23 Kasım, 2023 15:25 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 27.12.2023 16:26
Bu Yazıyı Paylaş
veya linki kopyala
Okuma Süresi: 1dk
Yorum:0
Safranbolu KHGB Meclis Toplantısı Yapıldı
Safranbolu Köylere Hizmet Götürme Birliği (KHGB) 2023 Yılı 2. Olağan Meclis Toplantısı yapıldı.
Sunal Tülbentçi Öğretmenevi salonunda yapılan toplantıya; Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Sözen, İl Özel İdare Genel Sekreteri Şerafettin Kelleci, Safranbolu İl Genel Meclis Üyeleri Mustafa Ünal, Zafer Özdemir ile Nuri Kırımlı, Birlik Müdürü Gökhan Kara, İlçe Özel İdare Müdürü Talha Durum, Safranbolu İlçe Teknik Sorumlusu Recep Yalçın ve Köy Muhtarları katıldı.
Toplantıda konuşan İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Sözen; Cumhuriyet tarihinin ülkemizdeki kırsal altyapının desteklemesi adına en büyük projesi olan KÖYDES Projesi ile köylerde yaşayan vatandaşların daha huzurlu ve güvende olmasının sağlandığını belirterek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında kırsal kalkınmayı destekleme, köylerin altyapısını iyileştirme ve yaşanabilir hale getirme vatandaşlarımızın daha iyi bir alt yapıda hayatlarını sürdürmek, tarımsal çalışmalarına ve üretim hayatına katkı sağlamak amacıyla başlattığı KÖYDES programı kapsamında Safranbolu İlçemize bu yıla kadar toplamda 68 milyon 96 bin TL ödenek gelmiştir. Gelen bu ödenekler ile 333 proje hayata geçirilmiştir. Yol medeniyettir anlayışı ile yaptığımız çalışmalarda 174 km BSK çalışması Safranbolu köy yollarımıza serilmiş olup; toplamda 610 km yol ağımız yapılmıştır. Yine şunu belirtmek isterim ki önümüzdeki 4 yıl içerisinde Safranbolu İlçemizin köylerinde asfaltını yapmadığımız yol kalmayacak şekilde çalışmalarımıza devam edeceğiz.Yapılan bu hizmetler ve ödeneklerin temin edilmesinde öncelikle Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Bakanlarımıza, Valimize, Milletvekillerimize, Kaymakamımıza, Özel İdare Genel Sekreterimize ve Meclis Üyelerimiz ile gece gündüz demeden mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan personellerimize teşekkür eder, herkese çalışmalarında kolaylıklar dilerim” dedi. (Yusuf Korkmaz)
Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.
Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.
Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.
Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.
Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.
Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.
Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.
Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.