Samsun'da otomobil park halindeki polis aracına çarptı: 2 yaralı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
10 Mayıs, 2023 12:01 tarihinde yayınlandı
0
0

Samsun’da otomobil park halindeki polis aracına çarptı: 2 yaralı

Samsun’da otomobilin yolun kenarında park halindeki polis aracına çarptığı kazada 2 kişi yaralandı.

Kaza, Samsun’un Kavak ilçesi Samsun Ankara karayolu Üçhanlar mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Murat Erdoğan idaresindeki 55 AFM 426 plakalı otomobil lastiği patlayınca araç emniyet şeridine çekildi. Bu sırada Samsun Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Şube Müdürlüğü Havza İstasyon Amirliğine bağlı 55 A 59616 plakalı polis aracı da lastiği patlayan araca yardım için emniyet şeridinde beklediği sırada, Hamza Yaman yönetimindeki 53 KA 798 plakalı otomobil direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yoldan çıkarak emniyet şeridinde park halindeki 55 A 59616 plakalı polis aracına arkadan çarptı. Çarpışmanın şiddetiyle savrulan polis aracıda lastiği patlayan araca çarptı. Kazada, Recep Yaman ve Hatice Yaman yaralandılar. Yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…