Karabük Postası tarafından
30 Temmuz, 2014 11:49 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 5dk
Yorum: 0

Şahin’den İlçelerde Bayramlaşma

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin,  Ovacık, Eskipazar ve Yenice  ilçesinde partisinin ilçe başkanlıkları tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katıldı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin,  Ovacık, Eskipazar ve Yenice  ilçesinde partisinin ilçe başkanlıkları tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. bayramlaşma programında Filistin’de yaşananlarla ilgili Mehmet Akif Ersoy’un “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez” sözlerini hatırlatan Şahin, “Eğer Müslümanların yürekleri toplu atmış olsaydı ve aralarında tefrika olmasaydı, girmemiş olsaydı, düşman İslam beldelerine giremez, bu zalimane düşmanlıkları ortaya koyamazdı. Demek ki önce Müslümanlar kendi aralarındaki tefrikayı, ayrılığı gayrılığı bir tarafa bırakacaklar. Sadece namaz kılarken, bedenlerimizin Kabe’ye dönmesi kafi değil. Düşüncelerimizin, inançlarımızın, yaşayışlarımızın da Kabe’ye dönüyor olması lazım. Farklı farklı düşüncelerle, bir yerlere çeken görüşlerle birbirini düşman olarak gören, kitabınız ve peygamberiniz bir olup farklı mezheplere sahip olmak düşmanlık olabilir mi? Sünniler ve Şiiler birbirlerini düşman görüp birbirinin beldelerine hücum ediyor. Kutsal yerlerine hücum ediyor. Irak’ta IŞİD diye bir örgüt çıkmış camileri, türbeleri tahrip ediyor. Bunun Müslümanlıkla ne ilgisi var. Dolayısıyla Müslüman’ım diyenin ne demek istediğini kavramamız lazım. İslam dini barış dinidir. Bunların sorgulanmasına imkan sağlamasını diliyorum bu sıkıntıların. Bu yaşadığımız problemlerin, çoluk çocuğun hayatını Ramazan ve bayram günü kaybetmesini, Müslümanların ellerini başlarına alarak düşünmeye teşvik etmesini diliyorum” dedi. Ramazan Bayramı’nın son günlerine geldiklerini, 10 gün sonra başka bir bayram olduğunu söyleyen Şahin, “10 gün sonra cumhur bayramı var. Yani halk, millet 10 Ağustos’ta bana göre halkın yani cumhurun bayramıdır. Cumhurbaşkanını seçmek üzere ilk kez halk, Türk milleti sandığa gidecek. Bu ülkede demokrasi 10 Ağustos’tan itibaren bir adım daha ileriye doğru atmış oluyor. Kapsamını genişletiyor, daha güçlü demokrasiye doğru gidiyoruz. Bu ülkede A’dan Z’ye nihai kararı verecek olan tek merci milletin iradesidir. Millet karar verecek. Kimin Cumhurbaşkanı olacağına da 77 milyon halkımız, 52 milyon seçmenimiz karar verecek” diye konuştu. “ANAYASANIN 2 MADDESİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTİYORUZ” 1982 Anayasası’nın 104. maddesinin “Cumhurbaşkanı devletin başı” dediğini ifade Mehmet Ali Şahin, “Biz milletin başını seçeceğiz 10 Ağustos'ta. Devletin başı. Milletin adamını milletin başına getirme seçimidir 10 Ağustos” dedi. Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bana ‘Sen hukukçusun, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda partiyi temsil ettin. Anayasa’nın 104. maddesine mugayir laf etmiyor musun’ diyebilirsiniz. Biz bu anayasanın değiştirilmesini şiddetle savunan, yeni bir anayasanın ortaya koyulmasını isteyen bir partiyiz. Bizim dışımızda CHP ve MHP’nin değiştirilmesine şiddetle karşı çıktığı Anayasa’nın 2 maddesinde ‘Türkiye Devleti, ülkesiyle ve milleti ile bölünmez bir bütündür’. Bu şu demektir; bu millet bu devletin milleti, bu ülkede bu devletin ülkesidir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu devlet bu milletin devleti, bu ülkede bu milletin ülkesidir. Dolayısıyla biz anayasanın bu maddesinin değiştirilmesini istiyoruz. Çünkü bu madde 12 Eylül 1980 darbesi ile anayasaya koyulmuştur. Yani bir devlet var, en büyük devlet, başka büyük yok. Bu millet o devletin milletidir. Bu devlete hizmet etmekle sorumludur. Bu ülkede bu devletin ülkesidir. Hayır. Bu ülkede ne varsa millete aittir. Bu devlet milletindir, ülke de milletindir. Biz nasıl bir öneride bulunduk, Türkiye devleti ülkesi ile milleti ile bölünmez bir bütündür yerine ülke ve millet olarak bölünmez bir bütündür. Türkiye devleti ülke ve millet olarak bölünmez bir bütün dediğinizde bu devlette bu ülkede, milletin ülkesi ve devleti anlamındadır. Ama karşı çıktılar ve bir tek harfini bile değiştirmeyiz dediler. İlk 3 maddeye dokundurtmayız dediler. Bu millet devletin milleti olmaya devam mı edecek, bu ülke devletin ülkesi olmaya devam mı edecek. Hayır. 10 Ağustos’ta milletin başına reis seçeceğiz. Halkın başı, milletin başı, devletin başı değil. Milletin içersinde devlet var. Bu devleti milletin devleti yaptıktan sonra ayrıca devletin demeye gerek yok. Bunun için biz devletin başına reis seçeceğiz. Bu da milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan olsun istiyoruz. 10 Ağustos’ta sandık başına gideceğiz ve inşallah Türkiye’de devrim niteliğinde bu dönüşümü hep birlikte gerçekleştireceğiz. Cumhur bayramınız kutlu olsun, 29 Ekim’de de Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacağız. 29 Ekim’i ortadan mı kaldırıyor diye düşünenler olabilir, 10 Ağustos’ta cumhur bayramı, 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı.” “ZALİMLİK BİR GÜN DUVARA TOSLAMAYA ENGEL OLMAZ” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, bir gazetecinin İsrail Başbakanı Netenyahu’nun “Uzun sürecek savaşa hazır olun. Durmayacağız” yönündeki açıklamalarını hatırlatması üzerine, “Zalimlerin gözü karadır. Ama o zalimlik bir gün duvara toslamaya engel olmaz. Zalim düşünmeden içindeki düşmanlıkla hareket ettiği için bir gün bir yere toslar. Mazlumların ahı bir gün onları tutar. Sürekli 'büyük bir savaş başlatıyoruz' falan diyenler geçmişte hep görülmüştür ama sonları hep felaket olmuştur. O bakımdan öncelikle İslam dünyasının bir silkinip kendine gelmeye ihtiyacı var. ‘Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez’ diye bir atasözü hatırlarım. Şu anda İslam dünyasında Müslümanlar sıkıştılar. İnşallah Hızır, yani bu sıkıntılardan kurtulmanın vakti de yakındır diye değerlendiriyorum” dedi. Ateşkeste Türkiye'nin rolünün sorulması üzerine ise Şahin, Dışişleri Bakanlığı’nın gerekli girişimleri yaptığını ifade ederek şunları söyledi: “Hem Birleşmiş Milletler hem de Batı dünyası son derece sorumsuzca akan kanı seyrediyor. Bütün bu gelişmeleri en güzel şekilde Amerikalı düşünür olan Noam Chomsky diyor ki, 'Bugün dünya devletleri her şeyi sadece kendi çıkarları için yapıyorlar. ABD'de kendi stratejik çıkarlarından dolayı İsrail'i destekliyor. Avrupa Birliği de bugün Gazze'de olup bitenleri umursamıyor. Arap dünyası ise derin bir şekilde bölünmüş ve bir şey yapmak için güçsüzdür. İsrail’e karşı güçlü tavır alan ve Filistinliler’e yapılan haksızlığı kabul etmek istemediğini açıkça söyleyen tek ülke Türkiye’dir'. Bunu söyleyen günümüzün en önemli bilim adamlarından. Evet gerçek budur. Bunu biz söylediğimizde inandırıcı olmayabilir. Ama ABD'li bir düşünürün bunu söylemesi anlamlı diye düşünüyorum.” Musul’da rehin alınan Türk vatandaşlarının kurtarılması ile ilgili bir soru üzerine ise Şahin, “Bu konu bağırarak çağırarak, tehdit ederek hallolacak bir mesele değildir. Sükunetle çözülecek bir konudur. Daha önce pilotlarımız da kaçırılmıştı. Onlar da birkaç ay rehin kalmıştı. Biz onları derin bir diplomasi yürüterek kurtarmıştık. Burada da devletimiz, hükümetimiz ve Dışişlerimiz aynı politikayı takip ediyor. Biraz bekleyeceğiz. İnşallah onlar da sağ salim ülkelerine kavuşurlar” diye konuştu. “1.5 MİLYARLIK İSLAM ALEMİ BİR ARAYA GELMELİ” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Mehmet Ali Şahin, İsrail'in Gazze'ye saldırılarına ilişkin, "O İsrailli gençleri kaçıran Filistin değildi, Hamas değildi. O birlik hükümetinin önünü kesmek yine Filistinlilerin birbirleriyle mücadele etmesini sağlamak amacıyla bunu yaptılar" dedi. Şahin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a "birlik hükümetinden vazgeçin" diye açıklama yaptığını hatırlattı. Daha önce Filistinli Müslümanların ikiye bölünmüş halde olduğunu, bunlardan birisinin Filistin Kurtuluş Ordusu, diğerinin de Hamas olduğunu ifade eden Şahin, "Bunlar bir araya geldiler. Daha önce birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Bu durum İsrail'in de işine geliyordu. Çünkü böl, parçala ve yut taktiği var onlarda. Baktılar ki bunlar bir araya geliyorlar, aralarındaki husumeti bir tarafa bırakmışlar ve birlikte bir hükümet kurmaya karar vermişler. Bu İsrail'i çileden çıkarttı" dedi. İsrail'in, "Bunların üzerine bomba yağdıracağım ama bir bahane lazım" dediğini de vurgulayan Şahin, "3 tane İsrail'li genç kayboldu ve daha sonra ölüleri bulundu. Dediler ki 'tamam Filistin yaptı.' İsrail'li bir gazeteci 'bu cinayeti Hamas işlemedi, Gazze ve Filistin'e bomba yağdırmak için birileri işledi' diyerek itirafta bulundu. O İsrailli gençleri kaçıran Filistin değildi, Hamas değildi. O birlik hükümetinin önünü kesmek yine Filistinlilerin birbirleriyle mücadele etmesini sağlamak amacıyla bunu yaptılar.Demek ki Müslümanlar aralarındaki sorunları halledip bir araya geldiğinde karşı tarafı rahatsız ediyor. Bu birlik bu sıkıntıları yenecek ve ortadan kaldıracak bir adımdır. Mutlaka 1.5 milyarlık İslam alemi bir araya gelmeli, sorunlarını çözmeli ve birlikte hareket etmeyi başarmalıdır" diye kaydetti. Daha sonra Yortan beldesine geçen Şahin, burada partisi tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katılarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Karabük il ve ilçeleri ile beldelerden birincilik beklediklerini kaydetti.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

BEUN’da güneş enerjisi santrali yatırımıyla hem doğa hem sağlık kazanacak

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sürdürülebilir kampüs vizyonu doğrultusunda çevreci ve stratejik bir yatırımı daha hayata geçiriyor. Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulması planlanan 1500 kWe (1861,2 kWp) kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile üniversite hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak hem de Tıp Fakültesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık dörtte birini güneş enerjisinden karşılayacak.
Dünya Bankası finansmanı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü yürütücülüğünde uygulanan Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) kapsamında hayata geçirilecek olan proje; Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı’nda yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, kamu binalarında enerji verimliliğinin artırılması ve kendi enerjisini üreten kamu yapılarının desteklenmesi hedefleriyle de tam uyum gösteriyor.
Hazırlanan fizibilite, çevresel ve sosyal etki değerlendirme çalışmaları doğrultusunda, Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesi sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 24 bin metrekarelik alanda, 1500 kWe (1861,2 kWp) kurulu güce sahip bir Güneş Enerjisi Santralinin kurulması öngörülüyor. Fiziksel olarak Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulacak olan santralin devreye alınmasıyla birlikte üretilecek elektrik enerjisinin, ulusal şebeke üzerinden dengeleme yöntemiyle Tıp Fakültesinin yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık %25’ini karşılaması hedefleniyor. Böylece üniversite genelinde yenilenebilir enerji kullanımının payının artırılması ve enerji giderlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Bu durum, üniversitenin sağlık hizmetlerine ayrılan kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasına imkân tanıyacak; mevcut hizmet kapasitesinin korunmasına ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine dolaylı ancak güçlü bir katkı sunacak. Bu yönüyle proje, yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde; kamu yararı, maliyet etkinliği ve sosyal fayda boyutlarıyla da öne çıkıyor.
İhale süreci başlayan ve kısa süre içerisinde devreye alınması planlanan GES, yaklaşık 25 yıl boyunca temiz ve yenilenebilir enerji üreterek üniversitenin enerji maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılması, karbon salınımının düşürülmesi ve çevresel sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Öte yandan proje kapsamında, güneş enerjisi teknolojilerine yönelik akademik çalışmaların ve uygulamalı projelerin üniversite bünyesinde yürütülmesi de planlanıyor. Bu yönüyle kurulacak GES; eğitim, araştırma ve uygulamayı bir araya getiren örnek bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak dikkat çekiyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, sürdürülebilirlik anlayışının üniversitenin tüm planlama ve yatırımlarında temel bir ilke olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi:
"Üniversitemiz; çevreye duyarlı, enerji verimliliğini esas alan ve kendi enerjisini üretebilen örnek bir kampüs modeli oluşturma doğrultusunda kararlılıkla ilerlemektedir. Çaycuma Meslek Yüksekokulumuz yerleşkesinde kurulacak olan Güneş Enerjisi Santrali, bu vizyonumuzun somut ve stratejik adımlarından biridir. Bu önemli yatırım sayesinde hem çevresel sorumluluğumuzu yerine getiriyor hem de Tıp Fakültemizin elektrik tüketiminin kayda değer bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına katkı sağlayacağız. Bu duygu ve düşüncelerle çevreci yatırımları ve yenilenebilir enerji projelerine verdikleri güçlü desteklerden dolayı başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere Bakanlığımızın kıymetli yöneticilerine şükranlarımı arz ediyorum. Ayrıca yükseköğretim sistemimizin sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm vizyonuna büyük katkılar sunan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK ailemizin değerli mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin hazırlanmasından uygulanmasına kadar geçen tüm süreçlerde özveriyle çalışan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğümüze, Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) yetkililerine, üniversitemizin ilgili akademik ve idari birimlerine ve emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak; sürdürülebilir gelecek hedeflerimiz doğrultusunda çevreci, yenilikçi ve katma değeri yüksek projeleri kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin