Samsun TSO Başkan Yardımcısı Beytekin: "Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak" - Karabük Haber Postası
samsun tso baskan yardimcisi beytekin onceligimiz uretim ve ihracat gucumuzu artirmak RwDfr4ls
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Aralık, 2025 16:12 tarihinde yayınlandı
0
0

Samsun TSO Başkan Yardımcısı Beytekin: “Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak”

“İhracatın Finansmanı Buluşmaları”nda konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Beytekin, “Oda olarak önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak, girişimcilerimize rekabet avantajı kazandıracak çözümleri üyelerimizle buluşturmak ve şehrimizin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine daha güçlü katkı sunmasına öncülük etmektir” dedi.

İhracatçıları ve finans sektörü temsilcilerini bir araya getiren “İhracatın Finansmanı Buluşmaları”, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Beytekin: “Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak”

Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Beytekin, Samsun’un, güçlü üretim altyapısı, lojistik avantajları ve hızla büyüyen ihracat kapasitesiyle Karadeniz’in yükselen ticaret merkezlerinden biri olduğunu belirterek, “Sanayicimizin ve ihracatçımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak araçların sahada anlatılması, bankacılık sistemi ile reel sektörün doğrudan temas kurması son derece değerli. Bugün burada amaç; firmalarımızın ihtiyaç duyduğu finansman imkanlarına en doğru ve en hızlı şekilde ulaşmasını sağlamak, yeni pazarlara açılma süreçlerini desteklemek ve ihracatta sürdürülebilir büyümeyi teşvik etmektir. Paydaş kurumlarımızla birlikte yürütülen bu programın Samsun iş dünyasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Samsun TSO olarak önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak, girişimcilerimize rekabet avantajı kazandıracak çözümleri üyelerimizle buluşturmak ve şehrimizin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine daha güçlü katkı sunmasına öncülük etmektir. Bu değerli etkinlikte emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

“Finansmana erişim son derece değerli”

Karadeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy ise yaptığı konuşmada, ihracatın, ülke ekonomisi için lokomotif görevi gördüğüne vurgu yaparak, “Türkiye ancak üretim ve ihracatla büyüyerek kalkınma yolculuğunda arzu ettiğimiz seviyelere ulaşabilecektir. Samsun, başta otomotiv, hububat, su ürünleri, çelik, elektrik ve elektronik sektörleri olmak üzere yıllık yaklaşık 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştiren önemli bir ihracat kenti konumunda yer almaktadır. İhracatçılarımızın son dönemdeki ortak sorunlarının en önemlilerinden birisinin finansmana erişimde yaşanan zorluklar olduğu bilinen bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

“İhracatın Finansmanı Buluşmaları”, “Bankacılık ve Finans Paneli” ile sona erdi. Büyük ilgi gören etkinliğe yaklaşık 200 ihracatçı katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xaxaxa
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
02 Nisan, 2026 11:16 tarihinde yayınlandı
0
0

LİYAKAT YERİNE NEPOTİZM, SİYASAL SADAKAT VE KADROLAŞMA TERCİHİ !

Son zamanlarda en çok duyduğumuz kelimelerden biri de LİYAKAT.
Liyakat; bir kimsenin kendisine verilen işe, göreve veya makama uygunluk, yaraşırlık durumu ve yeterlilik olarak tanımlanıyor.

Liyakat yerine; nepotizm, siyasal sadakat ve kadrolaşma tercihinin ülkeye verdiği zararlar, modern kamu yönetimi ve ekonomi biliminde “kurumsal çürüme” olarak adlandırılıyor. Bu durumun yarattığı temel sorunlar şunlardır:

☆ Verimlilik Kaybı: İşi en iyi bilen değil, “bizden olan” seçildiğinde kamu hizmetlerinin kalitesi düşer ve hata payı artar.

☆ Beyin Göçü: Yetenekli ve eğitimli bireyler, hak ettikleri pozisyonlara gelemeyeceklerini anladıklarında enerjilerini başka ülkelere taşırlar.

☆ Ekonomik Maliyet: Kurumlara duyulan güven azaldığında yabancı yatırımcı kaçar, yolsuzluk riski artar ve kaynaklar yanlış yönetilir.

☆ Toplumsal Kutuplaşma: Vatandaşlar arasında “imtiyazlılar” ve “dışlananlar” algısı oluşur, bu da sosyal adaleti ve devlete olan bağlılığı zedeler.

☆ Kriz Yönetiminde Zafiyet: Liyakatsiz kadrolar, öngörülemeyen kriz anlarında (deprem, ekonomik şoklar vb.) hızlı ve doğru karar alma yeteneğinden yoksundur.

☆ Özetle; sadakat kısa vadede yönetenlere konfor sağlasa da, uzun vadede devletin kurumsal hafızasını ve rekabet gücünü yok ederek ülkeye kalıcı zararlar verir.

Sanırım buraya kadar hemfikiriz. İtirazı olanlara hatırlatırım!
Kur’an-ı Kerim’de; işlerin ehline verilmesi, adalet ve uzmanlığa saygı liyakatin temel ilkeleridir. En temel ayet Nisâ Suresi 58. ayettir; Allah, emanetlerin (görevlerin) ehline verilmesini ve adaletle hükmedilmesini emreder. Ayrıca, konunun uzmanlarına danışılması (Nahl 43) ve işlerin istişareyle yapılması (Şûrâ 38) liyakatin tamamlayıcısıdır.

Kur’an’da Liyakat ve Ehliyetle İlgili Ayetler:
☆ Nisâ Suresi, 58. Ayet: “Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…”
☆ Nahl Suresi, 43. Ayet (ve Enbiyâ 7): “…Eğer bilmiyorsanız, bilenlere (konunun uzmanlarına/ehliyetli olanlara) sorun.”
☆ Kasas Suresi, 26. Ayet: “O kadınlardan biri, ‘Babacığım, onu (çalışan olarak) tut. Çünkü ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir (kaviyyü’l-emîn) olandır’ dedi.” (Liyakatin temel unsurları olan güç/yeterlilik ve güvenilirlik/karakter)
☆ Şûrâ Suresi, 38. Ayet: “…Onların işleri, aralarında şûrâ (danışma/istişare) iledir…”
☆ Zümer Suresi, 9. Ayet: “…De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”

Bakınız, meşhur tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı İbn Haldun da, günümüzden 600 yıl önce bir devletin çöküşünü ( İnkıraz) nasıl anlatmış; İnkıraz, sosyal dayanışmanın (asabiyet) yitirilmesi, liyakatsizlik, adaletsizlik, aşırı vergi yükü ve üretimdeki düşüş gibi etkenlerle başlar. Toplumsal ahlakın bozulması, lüks tüketim çılgınlığı ve göçlerin hızlanması, devletin ömrünün sonuna geldiğini gösteren temel belirtilerdir.

Kamu yönetiminde görevlendirmelerde liyakat ilkesinin tam olarak uygulanmamasının arkasında yatan temel nedenler, idari gelenekler, siyasi tercihler ve mevzuattaki boşluklar gibi çeşitli faktörlere dayanıyor. Araştırmalar ve güncel tartışmalar ışığında bu durumun başlıca nedenleri şunlardır:
1. Siyasal Sadakat ve Kadrolaşma Tercihi
Kamu yönetiminde uzmanlık ve yetenek yerine siyasal sadakatin ön plana çıkarılması, liyakatin ikinci plana atılmasının en yaygın nedenidir. Özellikle üst düzey atamalarda ve stratejik kurumlarda, yönetimin kendi politikalarıyla “uyumlu” çalışacak kişileri tercih etmesi “siyasal kadrolaşma” eleştirilerini beraberinde getirmektedir.

2. Sınırsız Takdir Yetkisi ve Keyfiyet
Mevzuatta yöneticilere tanınan geniş takdir yetkisi, bazı durumlarda liyakat ilkelerinin aşılmasına yol açabilmektedir. Özellikle “proje okulları” gibi özel statülü kurumlarda atama yetkisinin tek bir makama bırakılması, nesnel kriterlerin yerine keyfi kararların geçmesine neden olabilmektedir.

3. Mülakat Sistemi ve Nesnellik Sorunu
Yazılı sınavlarda yüksek puan alan adayların, sözlü sınav (mülakat) aşamasında elenmesi liyakat tartışmalarının odağındadır. Mülakatların genellikle kamera kaydı veya somut gerekçeler sunulmadan yapılması, “kayırmacılık” (nepotizm) iddialarını güçlendirmekte ve liyakat sisteminin özüne zarar vermektedir.

4. Denetim Mekanizmalarının Zayıflığı
Liyakatsiz atamalara karşı yargı yoluna başvurulsa da, iptal kararlarının uygulanmasında yaşanan gecikmeler veya yeni formüllerle (örneğin görevden alınan kişinin “araştırmacı” kadrosuna atanması gibi) liyakat ilkesinin etrafından dolaşılması sistemin etkinliğini kırmaktadır.

5. Kurumsal Gelenek ve “Sadakat” Kültürü
Bazı kurumlarda “işi bilenden ziyade, söz dinleyene” görev verilmesi bir yönetim kültürü haline gelmiştir. Bu durum, inisiyatif alabilen liyakatli kadrolar yerine, sadece talimatları uygulayan profillerin yükselmesine yol açarak kurumsal körlük ve stratejik zafiyet riski yaratmaktadır.

Sonuç olarak; liyakatin esas alınmaması yalnızca bireysel bir adaletsizlik değil, aynı zamanda kamu hizmetlerinin kalitesinin düşmesine ve milli güvenlik risklerinin oluşmasına neden olan yapısal bir sorundur.

Liyatle ilgili, yüce kitabımız, rehberimiz Kuran’ı Kerimden neden örnekler verdim?
Çünkü, esas alınması gereken en doğru ve gerçek rehber Kuran’ı Kerim dir. Buna rağmen, Liyakat ve Ehliyetin gözardı edildiği örnekleri görmek kaygı verici.

Ülkemizin temel sorunu budur. Bu sadece mevcut iktidarın değil, gelmiş geçmiş tüm iktidarların uyguladığı yanlış bir yönetim şeklidir.

Liyakatsiz atamalar ve ülkenin bundan gördüğü zarar ayrı bir yazı konusudur.

Özetle, gelişmiş ve ahlaklı toplumlarda Liyatsizliğe ve Nepotizme yer yoktur.

İlyas Erbay