ve nadiren de olsa hayati komplikasyonlara yol açabilir. Servisimizde yatış yaparak izlediğimiz rota virüs vakalarının tamamı aşısız çocuklardan oluşmaktadır” dedi. Aşılanmamış çocuklarda hastalığın daha ağır seyredebildiğini ve bulaş riskinin yüksek olduğu uyarısında bulunan Öğretim Üyesi Dr. Sağlam, “Ayrıca küçük kardeşler ve okul/kreş ortamındaki diğer çocuklar için de yayılma riski artar. Bu nedenle aşı hem bireysel hem de toplumsal koruma açısından kritik öneme sahiptir” şeklinde açıklamasını tamamladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin