Saatler 26 Ekim’de Geri Alınacak - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Ekim, 2014 14:50 tarihinde yayınlandı
0
0

Saatler 26 Ekim’de Geri Alınacak

Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 31 Mart Pazartesi günü 03.00’ten itibaren 1 saat ileri alınan saatler, bu kez 26 Ekim Pazar günü 04.00’ten itibaren 1 saat geri alınacak.

Saatlerin geri alınması ile birlikte mesai saatlerinde de düzenleme yapılacak. Konuyla ilgili olarak Karabük Valiliğinden yapılan açıklamada; “16 Şubat 2014 tarih ve 28915 Sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 27/01/2014tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince; 26 Ekim 2014 Pazar günü saat 04.00′ den itibaren saatler 1 saat geri alınacağı öngörülmüştür.

            İlimizdeki kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanacak olan çalışma saatleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 100. Maddesi gereğince, 27 Ekim 2014 Pazartesi gününden itibaren Sabah 08.00–12.00, Öğleden sonra 13.00–17.00 olarak yeniden düzenlenmiştir.

Özel Kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre çalışma saatlerini düzenlemek zorunda olan Kamu Kurum ve Kuruluşlara ait hükümler saklıdır”  denildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…