Saadet Partisi, İslam dünyasına ve bölge ülkelerine yönelik ABD-İsrail saldırıları ile Mescid-i Aksa’ya yönelik kısıtlamalar ve kazılara karşı Türkiye genelinde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamalar, Cuma namazı çıkışında parti teşkilatlarının katılımıyla yapıldı.
Karabük’te partililer, Karabük’te bulunan il binası önünde bir araya geldi. Basın açıklamasını İl Başkanı Aziz Gündoğdu okudu.
Gündoğdu, konuşmasında, İslam coğrafyasında yaşanan gelişmelere dikkat çekerek, zulme karşı duruşlarını vurguladı. “Bugün burada sadece bir basın açıklaması yapmak için değil; dünyanın dört bir yanını saran zulüm ateşine karşı mazlumun yanında olduğumuzu ilan etmek için toplandık” diyen Gündoğdu, Millî Görüş hareketinin tarih boyunca ayrım yapmaksızın zalimin karşısında durduğunu ifade etti.
Gazze’de yaşananlara da değinen Gündoğdu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Aylardır dünyanın gözü önünde, tarihin kaydedebileceği en vahşi, en alçak soykırımlardan biri Gazze’de işlenmektedir. Bebeklerin süt kokusuna barut kokusunun karıştığı, annelerin feryadının arşı titrettiği bu mübarek topraklar; bugün sözde modern dünyanın sahte “insan hakları” maskesinin düştüğü yerdir. Gazze bugün sadece bir coğrafi bölge değil; imanın, direnişin ve topyekûn insanlık onurunun son kalelerinden biridir. Şunu herkes bilsin ki: Gazze’de dökülen her damla kan, bu zulme sessiz kalanların vicdanına sürülmüş kara bir lekedir. Bu katliam durana, abluka tamamen kalkana dek durmayacağız, susmayacağız!
Onurumuz, kırmızı çizgimiz ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa, bugün işgalci postalları altında zincirlenmiştir. Bu zincirler sadece taş duvarlara değil; Müslümanların ibadet hürriyetine ve tüm insanlığın inanç kutsiyetine vurulmuş bir prangadır. Unutulmasın ki Kudüs zincirliyse İslam coğrafyası esirdir. Biz Saadet Partisi teşkilatları olarak gür bir sesle haykırıyoruz: Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz; Mescid-i Aksa’nın zincirleri kırılmadan insanlık prangalarından kurtulamaz.
Siyonizmin pervasızlığına karşı sadece “kınama” mesajları yayınlamak yetmez! Zulme karşı sadece “üzüntü” beyan etmek bu ateşi söndürmez!
Türkiye sadece sözle değil; siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı gücüyle mazlumun yanında yer almalıdır.
Çünkü İsrail ancak ve ancak güçten anlar.
Komşumuz İran topraklarına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, kardeş Lübnan’da sivil halkın üzerine yağan bombalar; terör şebekesinin bölgemizi topyekûn bir ateş çemberine sürükleme projesinin son halkasıdır.
Bizler, emperyalizmin ve siyonizmin önümüze koyduğu mezhep fitnesini ve etnik kışkırtmaları reddediyoruz. Bilinmelidir ki emperyalizm sadece bomba yağdırmaz; ekonomik ambargolarla ve finansal terörle halkları açlığa mahkûm ederek diz çöktürmeye çalışır. Bizim lügatimizde “tarafsızlık” yoktur! Biz safı belli olanlarız; biz hakikatin tarafındayız! Zulüm kimden gelirse gelsin karşısında, mazlum kim olursa olsun yanındayız.
Gazze’deki vahşet son bulana dek, Mescid-i Aksa’yı çevreleyen zincirler kırılana dek, Emperyalizmin kirli eli coğrafyamızdan çekilene dek; Mücadelemiz, azmimiz ve kararlılığımız artarak devam edecektir! Bizler provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde, birleştirici bir dille haykırıyoruz: Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur!
Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır. Kudüs’ün özgürlüğü ve İslam coğrafyasının selameti için bütün gücümüzle çalışmaya, hakkı ve hakikati haykırmaya devam edeceğiz. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.”

