Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Eylül, 2023 04:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Ölen bebeğini arsaya gömen anne hakim karşısına çıktı

Ordu’da, dünyaya getirdiği bebeği evinin yakınındaki bir arsaya gömdüğü iddiasıyla yargılanan ve ilk duruşmasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılan anne, 2. kez hakim karşısına çıktı.
Olay, Altınordu ilçesi Karşıyaka Mahallesi 933 Sokak’ta 6 Ekim tarihinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir ihbarı değerlendiren polis ekipleri, 11 Eylül tarihinde dünyaya gelen kız bebeğinin annesi Bilge Ç.yi (27) gözaltına aldı. Bebeğin evde olmaması üzerine kadını sorguya alan polis ekipleri, kadının sorgusunda bebeğini gömdüğü bilgisine ulaştı. Kadının itirafı üzerine evlerinin karşısında bulunan tarlada arama yapan polis ekipleri, çöp torbasına benzer bir şeye konularak gömülen bebeği çıkarttı. Bebeğin cesedi, otopsi için Ordu Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.
Olayın ardından sevk edildiği hakimlikçe tutuklanan anne Bilge Ç., delillerin toplanması, suç vasfının değişme ihtimalinin bulunması ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önüne alınarak ilk duruşmasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Bugün (26 Eylül 2023) tarihinde davanın 2. duruşması görüldü. Duruşmada DNA sonucuna göre bebeğin babası olduğu düşünülen S.Ö.’nün müşteki sıfatıyla ifadesi alındı. S.Ö. duruşmada, kısa bir süre birliktelik yaşadıklarını, gebelik sürecinden bilgisinin olmadığını, hamile kalacağını düşünemediğini söyledi. S.Ö., çocuğun kendisine ait olduğunu mahkemede öğrendiğini ifade ederek, “Bebeğe bilerek zarar verdiyse kendisinden şikayetçiyim, ben bebeğe sahip çıkardım" dedi.
Bilge Ç.’nin bebeğini bir süre sakladığı binada yaşayan komşusu M.K., evin yalıtımının zayıf olduğunu, herhangi bir bebek sesi duymadığını, Bilge Ç.’nin hamile olduğunu fark etmediklerini söyledi.
Tanık olarak ifadesi alınan Bilge Ç.’nin babası H.Ç., “Kızımın gebe olduğunu bilmiyordum. Sezonluk çalıştığım için 5-6 ay yaylada kalıyordum. Aynı evde ikamet ederken bir farklılık ve anormallik fark edemedim. Adlı süreçten sonra olaydan bilgim oldu" ifadelerine yer verdi.
Bilge Ç.’nin annesi S.Ç., ise kızının hamilelik sürecini ve gelişen olayları adli süreçte öğrendiklerini kaydetti.
Alınan ifadelerin ardından savcılık mütalaası sunuldu. Mütalaada, öldürmeye kasıt olmadığı, ölüm sebebinin belli olmadığı gerekçesiyle ceza verilmemesine yer olmadığını talep etti.
Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.