karabuk
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:38
Yatsı 19:58
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Mart, 2024 08:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Kuzey Anadolu’daki aktif faylar jeodezik yöntemlerle araştırılacak

Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde yer alan Çorum ve çevresindeki aktif fay hatları Hitit Üniversitesi’nce yürütülecek proje ile ile araştırılacak.

Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Kayhan Aladoğan tarafından hazırlanan “Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) Orta Segmentinin Blok Hareketlerinin GNSS Ölçmeleri ile Belirlenmesi” başlıklı proje çerçevesinde Kuzey Anadolu Fay Zonu’nda 60 farklı lokasyon belirlenerek fay mekanizmalarının çözülmesine yönelik çalışmalar yürütülecek. Kuzey Anadolu Fay hattının Türkiye’deki en aktif fay hatlarından birisi olduğuna dikkat çeken Kayhan Aladoğan, Türkiye’de son 100 yılda meydana gelen büyük yıkıcı depremlerin birçoğunun bu fay üzerinde meydana geldiğine işaret etti.

Kuzey Anadolu Fay hattı aktivitesi yüksek olduğu için gelecekte de büyük deprem üretme potansiyeline sahip olduğunun altını çizen Aladoğan, "Projemizde Kuzey Anadolu’nun önemli bir geçiş güzergahı olan, üzerinde bir çok yerleşim yeri bulunan ve bölge depremselliği açısından önemli bir fay zonu olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) orta kesimlerinin modellenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma alanımız doğuda Tokat Erba’dan başlayıp batıda Kastamonu Ilgaz’a kadar uzanmaktadır. Çalışmalarda Kuzey Anadolu Fay Zonu ana kol haricinde güneye uzanan iç bükey kollarda var. Bunların en büyüklerinden birisi olan ve 1939 Erzincan depreminden sora yüzey kırığı oluşan Sungurlu fayı Tokat Niksar’dan başlayarak Çankırı Havzasına kadar uzanmaktadır. Diğer önemli bir kol ise Merzifon Esençay fay hattıdır. Bu fay üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda fayın deprem tekrarlama periyodu ortalama bin 300 yıl olup, bu fay üzerinde yaklaşık 3 bin 700 yıldır büyük bir deprem meydana gelmemiştir" ifadelerini kullandı.

"60 noktada çalışma yapılacak"
Proje çerçevesinde 60 noktada çalışma yapılacağını anlatan Aladoğan, "Bu çalışmalar Hitit Üniversitesi BAP biriminin destekleriyle başladı. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Elde edilen çalışmalar ve modellelemeler tamamlandığı zaman Kuzey Anadolu Fay hattının orta kesiminin deformasyon yapısı belirlenecek. Ayrıca çalışma Avrasya ve özellikle Anadolu Levhasını denetleyen mekanizmanın anlaşılmasına ve ülke tektonik bilgisine de katkı sağlayacak" şeklinde konuştu.

Projenin Aladoğan, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Nurullah Alkan (Hitit Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Solak (Afyon Kocatepe Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Ali Özkan (Osmaniye Üniversitesi), Dr. Öğr. Üyesi Cemil Gezgin (Aksaray Üniversitesi) ile Öğr. Gör. Zafer Köse’nin (Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi) araştırmacı olarak yer aldığı proje ekibi tarafından ve Prof. Dr. İbrahim Tiryakioğlu (Afyon Kocatepe Üniversitesi) ile Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in (Dokuz Eylül Üniversitesi) danışmanlığında yürütüleceğini sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
22 Şubat, 2026 15:27 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Ramazan’ın Sembolüydü: İftar Topu Geleneği Unutuluyor

Ramazan ayının en heyecanlı anlarından biri olan iftar topu geleneği, teknolojinin gelişmesi ve şehir hayatının değişmesiyle birlikte giderek unutulmaya yüz tuttu.

Eskiden iftar saatinin geldiğini haber veren top sesinin mahalleleri çınlattığı anlar, Ramazan akşamlarının vazgeçilmez bir parçasıydı.

Özellikle küçük şehirlerde ve mahalle kültürünün güçlü olduğu dönemlerde, iftar hazırlıkları sürerken herkes kulağını top sesine verirdi. Sofralar kurulmuş, dualar edilmiş olur; topun patlamasıyla birlikte oruçlar açılırdı. O an, yalnızca bir ses değil, aynı zamanda sabrın sona erdiğini ve paylaşmanın başladığını müjdeleyen bir işaretti.

Günümüzde ise birçok yerde iftar vakti, televizyon yayınları, cep telefonu uygulamaları ve dijital ezan saatleri aracılığıyla takip ediliyor. Bu durum, iftar topu geleneğinin eski canlılığını kaybetmesine neden oldu. Özellikle büyük şehirlerde güvenlik ve teknik gerekçelerle top atışı uygulaması ya tamamen kaldırıldı ya da sembolik hale getirildi.

Tarihsel olarak Osmanlı dönemine uzanan iftar topu geleneği, ilk olarak 19. yüzyılda uygulanmaya başlandı. Rivayetlere göre Ramazan ayında iftar saatini halka duyurmak amacıyla top atışı yapılması kısa sürede yaygınlaştı ve imparatorluğun pek çok şehrinde gelenek haline geldi. Cumhuriyet döneminde de birçok il ve ilçede bu uygulama devam etti.

Uzmanlara göre iftar topu yalnızca bir zaman bildirme aracı değil, aynı zamanda toplumsal birlikteliği pekiştiren kültürel bir semboldü. Aynı anda yükselen top sesi, mahalledeki herkesi ortak bir anda buluşturur, Ramazan’ın manevi atmosferini güçlendirirdi.

Bugün bazı belediyeler ve yerel yönetimler bu geleneği yaşatmak için sembolik top atışları gerçekleştirse de eski heyecanı yaşayanların sayısı her geçen yıl azalıyor. Büyüklerin hafızasında yer eden o güçlü patlama sesi, Ramazan akşamlarının nostaljik hatıraları arasında yerini almış durumda.

Ramazan’ın ruhunu yansıtan bu gelenek, Karabük'te de kültürel mirasın bir parçası olarak hatırlanmayı ve yaşatılmayı bekliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin