Okul ve Yurt Çevresinde Huzur Bozana Ceza - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Ekim, 2015 08:12 tarihinde yayınlandı
0
0

Okul ve Yurt Çevresinde Huzur Bozana Ceza

BARTIN Valiliği, eğitim kurumları ve öğrenci yurtlarının çevresinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini bozucu davranışlar sergileyen kişi yada gruplara para cezası uygulayacak.
Alınan karar gereği Bartın Üniversitesi, Bartın Meslek Yüksek Okulu, KYK Bartın Yurt Müdürlüğü, KYK Oruç Reis Yurt Müdürlüğü ile KYK Çeşm-i Cihan Yurt Müdürlüğü önlerinde, çevresinde okulla ya da yurtla ilgisi olmayan şahıslar veya gruplar öğrencileri rahatsız edemeyecek.
Kurumların çevresinde okulla yurtla ilgisi olmayan şahısların veya grupların hal ve hareketleriyle öğrencileri rahatsız ederek eğitim ve öğretimin huzur ve sükunet içinde yapılmasına engel olmalarının önlenmesi için yapılan bu idari düzenlemeye uymayanlara verilecek idari para cezaları uygulanacak.
Valilik tarafından şu tedbirler alındı:
“Kişilerin veya gurupların okul ve veya yurt önlerinde veya okulun ve veya yurdun 100 metre yakın çevresinde yaptıkları hal ve hareketlerle eğitim ve öğretimin huzur ve sükun içinde yapılmasına engel olmaları yasaklanmıştır. Devam etmekte olan eğitim ve öğretim faaliyetlerini olumsuz etkileyecek kişilere, okul veya yurt idarecileri, öğretmenler veya kolluk kuvvetlerince yapılacak açık ve anlaşılır ikazlara rağmen bu kişi ya da kişilerin aynı tutum ve davranışlara devam etmeleri halinde kolluk görevlilerince idari yaptırım kararı uygulanacaktır.
Bu karara uymayanlar hakkında eylemleri ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 66. maddeleri uyarınca, 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 32. maddesi uyarınca idari para cezası verilecektir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay