Şehit Enes Kızılyer’in Adı Hatıra Koruluğu’nda Yaşatılacak
Mart 2024’te Cittaslow (sakin şehir) ağına katılan Safranbolu’da, sürdürülebilir yaşam ve kent kimliğini koruma hedefiyle düzenlenen Cittaslow Sunday etkinliği, anlamlı bir ağaçlandırma programı ile başladı.
Safranbolu Belediyesi öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlik kapsamında, Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde çıkan orman yangınını söndürme çalışmaları sırasında şehit olan Karabüklü Orman Muhafaza Memuru Enes Kızılyer anısına hatıra koruluğu oluşturuldu ve ardından kent genelinde Karabük Bisiklet Derneği’nin (KARBİSDER) desteğiyle Cittaslow Sunday bisiklet turu düzenlendi.
ŞEHİT ENES KIZILYER’İN ADI HATIRA KORULUĞUNDA YAŞATILACAK
Bağlarbaşı Mahallesi Çankaya Parkı yanında oluşturulan hatıra koruluğuna ıhlamur, ve akçaağaç fidanları dikildi. Safranbolu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile Safranbolu Orman İşletme Müdürlüğü işbirliğinde hayata geçirilen programa; Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, Safranbolu Orman İşletme Müdürü Eyüp Aksu, şehidin babası Ayhan Kızılyer, KARBİSDER Başkanı Kenan Aydoğdu ve dernek üyeleri, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Safranbolu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Bahadır Acar, etkinlik hakkında bilgi verirken, Safranbolu Orman İşletme Müdürü Eyüp Aksu konuşmasında orman teşkilatının “Yeşil Vatan” için yürüttüğü mücadeleyi vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Aşırı sıcaklıklarla birlikte son dönemde birçok ilimizde ve bölgemizde ciddi orman yangınları yaşandı. Öncelikle yakmayan bir toplum bilinci geliştirmemiz gerekiyor. Teşkilatımız tüm gücüyle görevini sürdürüyor ancak bu süreçte şehitlerimiz oldu. Belediye Başkanımız Elif Köse’nin öncülüğünde, şehidimiz Enes Kızılyer adına unutulmayacak bir koruluk oluşturuldu. Biz de fidan desteğiyle katkı sunduk.”
BAŞKAN KÖSE: “KENT KİMLİĞİMİZİ KORUYARAK GELECEĞE TAŞIMAK İSTİYORUZ”
Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, konuşmasında Cittaslow felsefesinin Safranbolu’nun kültürel değerlerini koruma açısından önemine dikkat çekti.
“Amacımız kent kimliğini korumak ve bunu gelecek nesillere aktarmak. Safranbolu’nun yöresel lezzetlerine, zanaatlarına ve tüm yerel değerlerine sahip çıkmamız gerekiyor. Cittaslow bu çabamızı destekleyen bir kriter. Ağa dahil olduktan sonra kentimize artık sadece uzak doğudan değil, Avrupa’dan da turistler gelmeye başladı.”
Köse, kent genelinde oluşturulan tematik koruluklara dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kentimizin farklı noktalarında ‘İz Bırakan Kadınlar’, ‘UNESCO’, ‘Emekli Öğretmenler’, ‘Doktorlar’ gibi koruluklar oluşturuyoruz. Bugün de şehidimiz Enes Kızılyer’in adını yaşatmak için bu alanda buluştuk. Safranbolu ve çevresinde büyük yangınlar yaşadık ve bir evladımızı kaybettik. Onların isimlerinin unutulmaması gerekiyor. Enes başta olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Emeği geçen tüm kurumlara ve bugün bizleri yalnız bırakmayan vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.”
Köse, konuşmasının ardından şehidin babası Ayhan Kızılyer’e plaket takdim etti ve ilk fidanı birlikte dikti.
CİTTASLOW SUNDAY BİSİKLET TURU İLE TAMAMLANDI
Fidan dikimi programının ardından Cittaslow Sunday etkinliği, Bağlarbaşı Çankaya Parkı’ndan başlayan bisiklet turu ile devam etti. Karabük Bisiklet Derneği üyeleri ve vatandaşların katıldığı tur, Tarihi Çarşı Kazdağlıoğlu Meydanı’nda sona erdi. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimi ile tamamlandı.
Kastamonu’da bir kişinin öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili yargılama başladı
Kastamonu’da iki aile arasında çıkan ve bir kişinin bıçaklanarak öldüğü bıçaklı kavgayla ilgili sanığın yargılanmasına başlandı.
Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cide ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Muzaffer Güzelant Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada yaşayan ve daha önce aralarında husumet bulunan iki aile arasında kavga çıktı. Kavga sırasında Yılmaz Fayiz bıçaklanarak öldü. Olayın ardından gözaltına alınan 62 yaşındaki Şaban K. tutuklandı.
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde Şaban K. hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açılan dava görülmeye başlandı. Duruşmada sanık, tanıklar, müştekiler ve avukatlar hazır bulundu.
"Ben kimseyi öldürmedim, ben bıçaklamadım"
Duruşmada kendisini savunan sanık Ş.K., "Yılmaz, çocukluk arkadaşımın oğlu oluyor. Aramızda da herhangi bir şekilde husumet yoktu. Ben kimseyi öldürmedim. Ben bıçaklamadım. Nasıl bıçaklandığını, nasıl öldüğünü bilmiyorum. Olayın sabahında Yılmaz, kızımı darp etmiş. Olayın olduğu gece kızım ile birlikte apartmana kamera takıyorduk. Bu sırada telefon geldi. Biz de aşağıya indik. Ben kızımın yanında kalıyordum. Yılmaz’ın kızım ile arasında ilişki olduğunu zannedip, eşi Ş.F. kıskançlık krizine girmiş. Sabahki olay bundan kaynaklanmış. Yılmaz ile konuşurken bir anda kavga çıktı. Ellerinde beyzbol sopası, demir çubuk vardı. Hatta daha önce yapılan şikayetler nedeniyle uzaklaştırma kararı vardı. Onu da dinlemediler. Benim öldürme amaçlı hiç kimseye karşı art niyetim yok. Kavga çıkınca, kızımı koruma amaçlı, korkutmak için yerden aldığım bıçağı salladım. Bıçağın kime ait olduğunu bilmiyorum" dedi.
"Şikayetçi olduğum için korktuklarından ifadelerini değiştirdiler"
Maktul Yılmaz’ın eşi Ş.F. ise, "Sanığın kızı B.K. ve Yılmaz’ın ilişkileri ortaya çıktı. B., ben yokken eve geliyormuş. B. arkadaşım, daha önce de geliyordu ama ben eşime güveniyordum. B.K., Yılmaz’ın mesajlarını da bana yolluyordu. Olayın olduğu günün sabahı benim hiçbir bilgim yoktu. Çocuğum gelip söyledi, sesleri de duymadım. Yılmaz ve B. arasında kavga olmuş, ben yoktum. E.Ç., eşimden sonra bana saplantılı olduğu için şikayetlerde bulundum. Benimle ilişkisi olduğunu söylüyor, telefon mesajlaşmalarından bahsediyorlar. Başından neden söylememişler. Şu anda söylemeyecektiler. Burada farklı konuşmayacaklardı. Ben bunlardan şikayetçi olduğum için ifadelerini değiştirdiler. Hiçbir şeklide ifadeleri kabul etmiyorum. Şikayetçiyim" diye konuştu.
"Ben, bıçak vururken babamı görmedim"
Sanık Ş.K.’nin kızı B.K. de, "Ş.F. ile arkadaştık. Ş.F. ile E.Ç. arasında ilişki vardı. 2024 yılında aramızda sorunlar başladı. Ş.F., beni E.Ç.’den kıskanmaya başladı. Yılmaz da bana takılıyordu. Ş.F. kıskançlığı başlayınca ben uzaklaştım. Ama Ş.F. bana kafayı taktı ve olaylar daha da büyüdü. Ben, kimseyle bir ilişki yaşamadım. ’Ses kayıtları var’ dediler, ben de yanlarına konuşmaya gittim. Sürekli beni takip ediyorlardı. Ses kaydı alıp Ş.F.’ye söyleyeceklerdi. 8 ay boyunca sorunlar yaşadık. Yılmaz, olay gününün sabahı köpekleri beslemek için dışarı çıkıp beni bekliyormuş. Ben dışarı çıkınca üzerime çullandı. Hakaretler etti, beni taciz etti. Tekme atıp, yumruk vurdu. Beni daha önce de dövdüler. Sonra hastaneye gittim, ardından karakola gidip şikayette bulundum. Yılmaz’ın öldüğü gece herkes evdeydi. Eşim, sabahki olay için E.Ç.’yi aradı. E.Ç., ’ben geliyorum, sen de aşağıya in, yüzleşsinler, bu iş de bitsin’ demiş. Babam aşağıya inince Ş.F. küfürler etmeye başladı. Beni de görünce çılgına döndü. Ş.F. hem eşime hem de bana hakaretler ediyordu. Ben, babamın elinde bıçak görmedim. Beni darp ediyorlardı, ellerinden kurtulmaya çalışıyordum. Ben, boğuşma esnasında kafamı kaldırdım ve Yılmaz’ın elindeki demir sopayı gördüm. Babamın elinde de bir süre sonra bıçak gördüm. Babam, ’karakolda ben yaptım’ dedi. Ben, bıçak vururken babamı görmedim. Babam, elini başına koymuş şok içerisindeydi. Ben, Yılmaz’ın öldüğünü karakolda öğrendim, bilmiyordum. Şu anda korkumdan dışarı çıkamıyorum, sürekli panik halindeyim" şeklinde konuştu.
"Şaban’ın bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm"
Tanık E.Ç.’nin eşi S.Ç. ise, "Bir olay olduğunda sürekli eşim E.Ç.’den yardım isteniyordu. Yılmaz, olay günü yine eşimi aradı. ’B.K.’yi dövdük, yardım et, karakoldayız’ dedi. Hastaydım, B.K. bana çay getirdi. Ş.F.’nin B.K. ile arası bozuktu. Benim de aramı bozmaya çalışıyordu. Ş.F.’nin eşi Yılmaz, B.K.’yi aradı ve karısıyla boşanacağını söyleyip, ’seni alacağım’ diyordu. B.K., sesi hoparlöre vermişti. Biz şoke olmuştuk. B.K., ’ben bu adamdan bıktım’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı darlıyor, dolduruyordu. Yılmaz da sürekli B.K.’yi dövüyordu. Kendi başını da bizim başımızı da yedi. Olay günü yine B.K.’yi dövmüştü. Ben de ’bu olay böyle gitmez, sonunda bir şey olacak’ dedim. E.K.’ye gitmeyelim, başımız belaya girer dedim. E.Ç. de ’bir şey olmaz, gidelim’ dedi. B.K. korkuyordu, Yılmaz kontrolden çıkmıştı. Kavgada bıçağı sanığa bıçağı R.K.’nin verdiğini gördüm. Şaban’ın bir kere bıçağı sallayıp Yılmaz’ın koluna doğru vurduğunu gördüm. B.K.’yi sıkıştırıp dövüyordu. Ben, B.K.’yi kurtarmaya çalıştım. Saçı ellerinde kalmıştı" ifadelerini kullandı.
"Suçu bana yıkmaya çalıştılar"
Tanık E.Ç. de Ş.F. ile aralarında 10 yıldır ilişki olduğunu iddia ederek, "Sanığın elinde bıçak yoktu. R.K.’nin elinde bıçak vardı. Şaban’a bıçağı R.K. verdi. Ben de baldırımdan yaralandım. Herkes birbirine vurmaya başladı. R.K. elinde bıçak vardı. Ben, Yılmaz’ı kurtarmaya çalıştım ama herkes birbirine vurmaya başlayınca ortalık karıştı. Benim elimde bıçak yoktu. Suçtan herkes kendisini kurtarmak istediği için suçu bana yıkmaya çalıştılar" dedi.
"Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim"
Tanık R.K. de, "Eşimin saçlarını yoldular. Bize saldırdılar. Bu sırada Yılmaz’ın nasıl bıçaklandığını görmedim. Kavgayı ayırınca hastaneye tedavi olmaya gittik. Ben, Şaban’ın elinde bıçak da görmedim. E.Ç.’nin elinde küçük çakı şeklinde bir bıçak vardı" dedi.
Sanık Ş.K.’nin eşi F.K. ise, Yılmaz Fayiz’in kızını darp ettiği için defalarca şikayetçi olduklarını belirterek, "Olay günü Yılmaz, yine kızımı darp etmiş. Biz de şikayetçi olduk. Kızım, ’anne sürekli beni dövüyor, bir gün beni öldürecek’ dedi. Ş.F., sürekli Yılmaz’ı dolduruyordu, hakaretler ediyordu. Aşağıya indiğimde kavga başlamıştı. Hikmet’in başında kan vardı. Benim de başım kanadı. Eşimin elinde bıçak görmedim. Yılmaz’ın nasıl öldüğünü bilmiyorum" diye konuştu.
Müşteki M.F., Y.T., H.K. ve H.A., sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek, bıçağı verdiği iddia edilen R.K. hakkında da dava açılmasını talep etti.
Savunmaların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti vücudunda 3 bıçak yarası bulunan Yılmaz Fayiz’in adli emanette bulunan bıçakların hangisinin ölümüne sebebiyet verdiğinin araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını kararlaştırdı. Sanığın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe ertelendi.