Saldırıya uğrayan savcının eşi: "Dehşete düşürücü bir olaydı" - Karabük Haber Postası
saldiriya ugrayan savcinin esi dehsete dusurucu bir olaydi MWIbwYaB jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Ağustos, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Saldırıya uğrayan savcının eşi: “Dehşete düşürücü bir olaydı”

Ordu’nun Aybastı ilçesinde ailesi ile birlikte saldırıya uğrayan Cumhuriyet Savcısı Mücahit Şamil Koca’nın eşi Dilara Koca, “Bize sürekli agresif tavırlar ile yaklaştılar, böyle bir olayın yaşanması, annemin ve bebeğimin yere düşmesi bizi çok kötü etkiledi. Dehşete düşürücü bir olaydı” dedi.

Ünye Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Cumhuriyet Savcısı Mücahit Şamil Koca, ailesi ile birlikte gittiği Aybastı ilçesi Perşembe Yaylası’nda çıkan tartışmada saldırıya uğradı. Olayda Cumhuriyet Savcısı Mücahit Şamil Koca, sağ kulağına yumruk darbesi alırken, kayınvalidesi ve kucağında olan 9,5 aylık bebeği yere düşerek yaralandı.

Savcının eşi Dilara Koca, yaşadıkları olayı İhlas Haber Ajansı’na (İHA) telefon bağlantısı ile anlattı.

“Yaşananlar bizi çok kaygılandırdı”

Dilara Koca, “Yaşanan olayın dehşeti zaten bizi çok kaygılandırdı ve bebeğin orada olması ve yere düşmesi zaten bizi çok etkiledi. Olayın gerçek yüzünü zaten doğru haberler yayıldıktan sonra çok şükür herkes biliyor. Böyle bir olayın yaşanmasına çok üzüldük” diye konuştu.

“İş yerine ilk gittiğimiz andan itibaren agresif tavırlar vardı”

İlk gittikleri andan itibaren iş yeri sahipleri ve çalışanlarının kendilerine agresif tavırlar ile yaklaştıklarını belirten Dilara Koca, “Biz içeriye normal bir şekilde girdiğimizde, karnımız da çok fazla aç olmadığından, sipariş vermeden ve masaya oturmadan önce yemeğin ne kadar sürede çıkabileceğini sorduk. İlk önce bir kişi 20 dakika, ardından sahibi olduğunu düşündüğüm kişi ‘yok 30 dakika’ dedi. Üst katta oturma yerleri vardı ancak ‘temizlik var’ diyerek çıkmamıza müsaade etmediler. O esnada üst kattan başka birileri de iniyordu. Bu olayda bize ‘yer yokmuş da biz olay çıkartmışız’ gibi bir algı oluşturuldu. Soy isimlerine (Güleç) hiç yakışmayacak güleçlik ile değil de asık bir suratla ‘üst kat temizleniyor, yuvarlak masaya geçebilirsiniz’ dediler. Biz masaya geçmeye yeltendiğimiz esnada bize siparişin uzayacağını söyleyince hiçbir şey söylemeden, tepki göstermeden vazgeçerek dışarıya çıktık” ifadelerini kullandı.

“Tavsiye üzerine gitmiştik”

Dışarıya çıktıktan çok kısa bir süre sonra içeriye geri geldiklerini ancak bu sefer de siparişin hazırlanma süresinin 1 saat olarak kendilerine iletildiğini aktaran Koca, “Zaten tepki vererek çıksak içeriye geri dönemeyiz. Birkaç metre uzaklaştıktan sonra yine farklı bir yerde de siparişin uzun sürebileceğini, bize de burayı tavsiye ettikleri için, aklımızda da kalmasını istemediğimiz için Güleç Izgara Salonu’nda yemek istedik ve normal bir şekilde içeriye geri girdik, zaten ilk başta tartışmış olsak kendimiz de girmek istemeyiz. İçeriye girince onların bize ilk başta yönlendirdikleri masaya geçtik ve oradan gelen bir beyefendi bize sipariş verip vermediğimizi sordu. Vermediğimizi söyleyince ‘1 saat sürer’ dedi. Zaten o esnada birkaç adım atıp geri geldik, masa boş, masada da kimse yoktu” şeklinde konuştu.

“Bize, ‘neden sürekli dükkana giriyorsunuz?’ dediler, bütün olaylar 10 dakika içerisinde gerçekleşti”

Izgara salonuna ilk girdikleri andan ve saldırının olduğu zamana kadar geçen sürenin yaklaşık 10 dakika sürdüğüne dikkat çeken Dilara Koca, “Öyle anlatıldığı gibi yarım saat 40 dakika sürmedi. Bazı medya kuruluşlarına ‘savcı sipariş verdi, yarım saat süre verildi, geri geldiğinde yemek yenemediği için, yer kalmadığı için sinirlendi’ gibi olaylar konuşuldu ancak bu tür olaylar hiç olmadı. İçeriden ilk çıkışımız ile geri gelişimiz arasında 2 dakika yoktur, zaten bütün olay 10 dakika içerisinde oluyor. Biz zaten sipariş bile vermedik ki bekleyelim. Sonrasında bize siparişin 1 saat süreceğini söyleyince neden sürekli farklı süre söylendiğini sorduk. O esnada kasada çalışan olduğunu düşündüğüm bir kişi bize ‘niye sürekli dükkana girip çıkıyorsunuz?’ dedi, eşim de ‘biz müşteriyiz neden girmeyelim ki?’ dedi. Sonrasında eşim iş yerinin sahibi ile görüşmek istedi. Bu esnada derdini anlatmaya çalıştı. Kendisinin Cumhuriyet savcısı olduğunu ve jandarma ekiplerinin tavsiyesi üzerine, güzel bir yer olarak söylendiği için burayı tavsiye ettiğimizi söyledi. Jandarmanın önerisinin aslında onları mutlu etmesi bile gerekirdi. Sonrasında eşime ‘sen neden kimliğini söylüyorsun ki şimdi?’ dedi. Sonrasına beyaz tişörtlü birisi, eşim iş yeri sahibi ile konuşurken agresif tavırlar sergiledi, sonrasında biz normal bir şekilde dışarıya çıktık, görüntülerde de mevcut” açıklamalarında bulundu.

“İlk başta saldırıyı anlamadım, annem ve bebeğimin yere düştüğünü sonradan fark ettim, dehşete düşürücü bir olaydı”

Cumhuriyet Savcısı Mücahit Şamil Koca’nın eşi Dilara Koca, son olarak yaşananları şu şekilde anlattı:

“Biz dışarıya çıktıktan sonra turuncu önlüklü bir kişi olayın ne olduğunu sordu, eşim de geri döndü ve o şahsa derdini anlatmaya çalıştı. O esnada bize soru sorun şahıs içeride değildi, bizim olayımıza vakıf da değildi ama o kadar çok sinirlendi ki aslında kendisi ile muhatap da olmadık. O da bize kükremeye başladı, o esnada içeriden koşarak yanımıza geldi, sonrasında birisi eşime vurdu. İlk başta ne olduğunu da anlamadım, sadece bırakıp gitmek istedik. Sonrasında o kalabalıkta arbedede ile birlikte annem ve kucağındaki bebeğim yere düşmüşler. O esnada fark edemedik, gördüğüm şey annemin ve kızımın yerde yatıyor oluşuydu. Onları hemen kaldırdım ve bir anda ‘bebeğimi düşürdünüz’ diye bağırdım. Dehşete düşürücü bir olaydı, sonrasında oradan ayrıldık. Şahıslar o kadar agresifti ki, jandarma ekipleri geldiğinde dahi halen agresif tavırları devam ediyordu. Sanırım kendilerinde ‘müşteri gelse de olur, gelmese de olur’ düşüncesi vardı. Annem, babam, bebeğim, yeğenim ve biz çok kötü bir durum yaşadık.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
binlerce yillik tarihe yapay zekayla isik tutulan filmin galasina yogun ilgi mgHYP1jB
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Nisan, 2026 00:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Binlerce yıllık tarihe yapay zekayla ışık tutulan filmin galasına yoğun ilgi

Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” filmi, düzenlenen galada izleyiciyle buluştu. 14 dakikalık film, izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Türkiye’de bir ilçe için yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olma özelliğine sahip “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” filmi, Kastamonu Taşköprü ilçesinin binlerce yıllık tarihini özetliyor. Roma döneminde Paflagonya’ya başkentlik yapmış “Pompeiopolis” adıyla yerleşimden, ilçenin simge eseri Yedi Kemerli Taşköprü’ye uzanan tarihi bir yolculuğu konu alan 14 dakikalık kısa film, birbirini takip eden yedi dönemi birleştiriyor. Geçmişin izlerini günümüzün dijital anlatım imkanlarıyla birleştiren film, izleyiciyi antik çağın sokaklarından Osmanlı mimarisinin zarif dokusuna uzanan görsel bir zaman tüneline davet ediyor. Arkeolojinin kayıp dehlizlerinde kalan bilgiler ve kentin mimari dokusu yapay zeka teknolojisiyle harmanlanarak etkileyici bir anlatı ortaya koyuyor. Taşköprü’nün kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlayan bu çalışma, yeni nesil görsel anlatım biçimlerine ilgi duyan izleyiciler kadar yörenin insanlarına da hitap ediyor. Geçmiş ile geleceği aynı potada eriten bu kısa film, bölgenin turizm potansiyeline de önemli katkı sunmayı hedefliyor. “Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü” isimli kısa film Taşköprü Belediyesi için Muazzam İşler Yapım şirketinin altı aylık yoğun bir çalışmayla ortaya çıkartıldı.

İstanbul’da gerçekleştirilen premier galanın ardından Kastamonu’da da gala gerçekleştirildi. Filmi izleyen vatandaşlar dakikalarca alkışlarken, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide ise film ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca katılımcılar filmle ilgili fikilerini dile getirme fırsatı buldu.

“İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak”

Galanın ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, “Filmin adı Yedi Kemerli Zaman Geçidi Taşköprü. Taşköprü’nün tarihi sürecini 14 dakikalık bir süre içerisinde ifade etmeye çalıştık. Gerek senarist, gerek yapımcının çok özel çalışmalarıyla ortaya çıkan bir film oldu. Bizim amacımız geçmiş dönemlerdeki değerlerimizin bugüne taşınması. Yeni jenerasyonun yani gençlerin özellikle dijital çağda, dijital ile yoğun ilgilerinde yapay zeka ile yapılan bu filmi çok geniş alanlara ulaştıracaklarını, izleyeceklerini ve Taşköprü’yü çok daha fazla bir tanıma imkanı doğuracağını düşünüyoruz. Filmin içeriği Taşköprü, Taşköprü’nün gelişimi ve bugüne kadarki süreç. Dolayısıyla son derece mutlu olduğumu ifade ederim. Galamızın ilkini İstanbul’da yaptık. İstanbul’daki galada oldukça ilgi görmüştü, o katılımcılara da bugün de başta Valim olmak üzere herkesin katılımını gerçekten çok kıymetli ve değerli buluyorum. Değerli sanatçılarımız var aramızda, onların katılımlarıyla da ayrıca bir anlam buldu. İnşallah başka programlarda buluşacağız. İlerleyen süreçte çok daha özel projelerimiz olacak. Süreç içerisinde açıklayacağız. Çok özel çalışmalarımız var, inşallah onları da paylaşacağız” dedi.

“Bizi sevindiren bir çalışma”

Filmle ilgili düşüncelerini ifade eden ünlü sanatçı Halil Ergün de, “Bir tarihi süreci, bir kültürel ve uygarlık tarihini başlardan başlayarak insan ve uygarlık ve değişik değişik kadrolar üstüne koyarak bugünkü kentimizi, Taşköprü’yü ve Kastamonu’yu dile getiren ve bir kültürün sahipliğini çeviren, bizi sevindiren bir çalışma. Onur duydum. Daha da gelişecek malzemeler var bu alanlarda, bunlar da inşallah gelişecek” şeklinde konuştu.

Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci ve Halil Uluay da galada yaptığı konuşmada, filmin binlerce yıllık mirası sinemaya yansıtması açısından çok kıymetli olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti.

Pasta kesimiyle sona eren galaya Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, ünlü sanatçılar Halil Ergün ve Aliye Uzunatağan, filmin yapımcısı Zeynep Kahreman, filmin senaristliğini yapan Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin