Karabük Postası tarafından
30 Aralık, 2016 14:33 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 5dk
Yorum: 0

“Ormanlarımız Çöplük Olmasın” Komitesi Şahin ve Uysal ile görüştü

Yenice Orman İşletme Müdürlüğü’nün Kavaklı Ormanlarında Katı Atık Bertaraf Tesisi kurulacağı haberleri üzerine Yenice’de oluşturulan “Ormanlarımız Çöplük Olmasın” komitesi Yenice’ye gelen AK Parti Karabük Milletvekilleri Mehmet Ali Şahin ve Burhanettin Uysal ile görüşme yaptı. Milletvekilleri Şahin ve Uysal ile yaklaşık yarım saat süren görüşmede komite adına konuşan Mustafa Akay; “Siyasetle uzaktan yakından ilgisi olmayacak şekilde Ormanlarımız Çöplük Olmasın diye bir komite kurduk. Size bu konuyu arz etmeye Ankara’ya gelecektik ama gelişme bu şekilde oldu. Sayın Valimize konuyu ilettik. Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin ormanlarımıza yapılmasını istemiyoruz. Katı Atık Bertaraf Tesisi hangi yöntemle yapılırsa yapılsın ormanlara zarar verecek bir kuruluş olacak.“ demesi üzerine Karabük Milletvekili Şahin ise “Mustafa bey Karabük ve Yenice’de orman olmayan yer var mı?” diye sordu. Bu soru üzerine Akay, “çorak yerlerimiz var” dedi. Şahin ise “Yenice’nin yüzde yüzü ormandır Allah aşkına.” diyerek, elinde bulunan ilçelere ait çöplüklerin fotoğraflarını göstererek, “Sizin platform olarak bu görüntülerle mücadele etmeniz lazım. Bu nedir dökülen çöpler orman içerisinde. Buyrun evlerin yanında çöpler. Sizin bu görüntülerle ilgili platform olarak demeniz lazım ki arkadaşlar bu görüntüler Yenice’ye yakışmıyor bir tesis kurulsun. Bu sadece Yenice’de değil, Ovacık’ta böyle, Eskipazar’da böyle Eflani’de böyle, Merkezde böyle.“ dedi. Akay ise; “Biz Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin kurulmasına karşı değiliz. Katı Atık Bertaraf Tesisi dünyada artık gerekli olan bir tesis. Karşı olduğumuz nokta ormana yapılması. Bu Yenice sınırı, Karabük sınırı falan sınır. Biz sınır noktasında değiliz. Eğer bu Katı Atık Bertaraf Tesisi Boduroğlu Yaylası’na yapılıyorsa karşıyız. Eskipazar’ın Sorgun’un da yapılsa karşıyız. Doğaya zarar verecek bir boyuta ulaştığına inanıyoruz. Ve bunu inceledik .Türkiye’deki örneklerini inceledik, batıdaki örneklerini inceledik. Hatta batıdaki örneklerin bir kısmını gördük. Şöyle bir algı oluşmasın. Bazı arkadaşlardan bazı çevrelerden bizi birilerinin güdümü ile bu işi yaptığı şeklinde bir algı oluşturuluyor. Biz belli bir yaşa gelmiş kendimizi şimdiye kadar kullandırmayan insanlar olarak bundan sonra da hiç kimseye kendimizi kullandırmayız. Bu bizim Yenice halkının bir masum isteğidir. Şimdi Katı Atık Bertaraf Tesisi yapılsın eyvallah, yapılmasın demiyoruz ki. Geriye doğru dönerek o zaman belki anımsarsınız. Aşağı Kızılcıören Köyü’nde bunun temeli 2006 yılında atıldı. 12 yıldan beri bu işi beceremedi Karabük. Kar-Çev diye bir kuruluş kuruldu. 12 yıl gibi bir zaman kaybı oldu. Türkiye’de zaman niye böyle boşuna harcanıyor? Zaman çok değerli bir şey. O anlamda Katı Atık Bertaraf Tesisi’ne karşı değiliz, yerine karşıyız. Biraz önce de söylediğim gibi ormanda olmasını istemiyoruz. İnceledik 3 yöntemle yapılıyor bu. Üç yöntemde de havayı, suyu ve toprağı kirletiyor. Daha çorak yerler bulunabilir. Yerleşim alanlarından uzak, akarsulardan uzak , ormandan uzak doğayı tahrip etmeyecek yerler bulunmalı. Hangi yöntemle yapılırsa yapılsın bunların salacağı gazlar benim ormanımı çürütecek. Orman benim, orman dünyanın bizim ormanımız değil. Bu ormanları dünya tanıyor maalesef Türkiye tanımıyor. Ben bu ormanların Türkiye’de de tanınmasına katkı sağlamaya çabalamış bir insan olarak bunu sizden rica ediyorum. Sizi bölgemizin yetiştirdiği bir siyasetçi olarak sayıyorum. Burhahettin beyi seviyoruz. Lütfen bize katkı verin, destek verin. Daha uygun bir yer bulunsun. Ormanı, toprağı, havayı kirletmesin. Yani şimdi biz geldik gidiyoruz. Geriden gelecek kuşak var. O çocuklara günah değil mi. İzmit’e bir gidelim, İstanbul’a bir gidelim. Bilemiyorum size yanlış bir bilgi mi verildi nasıl o noktaya geldi. Niye bu Kızılcıören Köyü’nden vazgeçilip de iş buraya çevrildi bunları iyi irdeleyelim. Bu ormanlar hepimizin. Bazıları da Yenice sınırlarında yapılmıyor diyor. Bizim meselemiz Yenice sınırı, Karabük sınırı değil. Karabük’ün tamamı bizim değil mi? Karabük’ün tamamı bizim. Biz Karabüklüyüz. Eğer Karabük’te yaşayan insanlar biz Karabüklüyüz diyemiyorlarsa bir yerde sıkıntı vardır. Biz Karabüklüyüz. Ha bu Yenice’de yapılmış ha Eflani’de yapılmış hiç fark etmez. Daha uygun yerler bulunabilir. Biz sizden istirham ediyoruz. Size arz ediyoruz durumu. Daha uygun yer bulunması konusunda bize lütfen yardımcı olun“ dedi. Şahin ise: “Başından beri işin içindeyim. Aşağı Kızılcıören Köyü’nde ben Karabük’e gelmeden önce yani Karabük Milletvekili adayı olmadan önce başlamış olan bir yatırımdır. ÇED raporu filan verilmiş ancak alan müteahhit yakinen takip etmişsinizdir. Burada heyelan var dolayısıyla ben bu işi yapmayacağım diye önce kuruma sonra yargıya başvurmuş. Yargı kendisini haklı bulmuş ve bildiğim kadarıyla şuanda Yargıtay’da. Bizde bunun üzerine Mehmet Ceylan bey Bakan Yardımcısı olunca Mehmet bey bu konuyla yakından ilgilen bizim Karabük’te Katı Atık Bertaraf Tesisi ihtiyacımız var. Çöp vahşi depolama yolunda çevre zaten bu şekilde kirleniyor. Tüm ilçelerde de böyle merkezde de böyle. Mühendisleri geldi incelemişler. Demişler ki evet burada gerçekten bir heyelan var. Şu sorunun da cevabını aramak lazım. Neden oraya heyelan yoktur diye ÇED raporu verdi. Kim verdi veya kimler verdi sorgulanması gereken yönlerden biri ama ayrı bir mevzu. Demişler ki eğer bu Katı Atık Bertaraf Tesisi normalde 1’e mal olacak burada 10’a malolur. Bunun üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buraya bunu yapmayı uygun görmedi. Arayış içerisine girildi. Özellikle Çevre Bakanlığı Mehmet beyin orada Bakan Yardımcısı olması dolayısıyla buraya özel bir önem verdi. Çok gecikmiş olan bir hizmetti bu. En sonunda karayolları taş ocağı olarak 100 hektarlık bir alan var orada onun 20 hektarına böyle bir tesisin yapılabileceği gündeme geldi. Kuruluşlarla yazışmalar yapılmış. 11 kuruluş yazılı olarak olumlu görüş vermiş. Zemin etüdü ve ÇED raporları henüz gelmedi. Bunlar geldikten sonra tabii ben konuyu incelettim Bakanlıktan da bilgiler aldım. Artık bu konuda bilim ve teknoloji çok gelişti. Dolayısıyla çevreyi kirletmeden üstelik buradaki atık suların başka yerlere kayarak farklı olumsuzluklar getirmesini önleyecek şekilde bir takım yeni metotlar geliştirmişler. Mesela üstünü toprakla örtüyorlar tekrar döküp tekrar örtüyorlar. Zonguldak’ta da Katı Atık Bertaraf Tesisi var ve orman içinde.”demesi üzerine Komite Başkanı Mustafa Akay; “Zonguldak bizi ilgilendirmiyor. O bizim ilimizin dışında. Biz Karabük’üz” dedi. Şahin konuşmasına devam ederek, “Ormanın içerisinde yapılmasına karşıyız dediniz de komşumuz, eski vilayetimiz .Orman içerisine böyle bir tesisi yapmış kimsenin de şikayeti yok. Gayet de düzgün işliyor. Bolu’da da bir tane Katı Atık Bertaraf Tesisi. İkincisi yine orman içerisine yapılıyor. Bartın’da şuan ihalesi yapılıyor oda orman içine yapılacak. Orman içerisine yapılış olması ormanı ortadan kaldıran bir sonuç doğurmuyor. Bu konuda ki bilim ve teknoloji artık gelişti” dedi. Akay söz alarak “Siz kendi açınızdan haklısınızdır bir şey diyemem. Biz size durumu bir arz edelim dedik. Bölgemizin siyaset büyüğü olarak size bir arz edelim dedik. İmza kampanyasını başlatıyorduk. Sizinle görüşmeden başlatmayalım dedik. Biz artık imza kampanyamızı başlatıyoruz. Gerekirse Sayın Cumhurbaşkanına, Başbakanlığa, Orman Bakanlığı’na, Çevre Bakanlığına, dünyadaki çeşitli platformlara, Türkiye’deki çevre platformlarına bu olayı taşıyacağız. Ama o noktaya gelmeden lütfen siz bize yardımcı olun” dedi. Şahin ; “Şuan uzman arkadaşlarımız bakanlık yetkilileri Karabük’te en uygun yer orayı gördüklerini ifade ettiler. Nitekim onun üzerine de bir takım incelemeler yapıldı, yazışmalar yapıldı. Gittiler, baktılar. Şuan bizim gündemimizde buranın dışında daha uygun bir yer şuanda yok” demesi üzerine Akay; “Ankara’dan gelen uzman arkadaşlar Su Batan Yaylasını nereden bilecekler?” dedi. Şahin: “Ben hukukçuyum, mühendis değilim” deyince, Akay da;” Zaten sizin hukukçuluğunuza güvenerek bu durumu size anlatıyoruz. O uzmanların anlattığı bana hikaye geliyor. Ankara’dan gelmiş Uzman Subatan Yaylasını orda görmüş mü de burası uygun demiş? Bana hikaye geliyor o. Siz hukuk adamı olarak bizim yanımızda olun” dedi. Şahin , “Ben burada böyle bir Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yapılması halinde Yenice ormanlarına bir zarar gelmeyeceği düşüncesindeyim” dedi. Akay da, “Biz de zarar geleceği düşüncesindeyiz. Size durumumuzu arz ettik. Bundan sonra ki süreçte bunun altını çizerek söylüyorum. Bu oluşumun kesinlikle siyasetle ilgisi yok. “diyerek komitede bulunan üyeleri tanıttı. Akay “ Siz kendi pencerenizden haklısınız, İl Başkanı kendi penceresinden haklıdır ama bizde davamızda haklıyız . Biz artık imza toplamaya başlıyoruz. Nereye ulaşabiliyorsak dünyanın neresine ulaşabiliyorsak oralara ulaşmaya çalışacağız.”diyerek görüşme sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
05 Şubat, 2026 11:44 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ADRESE TESLİM İHALE !

Cumhuriyet tarihinin en çok değişen kanunu, Kamu İhale Kanunudur. 4734 sayılı bu kanunun amacı, kamu hukukuna tâbi olan veya kamunun denetimi altında bulunan, kamu kaynağı kullanan kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları ihalelerde uygulanacak esas ve usulleri belirlemektir.

4734 sayılı kanun kapsamında uygulanmakta olan 3 ayrı ihale usulü vardır; açık ihale usulü, belli istekliler arasında ihale usulü ve pazarlık usulü.
Usüller kanunla belirlenmiştir.

Kamu İhale Kanununda yapılan değişiklikleri takip etmek o kadar zor ki, bırakın içeriğini, yapılan değişiklikleri takip etmeyi, değişikliklerin sayısını bile takip etmekte zorlanıyoruz. Yanılmıyorsam bu kanun son 24 yılda 200 kez değişikliğe uğradı.
Bir kanun neden bu kadar çok değişikliğe uğrar?
Diğer ülkelerde böyle bir durum söz konusu değil. Kanunu bir kez yapmışlar değiştirmeden kullanıyorlar. Araştırın bakın,
Örnek, German Public Procurement Law ( Almanya Kamu İhale Kanunu) Adamlar, adam gibi kanun yapmışlar değiştirmeye gerek görmeden yıllardır kullanıyorlar.

02.06.1934 tarihinde yürürlüğe giren 2490 sayılı Devlet İhale Kanunu uzun bir uygulama döneminden sonra 08.09.1983 tarihinde 2886 sayılı kanun ile yeniden düzenlenmişti.

Kanunlar günün şartlarına göre zaman zaman tabii ki revize edilmelidir. Bu düzenleme 3- 5 kez olabilir. Bu gayet normal. Kamu İhale kanunu son 24 yılda 200 defa değiştirmek biraz anormal değil mi?

BİR ŞİRKET RAKİPSİZ OLARAK NASIL İHALEYE GİRER?

Bu iki şekilde mümkündür.

  1. İhale edilen işte gerçekten rakibiniz yoktur. O alanda tek yetkinlik sizin firmanızdadır.
  2. Rakipleriniz vardır fakat ihale şartnamesi öyle bir hazırlanmıştır ki, adete sizin firmanızı tarif eder. Yani adrese teslimdir!
    İhaleleri hep aynı şirketlerin almasını başka türlü izah edemezsiniz.

Konun daha iyi anlaşılması için örnek vereyim.
Bir bakır madeni projesi ihale edileceğini varsayalım. İhale şartnamesinde, ihaleye girecek firmanın, bakır izabe tesisine sahip olması hükmünü koyarsınız. Böyle bir tesis sadece ihaleyi vermek istediğiniz firmada vardır. Bir anda ihaleye girmek isteyen tüm firmalar kafadan elenir.
Tesise sahip olan firma ile pazarlık yapsanız da, ihaleye rakipsiz girdiği için fiyatta fazla kırım yapmaz. "İşine gelirse, benim fiyatım bu" tavrıyla yaklaşır. Neticede ihaleyi yüksek fiyattan alır. Çünkü rekabet yoktur. Rekabetin olmadığı yerde kırım olmaz

Bu neye benzer biliyor musunuz? Akşama yemeğine ağır misafiriniz var. Misafir imam bayıldıyı çok seviyor. Pazardan mutlaka patlıcan almanız gerekiyor. Pazarda da patlıcan satan sadece bir tezgah var. Adam rakibi olmadığı için patlıcanı olması gereken fiyatın 3 katına satıyor. Eşiniz de "Sakın pazardan patlıcan almadan gelme" diye tembih etmiş. Bulunduğunuz yerde patlıcan satan başka biri de yok. Mecburen parayı verip alıyorsunuz. Pazarcı size patlıcanı fahiş fiyattan dayıyor!

Vaziyet aynen budur.
Bilmem anlatabildim mi?

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.