Karabük Postası tarafından
06 Temmuz, 2023 15:46 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Öztoprak, CHP Merkez İlçe Başkanlığına Adaylığını Açıkladı

Göksun Öztoprak Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez İlçe Kongresi öncesi Başkanlığa aday olduğunu düzenlediği basın toplantısı ile  açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisinin her kademesinde görev alan Merkez İlçe Başkan Adayı Göksun Öztoprak, adaylık açıklamasında şunları söyledi: “Yıllardır Yönetimlerin her kademesinde görev aldığım CHP de şimdi merkez ilçe başkanı olarak görev yapmak için yola çıkıyorum. Karabük’te doğmuş ilk, orta ve lise hayatını Karabük’te tamamlamış, üniversiteyi farklı şehirlerde tecrübe etmiş Karabüklü bir kardeşinizim. Gerek iş hayatım gerek sosyal hayatımın gereksinimleri için sık sık şehir dışına çıkıyor, Karabük ile diğer şehirleri kıyaslama fırsatı yakalıyorum. Neden karabük teşvikten, Yatırımlardan mahrum bırakılıyor? Bölge de tüm iller teşfikten yatırımdan dibine kadar faydalanırken neden benim şehrime bir çivi bile çakılmıyor? Genç arkadaşım, askerden gelen arkadaşım üniversite bitiren arkadaşım neden hala işsiz ve işini aşını başka şehirlerde arıyor? Evet Karabük halkı mutsuz,anneler, babalar mutsuz zira hepsi bir bayram tatilini olsa da çocuklarını torunlarını görsek beklentisinde. Gurbete gönderdiğimiz Karabük'lü genç arkadaşlarımın sesi olacağım. Şimdi Soruyorum size  çay kenarlarının düzeltilmesimi lazım size? Çocuğunuzun işi bulmasımı? Kahve köşelerinden kurtulması mı? Bakın değerli Karabüklüler ben eğitim hayatımı Karabük'te yapmış bir evladımızım. Benim döneminde ve önceki dönemlerde de Karabuk te eğitim seviyesi her zaman yüksek olmuştur..Karabük eğitimde hep birinci olmuş ve nice başarılı bilim adamları iş adamları doktorlar mühendisler yetiştirmiştir. Bu kadar yüksek eğitim seviyesine sahip bir şehrimiz var ama Karabük bu cevheri yıllardır başka şehirlere başka ülkelere gönderiyor. Yazlık değil mi bu şehre !! Üniversiteler bilim üreten araştırma yapan yerledir. Sayın Yilmaz Büyükerşen in başkanlığını yaptığı Eskişehir'e bakarsak bir üniversitenin şehre neler katabileceğini görürüz,bizi yönetenler bunu neden görmüyor? Biz göstereceğiz !!Bu üniversite yabancı öğrenci kampı olmaktan çıkacak,Karabük’ün gelişimini sağlayacak.Ekonomik,sosyal araştırmalar yapacak. Karabük’e sosyal kültürel ve bilimsel katkı sağlayacak. Sağlayıncaya kadar tepelerinden inmeyeceğiz. Ben Göksun Öztoprak Hastanesinde doğduğum, kaldırımlarında yürüdüğüm.sokaklarında büyüdüğüm ekmek yediğim bu kenti herkesin hayal ettiği bir şehir haline getirmeye hepinizin ve kamuoyunun huzurunda Ant içiyorum veya söz veriyorum. Gelin üretenlerin söz sahibi olacağı, emeğin en yüce değer sayılacağı, emin adımlarla geleceğe yürüyebileceğimiz bir Cumhuriyet Halk Partisi yönetimini hep birlikte kuralım. Altında yaşamaktan onur duyduğum ulu çinar Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişinden ders alarak, asla ve asla özünden uzaklaşmadan, geleceğini inşa etmeğinde yan yana omuz omuza olmanın gururunu birlikte yaşayalım. Bugüne kadar genelde sözde kalan birlik ve beraberlik mesajlarımızı gerçeğe dönüştürmek için, kadının, gencin adının değil ağırlığının olduğu bir yönetim kurmak için, adını her gün minnetle yad etmezsem eksik hissettiğim Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün emaneti partimizi iktidara taşımak için sizlerle beraber el ele bir yola çıkmak istiyorum. Kimsenin boyunduruğu altında olmadan, kimseyi dışlamadan, farklılıkları kucaklayıp partimize renk olarak katacak bir anlayışla birçok farklı kişi tarafımdan aday olmam konusunda aldığım telkinler ve destekler sonucu bugün karşınızdayım. Sizlerin desteğiyle Cumhuriyet Halk Partisi Karabük Merkez İlçe Başkanlığına adayım. Tabi ki birçok hayalimiz var partimize dair. Ancak önceliğimiz bütün parti içi kutuplaşmaları redderek ülkemizin üzerine karabasan gibi çöken mevcut iktidarın zulmünden kurtarmak için partimizi hak ettiği yer olan İktidara taşımaktır. Ülkemizin acilen kucaklaşmaya, yaralarını sarmaya ve engin hoşgörüyle yola çıkan yeni bir yönetim anlayışına ihtiyacı vardır. Bu yolda ilk basamağı yerel yönetimler ve dolayısıyla CHP ilçe yönetimleridir. Yerelden örgütlenmeyen her anlayış çökmeye mahkumdur. Sağlam ve emin adımlarla ilerlemek için en önemli basamağımız önümüzdeki parti içi seçimlerimizdir. Ancak bir şey unutulmamalıdır. Bu seçim sadece daha iyiye varmak adına çıkılan geçici bir yoldur. Seçimler geçici, yoldaşlık bakidir. Bu yüzden çıktığım bu yolda geçmiş dönemde yönetimlerde yer alan ya da bu dönem aday olarak yer almak isteyen bütün yoldaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim." (Haber Merkezi) https://www.youtube.com/watch?v=sOM5RQoZunY&t=106s
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
30 Ocak, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 29.01.2026 16:44
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

TARİHİ PROJEDE GÖZLER KARDEMİR’DE!

Türkiye ve Suriye, Osmanlı döneminin en sembolik projelerinden biri olan İstanbul’dan Medine’ye uzanan Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırmak için harekete geçti.  İki ülke arasında başlayan bu tarihi işbirliğinde, Türkiye’nin ray ve demiryolu tekeri üretimindeki tek milli markası Karabük Demir Çelik İşletmeleri’nin (KARDEMİR) projeye nasıl bir rol üstleneceği merak ediliyor.

Türkiye ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu döneminin en önemli sembollerinden biri olan İstanbul'dan Medine'ye uzanan Hicaz Demiryolu'nu yeniden inşa etmek için tarihi bir adım attı. İki ülke arasındaki yakınlaşma sürecinde demiryolu ağının yeniden canlandırılması ön plana çıktı.

Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz ile Suriye Ulaştırma Bakanı Yarub Bedir'in gerçekleştirdiği görüşmede, Hicaz Demiryolu'nun ihya edilmesi ana gündem maddelerinden biri olarak ele alındı. Büyükelçi Yılmaz, yaptığı açıklamayla projenin iki ülkenin gündeminde olduğunu teyit etti.

KARDEMİR'DEN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ

Projenin uygulama aşamasında Türkiye'nin demiryolu sektöründeki tek milli markası Karabük Demir Çelik Fabrikaları'nın  (KARDEMİR) kritik rol üstleneceği ifade ediliyor.  Demiryolu altyapısının yeniden inşasında raylar, traversler ve vagon tekerleri gibi temel bileşenlerin temininde KARDEMİR'in yerli üretim kapasitesi ve tecrübesinin projenin bel kemiğini oluşturacağı belirtiliyor.

KARDEMİR, sahip olduğu ileri teknoloji üretim tesisleriyle projenin teknik ihtiyaçlarını karşılamaya hazır olduğu belirtilirken, yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip Demiryolu Tekeri Üretim Tesisi'nde 700 mm'den 1250 mm'ye kadar farklı çaplarda yük, yolcu, YHT ve lokomotif tekerleri üretilebiliyor.

AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM

Şirketin 2007 yılında devreye aldığı Ray-Profil Haddehanesi ise yıllık 450 bin ton kapasiteyle bölgenin en önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor. 12-75 metre uzunlukta, 46-60 kg/m ağırlığında rayların yanı sıra R350 HT sertleştirilmiş raylar ile oluklu raylar bu tesiste üretiliyor. Avrupa'da sayılı üreticide bulunan HPQ belgesine sahip tesis, milimetrenin yüzde biri hassasiyetle üretim yapabiliyor.

STRATEJİK ENTEGRASYON PROJESİ

Tarihi Hicaz Demiryolu'nun yeniden hayata geçirilmesi, sadece nostaljik bir hat olmanın ötesinde Türkiye-Suriye hattında ekonomik ve lojistik entegrasyonu güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Projenin teknik ve endüstriyel altyapısının büyük ölçüde KARDEMİR öncülüğünde şekillenmesi bekleniyor.

Öte yandan bu projenin iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağları güçlendireceği, bölgesel kalkınmaya önemli katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Öte yandan konuyla ilgili olarak KARDEMİR yetkililerinden açıklama yapılması bekleniyor.

HİCAZ DEMİR YOLU PROJESİ'NİN ÖNEMİ

Sultan II. Abdülhamid’in en önemli girişimlerinden biri olan Hicaz Demir yolu, 117 yıl önce hizmete açıldı. Abdülhamid, bu projeyle hem dini hem de siyasi bir hedef gözetti.

1 Eylül 1900’de temeli atılan hat, Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılına denk geldi. Şam’dan başlayarak Medine’ye kadar uzanan 1464 kilometrelik demiryolu, hac yolculuğunu kolaylaştırmasının yanı sıra Osmanlı’ya askeri ve ekonomik katkılar sağladı.

İnşa süreci için İstanbul’da Komisyon-ı Ali kuruldu. Çalışmalar sırasında binlerce köprü, tünel ve istasyon yapıldı. Projenin finansmanı büyük ölçüde Osmanlı içinden ve dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlardan gelen bağışlarla karşılandı. İlk bağışı ise 50 bin lira ile Sultan Andülhamid  yaptı.

1908’de açılan hatta Medine-Mekke arasındaki 450 kilometrelik bölüm bedevi saldırıları ve siyasi engeller yüzünden tamamlanamadı. Ancak hat, Osmanlı’nın asker sevkiyatında ve bölgesel ticarette kritik bir rol oynadı. Sultan Abdülhamid, Medine yakınlarındaki kısımlarda ise hassasiyet göstererek rayların altına keçe döşetti. Bunun nedeni, gürültünün Hazreti Peygamber’in ruhaniyetini rahatsız etmemesi içindi.

Bizi sosyal medyadan takip edin