Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Ocak, 2024 15:44 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Sergen Yalçın: “Hedefimiz takımı bir an önce yukarı çıkarmak”

Antalyaspor’un yeni Teknik Direktörü Sergen Yalçın, Antalyaspor ile başarılı olacağını düşündüğünü söyleyerek, “Hedefimiz takımı bir an önce yukarı çıkarmak” dedi. Sözleşmede Beşiktaş ile ilgili bir madde olmadığını da dile getiren Yalçın, "Ben kontratlarıma öyle maddeler hiç bir zaman hiç bir yerde koymadım" dedi.   Antalyaspor, yeni Teknik Direktör Sergen Yalçın için Döşemealtı ilçesindeki Atilla Vehbi Konuk Tesisleri’nde imza töreni düzenledi. Törende Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe ve yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu. Sergen Yalçın’ın dünyada en değerli hocalar arasında yer aldığını ifade eden Antalyaspor Başkanı Sinan Boztepe, “Bana göre bu sene ligin şampiyonu 3’üncu olan takım olacak. İnşallah biz de Sergen hocamızla başarı hedeflerimize doğru emek harcayacağız. Bu sezon sonuna kadar hocamızla beraberiz, sezon sonundaki gelişmelere göre de sureci takip edeceğiz. Başarı için her zaman hedeflerimiz ileridedir. Transfer çalışmaları için hocamıza zaman tanımamız gerekir. Başarı için çalışmalarımızı sürdüruyoruz. Transfer çalışmaları yapıyorduk, yeni tercihler için hocamıza zaman tanımamız gerekir. Antalya başarı istiyor, Antalyaspor’un başarılı bir grafiği olması gerekir. Taraftarlarımız bundan sonra daha heyecanlı maçlar izleyecek" diye konuştu.       “Başarılı olacağımıza inanarak doğru bir tercih yaptığımıza inanıyoruz”   Sergen Yalçın ise ekip olarak Antalya’da olmaktan mutlu olduklarını belirtti. Uzun zamandır ekip olarak bir takımı çalıştırmadıklarına dikkat çeken Yalçın, “Nasip Antalya oldu, başkanımız aradığında çok heyecanlandık, birbirini tamamlayan bir ikili gibi gördük. Çok heyecanlı ve başarılı olacağımıza inanarak doğru bir tercih yaptığımıza inanıyoruz. Her iki takım için de hayırlı olsun. Oyuncuları yakından tanıyorum. Kolay maçlar olmuyor, Lig’deki tüm maçla zor. İyi hazırlanarak iyi bir başlangıç yapmak istiyoruz. Hedefimiz takımı bir an önce yukarı çıkarmak. İyi bir kadromuz var. Şuan daha yeni geldik, 1-2 maç oynayıp transfer durumuna bakacağız. Bir eksiğiniz varsa orasını toparlarız. Adam Buksa çok iyi bir oyuncudur. Bizim zaten takibimizde olan bir oyuncudur, Antalyaspor’a gelince de çok şaşırdım. Burada da güzel oynuyor” şeklinde konuştu.   Bir basın mensubunun, ’Sözleşmenizde Beşiktaş’tan teklif gelirse ayrılabilir, şeklinde bir madde var mı?’ yönündeki sorusuna Yalçın, "Sözleşmemde öyle bir madde yok. Ben kontratlarıma öyle maddeler hiç bir zaman hiç bir yerde koymadım. Bu tür şeylerin çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta biz Antalyaspor’a severek, isteyerek ve inanarak geldik. Mayıs ayına kadar kontratımız var. Fakat bunun ucu açık. En azından bu etabı çabuk geçelim diye böyle bir kontrat yaptık" diyerek sözlerini tamamladı.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.