"Kuzeyin üretim merkezi" Samsun’da 2 yılda 50 yıla eşdeğer arsa tahsisi yapıldı - Karabük Haber Postası
kuzeyin uretim merkezi samsunda 2 yilda 50 yila esdeger arsa tahsisi yapildi cC5OQD2Y
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Şubat, 2026 20:15 tarihinde yayınlandı
0
0

“Kuzeyin üretim merkezi” Samsun’da 2 yılda 50 yıla eşdeğer arsa tahsisi yapıldı

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, kentin “kuzeyin üretim merkezi” olması için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, “Son 50 yılda tahsis edilen alan kadar Samsun’da sanayiciye son 2 senede arsa tahsisi yapıldı. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısı 2 katına çıktı” dedi.

Sosyal belediyecilik anlayışının yanı sıra, şehrin üretim kapasitesini artırarak ihracat rakamlarını yükseltmeyi hedeflediklerini dile getiren Başkan Doğan, üretimi destekleyecek çalışmalara odaklandıklarını söyledi. Havza OSB’nin 10 milyon metrekareye ulaştığını belirten Doğan, “Havza’nın alanı şu anda Samsun’daki tüm OSB’lerin alanı kadar. Kavak OSB’yi de bu yıl 5 milyon metrekareye çıkarma düşüncemiz var. Büyükşehir Belediyesi olarak OSB’lerin altyapılarını biz yapıyoruz. Bunu maliyetleri düşürmek için gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

Şehirdeki en önemli unsurun birlik ve beraberlik olduğuna dikkat çeken Doğan, milletvekilleri, valilik ve belediye arasındaki uyumun yatırımcıyı Samsun’a çeken en büyük etkenlerden biri haline geldiğini vurguladı. Yatırımcıların bürokratik süreçleri hızlı şekilde çözebildiğini belirten Doğan, “Şehirdeki bu uyum, Samsun’un kuzeyin üretim merkezi haline getirilmesine olan inancı güçlendiriyor. Bu inanmışlığı kurumsal hale getirip ileriye taşıyabilirsek Samsun’un geleceği çok daha açık olacaktır” şeklinde konuştu.

“50 yılda tahsis edilen alan kadar son 2 yılda sanayiciye arsa tahsisi yapıldı”

Son 2 yılda sanayiciye tahsis edilen arsa miktarının, geçmiş 50 yılın toplamını aştığını yineleyen Başkan Doğan, rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra kentin üretimini artırmaya odaklandıklarını ifade etti. Üretim ve ihracatın artmasının önemine değinen Doğan, “Bu benim tek başıma yapabileceğim bir durum değil. Benim görevim uyumu sağlamak ve bunun Samsun’a olumlu yansımasını temin etmek. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısının 2 katına çıkması, Samsun’un üretim kapasitesinin artacağına olan inancın sonucudur. Bunu ihracat rakamlarıyla taçlandırmak istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Gözle görülmeyen ancak kentin geleceği açısından büyük önem taşıyan altyapı yatırımlarına da değinen Başkan Doğan, içme suyu ve atık su yatırımlarına ağırlık verdiklerini söyledi. İçme suyu kapasitesinin 2 katına çıkarıldığını belirten Doğan, “Bugün için sınırına gelmiş bir ihtiyacı, 50-100 yıl sonrasını da düşünerek çözüyoruz. Atık su arıtma tesisimizin de kapasitesini iki katına çıkarıyoruz. Bu iki yatırımın toplam bedeli yaklaşık 3 milyar TL. Çok görünür değil ama insanların hayatına doğrudan etki eden yatırımlar” ifadelerini kullandı.

“İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim”

Belediye başkanı olarak en büyük idealinin insanların gönlünü kazanmak olduğunu belirten Halit Doğan, şunları söyledi:

“Tüm hizmetlerin nihai amacı insanların mutluluğudur. İnsanları mutlu edebildiysek ve en sonunda ‘iyi ki 5 yıl bu adam Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı’ dedirtebildiysek, bizim için en büyük kazanım budur. Bir hayır duası alabilmek her şeyden kıymetli. Bu görevleri bıraktığımızda da yine insanlarla iç içe, aynı saygı ve muhabbeti görmek istiyorum. Gerisi günü bereketli geçirmek. Bazen imkân olur, para olmaz; bazen para olur, imkân olmaz. Allah’a şükür, hepsini sağlayabilecek bir durumumuz var. Milletimizin teveccühünün artarak devam ettiğini görüyoruz. Samsun halkına teşekkür ediyorum. Zor geçecek işlerimiz, insanlarımızın desteğiyle çok daha kolay oluyor. İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim. Bunun yolu da hizmet etmekten geçiyor. Hizmet etmek için var gücümle çalışıyorum ve insanları dinlemeyi çok seviyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay