karabuk
İmsak 05:44
Güneş 07:08
Öğle 13:06
İkindi 16:18
Akşam 18:53
Yatsı 20:13
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Ağustos, 2024 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0
Okuma Süresi: 4dk

Ladik Gölü, ’Ladik çölü’ oluyor

Yüzen adaların bulunduğu doğa harikası Ladik Gölü, kırmızı alarm veriyor. Havadan görüntülenen gölde çölü andıran manzaralar ortaya çıktı.
Oldukça düşen su seviyesi nedeniyle dibi görünen Ladik Gölü ile ilgili Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Lâdik gölü tamamıyla kuruyabilir. Çünkü Lâdik Gölü’nün gelir-gider dengesi son yıllarda çok bozuldu" dedi.
Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’ndeki en önemli doğal göllerinden biri olan, yüzen adaları ve turna balığı ile ünlü Lâdik Gölü, kuraklıktan oldukça etkilendi. 870 dekarlık alanda bulunan gölün bazı bölümleri meraya dönüşerek hayvanlar otlamaya başladı. Gölde suların çekilmesiyle ortaya çatlayan toprak manzaraları çıktı. Göle renk katan binlerce pelikan kuşunun doğal yaşam alanı daraldı. Ladik Gölü ve pelikanlar havadan görüntülenerek kuraklığın boyutu gözler önüne serildi.

"Lâdik gölü tamamıyla kuruyabilir"
Ladik Gölü’ndeki durumu değerlendiren Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Lâdik ilçesinde bulunan ve adını buradan alan Lâdik Gölü, Türkiye’nin en önemli tektonik kökenli doğal tatlı su alanlarından biri. Son yıllarda dünya genelinde görülen sıcaklık artışları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık ülkemizde açık su yüzeyleri olan doğal göllerimizi de etkiliyor. Anadolu’da birçok göl kurudu. Lâdik Gölü de yaz kuraklığından fazlasıyla etkilendi ve suları çekilerek geniş bir alanda göl tabanı ortaya çıktı. Önlem alınmadığı takdirde Lâdik Gölü tamamıyla kuruyabilir. Çünkü Lâdik Gölü’nün gelir gider dengesi son yıllarda çok bozuldu. Yaz kuraklıklarıyla bu denge onarılamaz hale geldi. Göl alanında gelir gider dengesinin kurulması ve gölün tekrar eski dönemlerdeki görünümünü alması için kısa ve uzun vadeli acil eylem planlarına ihtiyaç var" diye konuştu.

"1 metrenin altına kadar geriledi"
Göl sahasının yarı yarıya azaldığını belirten Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, “Lâdik Gölü, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde olup, Lâdik ilçe merkezine de çok yakın. Göl geçmişte 7 km uzunluğa, 2 km genişliğe sahipti. En derin yeri 6 m civarında olup, yaklaşık 870 hektar alan kaplıyordu. Günümüzde göl sahası yarı yarıya azaldığı gibi su seviyesi de oldukça düşerek 1 metrenin altına kadar geriledi. Lâdik Gölü’nü besleyen küçük akarsuların çoğu gölün hemen güneyindeki Akdağ’dan kaynağını alıyor. Geçmişten günümüze göl ve çevresinde; avcılık ve balıkçılığın yanı sıra sazlıklara bağlı olarak hasırcılık, çiçek toprağı (torf) elde etme, gölün fazla sularından sulamada faydalanma, yazın göl sularının çekildiği alanlarda mera hayvancılığı gibi faaliyetler vardı. Göl önemli bir sulak alan olup, aynı zamanda göçmen kuşların barınma ve uğrak yeri olduğu için Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsüne alınmış, ayrıca son dönemlerde yüzen adalarıyla da adından söz ettirmeye başlamıştı" şeklinde konuştu.

"Büyük bir felaketle sonuçlanabilir, göl bütünüyle kuruyabilir"
Prof. Dr. Yılmaz şunları söyledi:
"Lâdik Gölü deniz seviyesinden yaklaşık 900 m yüksekte. Karadeniz sahiline göre daha az nemli olması, hemen gerisinde Akdağ’ın hem kış turizm merkezi hem yazın yaylalarıyla ayrı bir çekicilik taşıması, Lâdik kasabası gibi tarihi bir yerleşmenin hemen yakınında, Lâdik-Taşova güzergâhı üzerinde anayol üzerinde bulunması gibi çekiciliklerle yine son yıllarda turizm sektöründe de öne çıkmaya başlamış, çevresindeki turistik tesis sayısı artmaya başlamıştı. Lâdik Gölü’nü besleyen ana kaynaklar Akdağ çıkışlı olup bu sular günümüzde ticari şirketler tarafından şişelenerek satıldığı için gölün beslenmesi bu kesimlerde neredeyse sıfıra yaklaşmıştır. Hemen doğusundaki Destek Boğazı yörede su bölümü çizgisini oluşturmakta, bu yüzden Lâdik Gölü doğu tarafından beslenememektedir. Çevredeki küçük diğer dereler de gölü beslemekte yetersiz kaldıkları gibi, ani sağanak yağışlar sonucu taşıdıkları bol alüvyonlarla göl tabanını doldurarak gölün daha da sığlaşmasına sebep olmaktadırlar. Batıda, gölün ayak kısmında DSİ’nin bir regülatörü vardır. Bu regülatör ile Lâdik Gölü suları Tersakan Çayı üzerinden Merzifon’daki Yedikır Barajı’nın yedek su rezervuarı işlevini görmektedir. Kurak mevsimlerde Suluova’nın tarımsal sulama suyu ihtiyacı Yedikır Barajı’ndan, Yedikır’ın yedek su ihtiyacı da Ladik Gölü’nden karşılanmaktadır. Bu regülatörle göl sularının seviyesi yüksek tutulabilir fakat bu durumda tarımsal sulama etkilenmektedir. Son yıllarda Akdağ’ın yeterince kar yağışı görmemesi dağlık alan ekosistemini de bozmuş, bu alandan sızarak veya akarak gelen suların miktarını azaltmıştır. Bu da yetmezmiş gibi, Akdağ’dan kaynağını alan suların çok büyük kısmı kontrol altına alınıp içme suyu olarak şişelenip satıldığı ve işin içine su ticareti girdiği için bu kaynaklardan gölün beslenmesi de artık neredeyse imkânsızdır. Görüldüğü gibi Lâdik Gölü havzası büyük bir ekosistemdir ve birbiri ile ilişkili çok sayıda faktör Lâdik Gölü’nü etkilemektedir. Bu süreçte artan kuraklık ve göl seviyesindeki değişim büyük bir felaketle sonuçlanabilir, göl bütünüyle kuruyabilir. Gölün gelir gider dengesini gözetecek yakın ve uzak vadeli iyileştirici ve sürdürülebilir projelere, havza yönetim modellerine ihtiyaç vardır. Ancak bunlar yapılır, göl havzasına bir bütünün parçaları gibi bakılır, ona göre bir yönetim planı uygulanırsa göl kurtulabilir ve gelecek nesillere ulaşabilir."

"Yıllar öncesinde bu göl kenarında 3-5 kilo turna balığı tutardım"
Ladik’te yaşayan eğitimci-yazar Hadi Ergül ise "Uzun zamandır devam eden kuraklık, küresel ısınma, gözbebeği olan Ladik Gölümüzü bitirme noktasına getirdi. Üzülerek belirtmek istiyorum ki etrafındaki köylülere, çevresindeki insanlara aş olan iş olan göl çaresizlik içerisinde kendi yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Binlerce canlının yaşadığı gölümüzde pelikanlar, dünyaca ünlü turna balıkları, tahta balıkları ve yıllar öncesinde hasır dokunan kamışları, yüzen adacıkları ile örnek olan gün geçtikçe değerini, kıymetini kaybetmektedir. Bunun yanı sıra aşırı, bilinçsiz, beceriksiz yapılan sulama faaliyetleri ile göl tamamen susuz kaldı. Yıllar öncesinde bu göl kenarında ben kaşık oltam ile 15 dakika içerisinde 3-5 kilo turna balığı tutardım. Benimle birlikte yüzlerce kişi aynı güzelliği yaşıyordu. Bugün ne o insanları var, ne o balıklar var. Sadece gölün yapışmış toprakları çaresiz yüzen pelikanları var” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Bu haberin kategorisini takip et:
kadinlarin emegi kulturel mirasi yasatiyor rimR2zhI
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Mart, 2026 12:30 tarihinde yayınlandı
0
0
Okuma Süresi: 2dk

Kadınların emeği kültürel mirası yaşatıyor

Giresun’un Keşap ilçesinde kadınlar, geleneksel kilim dokuma sanatını yaşatarak hem kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarıyor hem de aile ekonomilerine katkı sağlıyor.
Yörede yüzyıllık geçmişe sahip Karabulduk kilimleri, Keşap Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi’nde açılan kurslarla yeniden hayat buluyor. Çoğunluğu ev hanımlarından oluşan kursiyer kadınlar, geçmişten günümüze uzanan bu kültürel mirası sabır ve emekle dokuyarak hem üretmenin hem de kazanmanın mutluluğunu yaşıyor.
Kilim dokuma kursunun usta öğreticisi Gülçin Çakır, Karabulduk yöresine özgü kilimlerin geçmişte koyun yünü kullanılarak ve kök boyalarla renklendirilerek üretildiğini belirterek, kadınların bu geleneği yaşatmada önemli rol üstlendiğini söyledi.
Çakır, geçmişte kadınların koyun yününü kırkıp taradığını, eğirdiğini ve kök boya ile renklendirerek kendi kilimlerini ürettiğini ifade ederek, bugün de bu geleneğin kurs sayesinde yeniden canlandığını dile getirdi.

7’den 70’e kadınlar kilim dokuyarak geleneği yaşatıyor
Kursiyerlerin hem yöresel hem de geleneksel desenleri bir araya getirerek dokuma yaptığını anlatan Usta Öğretici Çakır, "Kilim dokuma zorla yapılacak bir iş değil. Emek ve sabır istiyor. Bir kilimin tamamlanması bazen aylar sürebiliyor. Üretilen kilimler çoğunlukla ilçe ve ildeki kurumlar tarafından satın alınıyor ya da kente gelen misafirler ilgi gösteriyor" dedi.
Halk Eğitim Merkezi bünyesinde 2004 yılında açılan kursun temel amaçlarından birinin kadınların aile bütçesine katkı sağlaması olduğunu da ifade eden Çakır, "Kurs zamanla büyük ilgi gördü. Bugüne kadar 200’e yakın kursiyer yetiştirdik. Yaş sınırı olmadan herkes kursumuza katılabilir. Özellikle orta yaş ve üzeri kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Kursiyerler aynı zamanda "çıput" olarak bilinen eski kumaş dokuma geleneğini de yaşatarak, gerç dönüşüme katkı sağlıyor. Evlerde kullanılmayan kumaşlar kesilerek yeniden dokunmasıyla sıfır atık anlayışı da gerçekleştiriliyor" diye konuştu.
Kursiyer kadınlar ise ilk bakışta zor gibi görünen kilim dokuma sanatını kısa sürede öğrenebildiklerini belirterek, sabır ve emekle ortaya çıkan eserlerin kendilerine hem mutluluk verdiğini hem de ekonomik katkı sağladığını dile getirdi.
Kadınlar, kurs sayesinde hem üretmenin hem de kültürel mirası yaşatmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek, boş zamanlarını verimli geçirirken aynı zamanda aile bütçelerine de katkı sağladıklarını söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin