Karabük Postası tarafından
04 Mart, 2016 15:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 5dk
Yorum: 0

Şahin’den Çok Sert AYM Tepkisi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin: “AYM’nin verdiği karar Hukuki değil, Siyasidir. Mahalle baskısından kurtulun. Türkiye’yi savaş suçları mahkemesinde yargılatmayı amaçlayan Türkiye’yle ilgili böyle bir provokasyon karşısında sorumluluk mevkiindeki kişilerin Anayasa Mahkemesi üyelerinin başta sorumlu davranmaları gerekiyor. Vermiş oldukları kararların nereye varacağını iyi hesap etmeleri gerekiyor” Halkla istişare toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Anayasa Mahkemesinin verdiği kararın hukuki olmadığını, siyasi bir karar olduğunu ifade ederek tepki gösterdi. Karabük'te Eflani Belediyesi Düğün Salonunda düzenlenen toplantıda Türkiye gündemiyle ilgili açıklamalar yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, terör sorunlarına değinerek sınırda iki ülkede iç savaş olduğunu ve 3 milyona yakın Suriyelinin Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığını belirtti. BUNLAR SADECE MAŞADIR YEDİ DÜVELLE ÇARPIŞIYORUZ” Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Doğu ve Güneydoğu’daki olaylarla ilgili açıklama yaparak, “Bölücü terör örgütü ismini bile söylemeye gerek görmüyorum. İşte Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı bölgeler kurtarılmış bölgeler öz yönetimler kurmak için militanlarıyla bir eylem içerisinde. Siz zannediyor musunuz ki bütün bu eylemleri yapanlar askerimize polisimize kurşun sıkanlar bu terör örgütü elemanlarıdır? Bunlar sadece maşadır maşa. Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi bugün de yedi düvelle çarpışıyoruz. Onların arkasında hangi güçlerin olduğunu, hangi devletlerin olduğunu biz biliyoruz. O nedenle sadece bir örgütle mücadele değildir yaptığımız. Şehitlerimiz oluyor, Kurtuluş Savaşı'nda da şehitler verdik. Şimdi bu ülkeyi bölmek ülkenin bir miktar toprağını bu vatandan koparmak isteyenler var, bunlara izin vermeyeceğiz. Bunlara müsaade etmeyeceğiz ve gerçekten kahraman askerimiz, polisimiz bu hainlerle can siperane bir mücadele içerisinde. Bir çok kamuoyunun bilmediği kahramanlıklara tanık oluyoruz. Yaralanmış, doktor diyor ki ‘Evinde istirahat et’, ‘Hayır, arkadaşlarım orada görev yaparken ben evde istirahat edemem’ deyip gidip arkadaşlarıyla birlikte mücadele içerisinde oluyor askerimiz polisimiz. Onlarla gurur duyuyoruz. Allah onlardan razı olsun. Mücadele ettiğimiz örgüt tek değil ki. Dün İstanbul’da beyinlerini uyuşturdukları iki tane kızcağız caddenin ortasında polise ateş ediyor sanki bir şey yapacak. Bir insan nasıl bu hale gelebilir? Bu hale nasıl getirdiniz bu kızcağızları bu kızlar bu ülkenin kızı. Ne yapmak istediler. Herhalde izin verilecek değildi onların eylemlerine o da başka bir örgüt” dedi. “MAALESEF TÜRKİYE’DE PİRİNCİN İÇİNDEN BEYAZ TAŞLAR DA ÇIKTI” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Türkiye’de tek bir örgütle mücadele etmediklerini vurgulayarak, “Başka bir örgüt daha maalesef devletin içerisinde ortaya çıktı bunu söylerken son derece üzüntü duyuyorum. Bakın bu örgütün marifetleri sonucunda İstanbul’da iki gazeteci hakkında casusluktan açılmış olan dava Türkiye’yi günlerdir meşgul ediyor. Bu konuyla ilgili Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız herkes bir konuşma açıklama yapmak zorunda hissediyor kendini. Konu ne Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Suriye’de Bayırbucak Türkmenlerine, ki onlar bizim öz kardeşlerimiz, onlara yardım götürmek isterken yardım araçları devlet içerisinde yapılanmış maalesef dışarıdan kumanda edilen bir savcı ve güvenlik güçleri tarafından durduruldu. MİT’in kendine özgü yasası vardı. İstihbarat gizlidir. Devlet gerek gördüğünde istihbarat örgütleri kanalıyla da yapılması gereken işleri yapar ama bir savcı onunla birlikte hareket eden silahlı kuvvetlere mensup bir takım kişiler ve askerler MİT araçlarını durdurdular. Düşman mensuplarıymış gibi yere yatırdılar. Amaçları Türkiye DEAŞ’a silah yardımı yapıyor diye zabıtlar tutup Türkiye’nin savaş mahkemesinde yargılanmasını sağlamak. Türkiye’de maalesef dışarıdan yönetilen böylesine hain bir örgüt var. Bu örgütün kim olduğunu, nasıl bir örgüt olduğunu siz biliyorsunuz. Geçen gün Ankara’da bir açılışta demiştim ki pirincin içindeki siyah taştan korkmayın. Çünkü siyah taşı görüp alırsınız. Maalesef Türkiye’deki pirincin içerisinde beyaz taşlar da çıktı. Kolay fark edemiyorsunuz bu beyaz taşı. Pirinç mi acaba taş mı? Dikkat edeceksiniz, inceleyeceksiniz, onları ayıklayacaksınız. Devlet içerisinde çöreklenmiş adına paralel yapı dene bu örgütle de mücadele ediyor Türkiye" diye konuştu. “BU DAVA CUMHURBAŞKANIMIZI BAĞLAMAZ, BU SADECE DAVAYA BAKACAK OLAN AĞIR CEZA MAHKEMESİNİ BAĞLAR” Şahin, Anayasa Mahkemesinin iki gazetecinin tutukluluğunun sona ermesini sağlayan bir karar verdiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bununla ilgili bir açıklama yaptığını dile getirerek, “Bu açıklama hala Türkiye’de tartışılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Anayasa Mahkemesinin kararına sadece sessiz kalıyorum ama onu kabul etmek durumunda değilim bunu da çok açık bir şekilde söylerim. Verdiği karara da uymuyorum saygı da duymuyorum. İlgili mahkeme dinlemeyebilir’ diyor. Ben hukukçuyum, parlamentoda anayasa komisyonun da görev yaptım, anayasa uzlaşma komisyonunda görevler yaptım ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı gibi çok çok onurlu bir görevi de üstlendim. Şimdi bazıları Cumhurbaşkanımızın değerlendirmesini yadırgıyorlar. Şimdi bu kişiler basın özgürlüğüne aykırılık durumundan dolayı tutuklanmadılar ki. MİT operasyonuyla ilgili devletin gizli bilgileri paralel yapıdan alıp gazetelerde yayınladıkları için casusluk iddiasıyla yargılanıyor. Anayasa Mahkemesi diyor ki ‘Basın özgürlüğüyle ilgili ifade özgürlüğüyle ilgili demokratik hakları ihlal edilmiştir.’ Dava basın özgürlüğüne aykırılıktan açılmış olsaydı bu karara anlayışla yaklaşabilirdik kaldı ki itiraz süresi geçmemiş, karar kesinleşmemiş. Anayasa diyor ki hukuk yolları bitmişse anayasa mahkemesine gelinebilir. Henüz hukuk yolları bitmemiş. Benim çok sevdiğim takdir ettiğim bir insan Sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı da, ‘Bu herkesi bağlar.’ diyor. Bağlamaz mesela beni bağlamaz, sizi de bağlamaz. Çünkü bu sadece davaya bakacak olan ağır ceza mahkemesiyle ilgilidir. Uyar veya uymaz öyle değil mi yani Ağır Ceza Mahkemesi bunu bir hak ihlali olarak görür veya görmez Sayın Cumhurbaşkanımızın tepkisi daha çok onadır. ‘Bu karara uygulamak zorunda değiliz’ diyor. İlgili mahkeme dinlemeyebiliyor çünkü anayasaya aykırı bir şekilde verilmiş bir karar. Anayasa Mahkemesine 1 yıldır tutuklu olduğu halde davaları devam eden yüzlerce kişi bu konuda müracaatlarda bulunmuş hiçbirine bakılmıyor. Ama tabiî ki bir mahalle baskısı oluşturuldu içeride ve yurt içinde, yurt dışında. Sanki medya mensuplarının suç işleme imtiyazları varmış gibi olur. Bir gazeteci arkadaşımız Türkiye’deki mevcut ceza yasalarını ihlal edecek bir davranış içerisinde olabilirler. Basın görevini yaparken bir suç işleyemezler mi? İşleyebilir. Basın mensubu oldu diye onunla ilgili yasal süreç işlemeyecek mi? Tabi ki işleyecek. Nihayet yargılamayı yapacak olan mahkeme kararını verir. Şimdi ben sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki tepkisini bir vatandaş olarak anlıyorum. Türkiye’yi savaş suçları mahkemesinde yargılatmayı amaçlayan, Türkiye’yle ilgili böyle bir provokasyon karşısında sorumluluk mevkiindeki kişilerin Anayasa Mahkemesi üyelerinin başta sorumlu davranmaları gerekiyor. Vermiş oldukları kararların nereye varacağını iyi hesap etmeleri gerekiyor. Bu davaya bakacak olan Ağır Ceza Mahkemesi de bu karara uymak zorunda değil. Bu sadece onu bağlar beni de bağlamaz Cumhurbaşkanımızı da bağlamaz bizle ilgili bir şey değil. Anayasa Mahkemesi herkesi bağlar derken bir partiyi kapatmayla ilgili bir karar herkesi bağlar. Bir kanun çıkmış kanunun iptaline karar vermiş Anayasa Mahkemesi bu herkesi bağlar. Ama bu iki kişinin bireysel başvuru hakkını kullanmış bununla ilgili vermiş olduğu bir karar bu sadece bu kişileri ve bu davaya bakacak olan mahkemeyi bağlar” dedi. “MAHALLE BASKISINDAN KURTULUN” Şahin, mahkemenin karar konusunda özgürce hareket edebilmesi ve mahalle baskısının etkisinde kalmamış olmaları gerektiğini belirterek şunları kaydetti: “Konu basit bir konu değildir. Sıradan alenen adi suç niteliğinde bir istinat değildir. Türkiye’yi sıkıntıya sokmayı amaçlayan bir örgütün provakasyonunu medyaya taşıyan bu arkadaşlarımızda yargının önünde hesabını vermeliler tabiî ki vereceklerdir. Süreç bitmiş değil beraat falan da edilmiş değil. Ben Anayasa Mahkememizin hukuki değil de siyasi bir karar verdiği düşüncesindeyim. Mahalle baskısının etkisinde kalınmıştır. Bu davaya bakacak olan ağır ceza mahkemesi hakimlerinin mahalle baskısına pabuç bırakmaması hukuk neyi gerektiriyorsa ellerindeki deliller neyi gösteriyorsa o doğrultuda karar vermelerini bekliyorum. O bakımdan biz bir taraftan ülkemize milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz seçimlerden önce vermiş olduğumuz vaatlerin arkasında durarak bir bir gerçekleştireceğiz bir taraftan da ülkemize milletimize zarar vermeye çalışan bu örgütlerle mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz. Türkiye sağlam ellerdedir. Bölgemiz sorunlu bir bölgedir bakın tarih kitaplarına dünyanın en önemli çatışmaları haçlı seferleri bu bölge de olmuştur. Biz Türkiye olarak birlik ve beraberlik bağlarımızı daha da güçlendirerek Türkiye’yi bölmek isteyenlerin amaçlarını kursağında bırakacağız. Hep birlikte vatanımıza bayrağımıza sahip çıkacağız sahip çıkmaya devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Bakan Işıkhan: “500 bin konut projesi Türkiye tarihinde şimdiye kadar atılmış en büyük adım”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Ülkemiz için önemli bir dönüm noktası olarak gördüğümüz 500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım, hayata geçirilmiş en büyük sosyal devlet projelerinden birisidir" dedi.
Bir dizi program için Ordu’ya gelen Bakan Işıkhan, ilk olarak valiliği ziyaret etti. Vali Muammer Erol ve ilgililerce karşılanan Bakan Işıkhan, Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Işıkhan, ardından Yüzyılın Konut Projesi’nde hak sahiplerinin belirleneceği Altınordu ilçesindeki Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen TOKİ kura çekim törenine katıldı. Işıkhan, burada yaptığı konuşmada 500 bin konut hedefiyle başlatılan proje kapsamında Ordu’da 3 bin 334 hak sahibinin belirleneceğini ifade etti. Türkiye Yüzyılı vizyonuna vurgu yapan Bakan Işıkhan, çeşitli alanlarda yürütülen çalışmaların bu vizyon doğrultusunda şekillendiğini belirtti. Deprem bölgesinde yapılan çalışmalara da değinen Bakan Işıkhan, 6-7 Şubat depremlerinin ardından şehirlerin kısa sürede yeniden inşa edilmeye başlandığını söyledi.

"500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım"
Sosyal konut projesi hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Işıkhan, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ettiği Türkiye Yüzyılı vizyonuna Türkiye olarak artık tam anlamıyla kilitlenmiş durumdayız. Hamdolsun ki bu hedefi gerek iç politikada, gerekse dış politikada çalışma hayatından ekonomiye, sağlıktan eğitime, kültürden sosyal politikalara kadar her alanda kendimize mihenk olarak belirledik. Yüzyılın Konut Projesi, işte tam olarak böyle bir aklın, böyle bir anlayışın eseridir. Ülkemiz için önemli bir dönüm noktası olarak gördüğümüz 500 bin konut projesi, Türkiye’nin hem sosyal hem de kentsel dönüşüm tarihinde bugüne kadar atılmış en büyük adım, hayata geçirilmiş en büyük sosyal devlet projelerinden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki, toplumumuzun huzuru, mutluluğu ve gücü, vatandaşlarımızın evlerinde, hanelerinde ve yuvalarında başlar" diye konuştu.

"Depremin ardından 11 ilimizin tamamını dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek ayağa kaldırmaya başladık"
Bakan Işıkhan, 2023’te yaşanan 6 Şubat depreminin ardından 11 ilde çok büyük çalışmalara imza atıldığını ve şehirlerin ayağa kaldırıldığını ifade ederek, "Devletimiz, sosyal devlet anlayışıyla, devlet-millet işbirliğine inanarak, geçmişten bugüne, barınma gibi en temel ihtiyaçlar hususunda hiçbir vatandaşımızı mağdur etmemiş, millete hizmet sevdasıyla çalışan kadrolar eliyle daima vatandaşımızın yanında olmuştur. Hükümetimizin çeyrek asra yaklaşan iktidarı boyunca, Cumhurbaşkanımız liderliğinde, aziz milletimizin ve ülkemizin menfaatleri için gece gündüz çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Bu çabayı, bu özveriyi, bu gayreti en iyi Ordulu kardeşlerim bilir. Ordu’nun geçmişini de bugününü de en iyi sizler bilirsiniz. Şehrimize hangi hizmetleri kazandırdığımıza en yakın şahit, sizlersiniz. Öte yandan, malum 6-7 Şubat depremlerinde 11 ilimizi adeta dümdüz eden büyük bir yıkımı ülkece hep birlikte yaşadık. Bize dediler ki ‘Bu facianın altından kalkamazlar’, ‘Devlet bu enkazın altında kalır, bu kadar büyük bir yıkımı ayağa kaldıramazlar.’ Peki biz ne yaptık? Daha birinci yılı dolmadan 11 ilimizin tamamını dünyanın en büyük şantiyesine çevirerek, evlerimizi, iş yerlerimizi, binalarımızı bir bir ayağa kaldırmaya başladık. Şehirlerimizi eskisinden çok daha sağlam, çok daha modern, pırıl pırıl evlerle donattık. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir kenetlenmeyle asrın felaketini asrın dayanışmasına ve yardımlaşmasına çevirdik. Hamdolsun Rabbimizin yardımı, milletimizin duası, Sayın Cumhurbaşkanımız ve millete hizmet sevdalısı yol arkadaşları sayesinde depremin izlerini yavaş yavaş silmeye başladık" şeklinde konuştu.

"Hak sahipleri güvenli ve kolay şekilde ev sahibi olacak"
Kurada belirlenecek hak sahiplerine de hayırlı olsun temennisinde bulunan Bakan Işıkhan, "İnşallah bugün kuralarını çekerek hak sahiplerini belirleyeceğimiz konut seferberliğiyle birlikte diğer bütün şehirlerimizin çehresi ve sosyal dokusu da yeni bir boyut kazanacak. Ev sahibi olmak isteyen vatandaşlarımız hem güvenli hem de en uygun ödeme kolaylığıyla yeni hanelerine kavuşacak" ifadelerine yer verdi.

"Cumhurbaşkanımız bu büyük projeler ile sözünün eri olduğunu gösteriyor"
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler ise, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu çalışmaların mimarı ve aynı zamanda hareketin kurucusu. Kendisi burada sözünün eri olduğunu bu projeler ile bir defa daha göstermiştir. Ordu’muza kazandırdığı bu evler, sadece bir adım değil, bundan sonra devam edecek, ülkemizi dünyanın sayılı ülkelerinden birisi haline getirecek dünya lideri olarak da kendisine yakışanı yapmaktadır. Bunu dost-düşman herkes biliyor. Hepsi de onu güvenilir insan olarak görüyor" diye konuştu.
Konuşmaların ardından yapılan dua sonrası protokol, şehit yakınları ve gazilerin katılımı ile kuralar çekildi. Kent genelinde ev sahibi olmak için 29 bin 497 kişinin başvuru yaptığı öğrenilirken, merkezde bin 500, Aybastı ilçesinde 76, Çamaş ilçesinde 39, Çatalpınar ilçesinde 77, Çaybaşı ilçesinde 31, Fatsa ilçesinde 750, Gölköy ilçesinde 100, Gülyalı ilçesinde 50, Gürgentepe ilçesinde 52, Kabadüz ilçesinde 79, Korgan ilçesinde 80 ve Ünye ilçesinde 500 sosyal konut inşa edilecek.
Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti Ordu Milletvekilleri İbrahim Ufuk Kaynak ve Mustafa Hamarat, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, TOKİ Başkan Yardımcısı Osman Direnç ve vatandaşlar katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin