‘OKAF Gençler ve firmalar için fırsat’ - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Ocak, 2024 20:24 tarihinde yayınlandı
0
0

‘OKAF Gençler ve firmalar için fırsat’

Orta Karadeniz Kariyer Fuarı (OKAF’24), hem firmalar hem de öğrenciler için bir fırsat oluşturdu. Elektrik dağıtım şirketi de OKAF’ta stant açarak gençlere kariyer planlamalarında rehberlik etti.

Samsun’da, 10 -11 Ocak tarihlerinde Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen OKAF’24’te YEDAŞ da yerini aldı. Samsun, Ordu, Çorum, Amasya ve Sinop illerinde, elektrik dağıtım sektöründe kaliteli ve kesintisiz hizmet sunmayı amaçlayan YEDAŞ, Samsun’da düzenlenen OKAF’24’te stant açarak gençlerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından “Yetenek Her Yerde” mottosuyla düzenlenen fuarda YEDAŞ İnsan Kaynakları Birimi; gençlerin kariyer planlamaları ve bölgedeki istihdam imkanlarına yönelik rehberlik etti. Etkili öz geçmiş hazırlama, çalışan adaylarından beklenen yetkinlikler ve sektör trendleri gibi konularda da bilgilendirmeler yaptı.

“Gençler ve firmalar için fırsat”

OKAF’la ilgili değerlendirmede bulunan YEDAŞ Genel Müdürü Yunus Emre Bilgi, “OKAF’ın hem gençler hem de kurumlar açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Yeni mezun olan kişiler için doğru kaynakları kullanarak doğru bağlantılar elde etmek her zaman göründüğü kadar kolay olmayabiliyor. Gençlerin bu etkinliklere katılıp, yetkinliklerine uygun olduğunu düşündüğü firmalarla birebir görüşebilme imkânı bulması çok güzel bir fırsat. Firmaların ise kadrolarına dahil edebileceği genç ve nitelikli kişilerle temasa geçmesi kurumsal gelişimleri için çok kıymetli. Bu sebeple hem firmalar hem de öğrenciler için önemli bir etkinlik olduğuna inanıyorum. Bu yıl da genç arkadaşlarla bir araya geldiğimiz için mutluluk duyuyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay