Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Ekim, 2023 08:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

MÜSİAD’dan Filistin’e destek

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Karabük Şube Başkanı Cengiz Ünal, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının insan haklarına, uluslararası hukuka ve insanlık değerlerine aykırı olduğu belirtilerek, Gazze’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadıklarını söyledi.
Başkan Ünal, MÜSİAD olarak Filistin halkının yanında olduklarını ifade ederek, “ Bu saldırılar, insan haklarına, uluslararası hukuka ve insanlık değerlerine aykırıdır. Gazze’de yaşanan katliam, sadece Filistinlileri değil, tüm Müslümanları ve tüm vicdan sahibi insanları derinden yaralamaktadır.
MÜSİAD olarak, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı kuşatmayı ve ablukayı kabul edilemez buluyoruz. Gazze’de yaşayan 2,2 milyon insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, elektrik, su, yakıt ve yiyecek sıkıntısı çektiği bir ortamda, İsrail’in saldırıları insanlık için daha vahim sonuçlar doğuracaktır. Açıkça görülmektedir ki Gazze’de insani bir kriz yaşanmakta ve uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerekmektedir. MÜSİAD olarak, Filistin halkının meşru haklarını savunmaya devam edeceğimizi ve İsrail’in saldırılarına karşı ulusal ve uluslararası alanda gerekli olan tüm girişimlerde bulunacağımızı güçlü bir şekilde belirtiyoruz. Filistin davası, bizler için bir medeniyet davasıdır. Bu dava, tüm Müslümanların ve tüm insanlığın ortak sorumluluğu altındadır. Bu nedenle, Türkiye’deki ve uluslararası camiadaki tüm sivil toplum kuruluşlarını, iş dünyasını ve medya kuruluşlarını bu konuda duyarlı olmaya davet ediyor; mazlum Filistin halkının yanında durmaya çağırıyoruz. Bizler MÜSİAD olarak her daim mazlumların yanında durmuş bir aileyiz. Bu yıl başında ülkemizde yaşadığımız deprem felaketi başta olmak üzere, tüm dünyanın neresinde olursa olsun bir ihtiyaç hasıl olduğunda üyelerimizle birlikte seferber olduk. Şimdi ise Gazze’deki katliamlar sonrası oluşan ihtiyaçlar için hazırlığımızı yapıyoruz. Üyelerimiz ve iş birliği yaptığımız kuruluşlarla birlikte güçlü bir şekilde Filistinli kardeşlerimizin yanında olacağız. Bu süreçte MÜSİAD olarak 14.000’i aşan üyemizle, Gazze’ye olan yardımlarımızı Türk Kızılay, İHH ve Sadakataşı Derneği gibi insanî yardım amaçlı faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının aracılığı ile gerçekleştireceğiz. Filistin halkına acil şifalar diliyor, şehit olanlara Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Müslümanlara sabır temenni ediyoruz. Allah’ın yardımıyla, Filistin halkının zulümden kurtulacağına ve haklı davasında zafer kazanacağına inanıyoruz. Unutulamamalıdır ki Filistin’in yalnız bırakılması tüm insanlığın yalnız bırakılmasıdır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Trabzon’un risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge olmadığını belirterek, "Önceki günkü deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak şehrimiz açısından daha da önemli olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ). Bu fay zonu çok büyük depremler üretme kapasitesine sahip. Deniz içerisindeki depremlerden çok KAFZ’da meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir" dedi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre önceki gün saat 23.15’te Trabzon’un Ortahisar ilçesinin yaklaşık 28 kilometre açığında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, depremin şaşırtıcı olmadığını dile getirdi. Özellikle alüvyal zeminlerde, heyelanlı alanlarda bulunan yapıların mutlaka Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılması, eğer yapılmadıysa kontrol ettirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Depremin büyüklük ve şiddet kavramını bilmemiz gerekiyor. Şiddet Romen rakamıyla gösteriliyor ve hissettiğimiz sarsıntı gücüne göre değişiyor. Örneğin dolaplar ve avize sallandıysa bunun şiddeti farklı adlandırılıyor. Deprem büyüklüğü ise cihazlarla ölçtüğümüz aletsel büyüklüktür. Farklı büyüklükteki depremler aynı şiddette olabilir, aynı şiddetteki depremler farklı büyüklükte de olabilir. Sağlam olmayan zeminlerde şiddet daha fazla olacaktır. Çünkü şiddet yerel zemin şartlarına göre değişiyor. Bu son 3.7 büyüklüğündeki depremde de sahile yakın alüvyal zeminler daha fazla sallandı. Depremin olması bizim için şaşırtıcı değildi. Biz senelerdir Karadeniz içerisindeki faylardan bahsediyoruz. Burada depremler meydana gelebilir, normaldir. Karadeniz’de yine daha önce Gürcistan açıklarında ve Bartın’da 5-6’dan büyük depremler meydana geldi. Bölgemiz aslında aktif bir bölge. Her ne kadar deprem tehlikesi haritasında en büyük yer ivmesi 0.2 g olarak ifade edilse de zeminin kaya olduğu varsayımına dayanarak yapılan bir harita. Tabii ki bu harita yanlış değil. Bu bize bölgesel anlamda, parsel bazında da çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor. Heyelan içerisindeki bir yapı tabii ki bunu 0.2 g olarak hissetmiyor, daha büyük hissediyor. Kahramanmaraş depremlerinde de gördük, çok yüksek ’g’ kuvvetlerine ulaştık. Deprem açısından bölgemiz oldukça aktif. Depremden zarar görmemek tamamen bizim elimizde olan bir şey. Yapılarımızı uygun tasarlarsak; deprem, yapı ve zemin ilişkisini doğru kurarsak bir zarar görmeyiz. Trabzon risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge değil. Buna artık alışmamız lazım" şeklinde konuştu.

"Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda (KAFZ) meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir"
Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon’u oldukça olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Akın, "Deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak deprem açısından daha önemli olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAFZ). Çok büyük depremler üretebilen bir fay hattı. Bizim buna uzaklığımız yaklaşık 150 kilometre. Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük depremi olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da can kayıpları yaşandı. Yedisu bölgesinde 7’den büyük deprem bekliyoruz. Burada meydana gelebilecek deprem Trabzon için büyük bir problem oluşturabilir. Deniz içerisindeki faylar alüvyal alanlarda daha çok hissedilir. Meydana gelen deprem aslında çok yıkıcı bir deprem değildi, küçük büyüklükte ve düşük şiddetli bir depremdi" diye konuştu.

"Trabzon ve çevresinde tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum"
Alüvyal alanlarda deprem enerjisinin yükseldiğini kaydeden Akın, "Özellikle sosyal medyada kullanıcıları ‘avizeler hiç sallanmadı’ dediler. Çok doğrudur, avizeler sallanmadı. Bunun nedeni bizim depreme çok yakın, yaklaşık 20 kilometre uzakta olmamızdı. Biz sadece ’P dalgası’nı hissedebildik. Daha çok sallama şeklinde değil de alttan vurma etkisi oluşturan bir dalgadır. Dolayısıyla avizeler sallanmadı. Sadece binaların altından bir vurma etkisi meydana geldi. Trabzon ve çevresinde hayatı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Anadolu Fay Hattı bizim için daha önemli. Dikkate alınması gereken en büyük tehlike budur" ifadelerini kullandı.

"Çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum"
Artçı depremleri tahmin etmenin zor olduğunu belirten Akın, "Genellikle artçılar 1-2 derece düşük olur. Eğer bu öncü depremse daha büyük deprem olması beklenir. Fakat biz öyle bir deprem beklemiyoruz. Düşük bir ihtimal de olsa artçı olarak 1.5-2 büyüklüğünde depremler de meydana gelebilir. Bu tamamen fayın yüklendiği stres ve fayın geometrisine göre değişecektir. Bu deprem özelinde çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin