Karabük Postası tarafından
06 Haziran, 2017 14:35 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

SAKEM’den Afrika’ya  Destek

  Koordinatörlüğünü Zehra Söylemez'in yaptığı Yağmur Yardımlaşma Derneği ve Safranbolu Belediyesi Hayır Çarşısı işbirliği ile devam eden Afrika'daki ihtiyaç sahipleri için su kuyuları açma ve Yetimhane yapımında kullanılmak üzere toplanan yardımlar, hayır severler sayesinde çığ gibi büyüyor. SAKEM Aslanlar Şubesinde düzenlenen  iftar yemeğinde de yardımlar devam ederken, iftar yemeğine Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy'un yanı sıra çok sayıda iş adamı ve vatandaş katıldı. Somali'li bir üniversite öğrencisi tarafından okunan Kuranı Kerim Tilavetinin ardından kısa bir teşekkür konuşması yapan Safranbolu Belediyesi Hayır Çarşısı Koordinatörü ve Karabük Yağmur Yardımlaşma Derneği Sorumlusu Zehra Söylemez, Afrika'ya yardım ve destek için verilen iftar programına katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü; “İnşallah yardımlarınız ile oradaki su kuyuları ve yapımına başladığımız yetimhane inşaatı çok daha çabuk tamamlanacaktır diye düşünüyorum" dedi. Söylemez'in konuşmasının ardından Somali'den gelen ve Türkiye'de okuyan gençler bu ülkede olmaktan mutlu olduklarını tüm Türkiye halkına teşekkür ettiklerini söylediler. Daha sonra okunan Ezan ile açılan oruçların ardından Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Ramazan ayına erişmeyi nasip eden Cenabı Hakka binlerce şükürler olsun. İnşallah bayramlara da ermeyi nasip eder" Şükredecek o kadar çok şeyimiz var ki diyerek konuşmasına devam eden Başkan Aksoy;  “Rabbimizin Rahman Suresinde buyurduğu gibi: O'nun verdiği nimetleri saymaya kalksak, denizler mürekkep, ağaçların tamamı kalem olsa yine de yazmaya yetmez. Şimdi ise şükretmemizin başka bir vesilesi için Zehra hocamız bir kapı açtı. Kendisine teşekkür ediyorum. Yağmur Yardımlaşma Derneğinin ve Hayır Çarşımızın önderliğinde yine Safranbolulu hemşerilerimizin destekleri ve yardımları ile orada 6. kuyu açıldı. Ama birde yetimhane var. Afrika'da belirtilen ülkede bir savaş var. Bu savaşta anne - babalarını yitiren çok fazla yetim var. Bu yetimlerin pek çoğunu batılılar kendi ülkelerine götürüp çok farklı amaçlar için kullanıyorlar. Biz de bu akşam bu iftar sofrasında hem Zehra hocamızı yolcu edelim hem de giderken orada eline bakacak çok fazla insan var onlara bir şeyler götürebilsin diye destek olalım" dedi. İftar programına katılan ve destek olan herkese gönülden teşekkür ettiğin belirten Başkan Aksoy, “Allah dara düşen herkesin yardımcısı olsun Safranbolu olarak biz üzerimize düşen her türlü görevi seve seve yerine getirmekteyiz" şeklinde konuştu. Daha sonra sembolik olarak ortaya konulan bir hediye üzerinden yapılan açık arttırma sonucunda Yetimhaneye önemli bir destek sağlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin