Karabük Postası tarafından
12 Temmuz, 2023 10:16 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Selin vurduğu Atılım Sanayi Sitesi’nde temizlik çalışmaları başladı

BARTIN (İHA) - Bartın’da yaşanan sel afetinde Atılım Sanayi Sitesi çevresindeki dere yataklarının taşması sonucu çok sayıda iş yeri sular altında kaldı. Bölgede suların çekilmesinin ardından temizlik çalışmaları başlarken iş yerlerinde oluşan büyük hasar da gözler önüne serildi. Bartın’da kuvvetli sağanak yağışlar sonrası yaşanan sel afetinin ardından su basan iş yerleri ve evlerde temizlik çalışmaları başladı. Sel afeti sırasında mahsur kalan ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı helikopterle 50’den fazla kişinin kurtarıldığı Atılım Sanayi Sitesinde suların çekilmesiyle beraber oluşan zararda gözler önüne serildi. Atılım Sanayi Sitesindeki ayakkabı atölyeleri, tekstil atölyeleri ve birçok iş yerinde çalışanlar ve iş yeri sahiplerince temizlik çalışması başlatıldı. Sanayi sitesinde yer alan ve 60 kişinin çalıştığı ayakkabı atölyesinin sahibi Hasan Genç, “Sel günü öğleye kadar normaldi. Sağanak yağış vardı. Öğleden sonra şiddetini artırınca sanayi sitesinin yakınındaki dere yatağı var ırmağa akan. Orası yoğun yağışı kaldıramayınca taştı. Bir anda 15 dakika içerisinde, saat 3 ile 5 arasında burayı sular altına aldı komple. İş yerimizde 1 metre 60 cm seviyelerinde su girdi. Gördüğünüz gibi her şey yıkık dökük perişan vaziyette. Zararımızı net tespit edemedik ama 5 ila 10 milyon arasında bir rakam” dedi. Sel günü yaşadıklarını da anlatan Genç, “Burayı bir anda terk etmek zorunda kaldık. 15 dakika daha burada kalsaydık mahsur kalacaktık. Bazı arkadaşlarımız burada mahsur kaldı. Onları helikopterle kurtardılar yaklaşık 50 kişi. Yapılabilecek bir şey yoktu yani o an için bir anda artık hiçbir şeyi gözümüz görmedi" şeklinde konuştu.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.