karabuk
İmsak 06:04
Güneş 07:29
Öğle 13:08
İkindi 16:07
Akşam 18:37
Yatsı 19:57
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2025 12:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

OMÜ’ye “Spor Dostu Kampüs” ünvanı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), yerleşke hayatında spor kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalarıyla "Spor Dostu Kampüs" unvanı aldı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) iş birliğinde yürütülen proje kapsamında düzenlenen Spor Dostu Yerleşke Sertifika Takdim Merasimi, Rize’de yapıldı. Merasimde 47 üniversitenin 48 yerleşkesine "Spor Dostu Kampüs" sertifikası takdim edildi. OMÜ ismine sertifikayı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten teslim aldı.
Programda konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Türkiye’de spor alanında büyük bir tesis ihtilali yaşandığını belirterek, "Sporun düzgünleştirici ve birleştirici gücü gençlerimiz için çok kıymetli. Üniversitelerimizin bu dinamizmi yakalaması bizi memnun ediyor" dedi.
YÖK Lideri Prof. Dr. Erol Özvar ise bu yıl projeye 208 üniversiteden müracaat geldiğini belirtti. Özvar, "83 üniversiteden gelen müracaatlar değerlendirildi. Belirlenen 45 kriter doğrultusunda yapılan puanlama sonucu 47 üniversitenin 48 yerleşkesi Spor Dostu Yerleşke unvanını almaya hak kazandı" diye konuştu.
Dünya Etnospor Birliği Lideri Bilal Erdoğan da "Üniversitelerimizin bu istikamette rekabete girmesi çok değerli. Sporun her alanda yaygınlaşmasını diliyorum" sözlerini kullandı.
Sertifika; yerleşkede fizikî aktivitenin teşvik edilmesi, sağlıklı hayat alışkanlıklarının kazandırılması, toplumsal etkileşimin arttırılması ve sürdürülebilir spor kültürünün oluşturulması üzere kriterlerin muvaffakiyetle sağlandığını belgeliyor. Projenin lansmanı geçen yıl OMÜ’de 35 branşta yaklaşık 100 ulusal atletin iştirakiyle yapılmıştı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
21 Şubat, 2026 08:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 20.02.2026 15:10
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

ÇOCUĞUNUZUN SESSİZ ÇIĞLIĞINI DUYUN!

Her geçen gün artan akran zorbalığı vakaları toplumda ciddi endişe yaratıyor. Çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan bu sorun, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyerek ağır sonuçlara yol açabiliyor.

Son yıllarda akran zorbalığının ulaştığı boyut, toplumda ciddi endişe yaratıyor. Pek çok çocuk ve gencin fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiği bu sorun, bazı vakalarda şiddetin en ağır biçimlerine kadar uzanıyor. Neredeyse her gün çocukların bıçaklandığı ya da hayatını kaybettiği olayların gündeme gelmesi, akran zorbalığının ne denli acil bir mesele olduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye genelinde olduğu gibi Karabük’te de benzer olayların artış göstermesi, hem eğitim camiasında hem de aileler arasında kaygıyı artırıyor.

Okullarda ve dijital platformlarda giderek yaygınlaşan akran zorbalığı, artık belirli bir nedene bağlı olmaksızın çocukların ve gençlerin yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, günümüzde yaşanan zorbalık vakalarının önemli bir kısmında net bir sebep bulunmadığına dikkat çekiyor. Dış görünüş, sessiz bir kişilik yapısı, akademik başarı ya da başarısızlık gibi herhangi bir özellik, zorbalık için yeterli gerekçe olarak görülebiliyor.

Eğitimciler, sosyal medyanın etkisiyle zorbalığın biçim değiştirdiğini vurguluyor. Fiziksel ve sözlü zorbalığın yanı sıra dışlama, alay etme, küçük düşürücü paylaşımlar ve mesajlaşma yoluyla yapılan siber zorbalık vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Bu durum, mağdur öğrencilerin akademik başarısını düşürürken; kaygı bozukluğu, özgüven kaybı ve sosyal içe kapanma gibi psikolojik sorunlara da yol açıyor.

Zorbalığa maruz kalan birçok çocuk, neden hedef alındığını anlayamazken zamanla suçu kendinde aramaya başlıyor. Uzmanlar, bu süreçte ailelerin ve öğretmenlerin çocukları yakından gözlemlemesinin ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Milli Eğitim camiasında ise akran zorbalığına yönelik farkındalık çalışmalarının artırılması gerektiği ifade ediliyor. Okullarda rehberlik servislerinin daha aktif rol üstlenmesi, yalnızca mağdur öğrencilerin değil, zorbalık yapan çocukların da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre, zorbalık davranışlarının altında yatan nedenler ele alınmadan kalıcı bir çözüm sağlanması mümkün değil.

Yetkililer, akran zorbalığıyla mücadelenin erken yaşta empati eğitimi, açık iletişim ve güvenli okul ortamlarının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor. Zorbalığın bireysel olduğu kadar toplumsal bir sorun olduğuna işaret edilirken, yaşanan olayların zaman zaman şiddet ve ölümle sonuçlanmasının tehlikenin boyutunu açıkça ortaya koyduğu belirtiliyor.

.

Bizi sosyal medyadan takip edin