Karabük Postası tarafından
19 Eylül, 2016 13:57 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Kurtoğlu’dan Yeni Eğitim Öğretim Yılı Açıklaması

Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkan Ahmet Turgut Kurtoğlu; 2016-2017 eğitim öğretim yılının başlaması nedeniyle basın açıklaması yaptı.

2016-2017 Eğitim öğretim yılının sorunlarla başladığını söyleyen Kurtoğlu yaptığı açıklamada şunları söyledi:

2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı başladı. Türk Eğitim-Sen olarak 2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılının hayırlara vesile olmasını temenni ediyor; tüm öğretmenlerimize, eğitim çalışanlarımıza ve öğrencilerimize başarılar diliyoruz.

Bu minvalde; yeni eğitim-öğretim yılına adım atarken başta Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden talebimiz; sendikamızın dile getirdiği eksikliklere, yanlışlıklara kulak kabartmaları, taleplerimizi dikkate almalarıdır. Bu; eğitimin geleceği, çocuklarımızın, eğitim çalışanlarının huzur ve mutluluğu,  kaliteli, verimli bir eğitimin sağlanması için çok önemlidir”

TÜRK EĞİTİM-SEN SÖZLEŞMELİ VE MÜLAKATLA ÖĞRETMEN ALIMINA KARŞI ÇIKMAKTADIR. AÇTIĞIMIZ DAVANIN LEHİMİZE ÇIKMASINI UMUT EDİYORUZ.

        “Sözleşmeli öğretmen alımı için mülakatlar yapılmıştır. Sonuçlar 28 Eylül tarihinde açıklanacaktır. Ancak “mülakat komisyonları hak ve adalet ölçüsünde puanlar mı verdi, mülakatlar adil ve şeffaf mı yapıldı?” sorusuna tam anlamıyla evet cevabı vermemiz mümkün değildir. Hatırlanacağı üzere yönetici atamalarında oluşturulan komisyonların puanları nasıl ve neye göre verdiği hala hafızalarda tazedir. Benzer haksızlıkların, hukuksuzlukların sözleşmeli öğretmen alımında da yaşanmayacağının garantisini kim, nasıl verecektir?Dolayısıyla dikkat edilmesi gereken husus; Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir paralel yapı temizlenirken, yeni bir paralel yapı yaratılmaması noktasında gayret sarfedilmesi olmalıdır.Türk Eğitim-Sen olarak sözleşmeli ve mülakat esasına dayalı bir öğretmen alımına karşıyız. Çünkü; Sözlü sınavın ne olduğunu Türkiye’de bilmeyen yoktur. Siz sözlü sınav derseniz, işin içine torpil girer, yandaşlık girer, tehdit girer, şantaj girer, baskı girer, istismar girer, dayatma girer. Şu da unutulmamalıdır ki; daha önce uygulanan sözleşmeli öğretmen alımında sözlü sınav uygulanmamış, öğretmenler sadece KPSS puan üstünlüğüne göre atanmıştı. Mülakat ile birlikte KPSS’de yüksek puan alanlar atanamazken; daha düşük puan alanların atanması kolaylaşmaktadır. Bu ve bundan sonraki tüm mülakatla öğretmen alımlarında torpil listeleri elden ele dolaşması, siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarının devreye girmesi, adamını bulanın sözleşmeli öğretmen olması kaçınılmaz olabilecektir. Hatırlarsanız, yönetici görevlendirmelerinde mülakatla getirilen okul yöneticilerine hepimiz tanıklık ettik. Nerede biat eden, kula kulluk yapan, yandaş olan varsa hepsi yönetici olarak atandı; yandaş olmayanlar, okullarını başarıdan başarıya koşturan, ödül üzerine ödül alan, bileğinin hakkıyla bu makamlarda oturan birçok idareci görevlerinden alındı.. Bakanlığın bu noktada çok uyanık davranması zorunludur. Çünkü mülakat her zaman istismara zemin hazırlar. Öte yandan sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımının bir başka sakat noktası ise şudur: Sözleşmeli öğretmenlere okullarda baskı uygulanacak, dayatmalarda bulunulacak, ‘Şu sendikaya üye ol ya da şu sendikaya üye olursan kadroya alınırsın, üye olmazsan kadroya alınmazsın’ denilecektir. Sözleşmeli öğretmen alımında KPSS puan üstünlüğünün değil de, mülakat yönteminin getirilmesi,  torpili olmayanların umudu ve ekmek kapısı olan KPSS’yi onların elinden almak anlamına gelmektedir. Bu; insanların adil şartlarda öğretmen olduğu bir sistemden, torpillilerin öğretmen olduğu bir sisteme geçilmesi anlamına gelmektedir.

-Öte yandan şu hususu da gündeme getirmek istiyoruz: Bilindiği gibi özel dershanelerde ya da etüt merkezlerinde 6 yıl çalışan öğretmenler KPSS şartı aranmaksızın sözleşmeli öğretmen olarak atanacaktır. Sözleşmeli öğretmen alımlarında en yüksek KPSS puanına sahip 3 katı aday sözlü sınava alınacakken, dershane ya da özel etüt öğretmenlerinin atanmasında hiçbir şekilde KPSS şartı aranmaması haksızlık içinde yeni bir haksızlık doğurmaktır. Sözleşmeli ve mülakatla öğretmen alımı zaten ucube bir uygulamayken, dershane ve etüt öğretmenlerinin KPSS şartı aranmaksızın mülakatla alınması eğitimimiz açısından çok acı verici bir durumdur.  İşte tüm bu nedenlerden dolayı sendikamız sözleşmeli ve mülakat uygulamasına dava açtı. En kısa zamanda davanın sonuçlanmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın dava sonucuna göre hareket etmesini bekliyoruz. Bu uygulama ucubedir, çünkü başarı sadece mülakat puanına göre tespit edilmektedir. Benzeri durum şube müdürlüğü sınavında da yaşanmış, yargı sadece mülakat puanı ile atamanın hukuka uygun olmadığına, yazılı sınav+mülakat ortalamasına göre işlem yapılmasına karar vermişti”

2017 YILINDA 100 BİN ÖĞRETMEN ALIMI YAPILMALIDIR. ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK KALDIRILMALIDIR.

    “ Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin en fazla açığa alındığı Bakanlıktır.MEB, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında meslekten ihraçlar nedeniyle 15 bin sözleşmeli öğretmen alımı Gerçekleştirecektir.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,15 bin öğretmen alımına ilaveten tekrar 15 bin öğretmen daha alınacağını açıklamıştır. Türk Eğitim-Sen olarak;son gelişmelerin ardından 30 bin öğretmen alımı daha yapılmasını destekliyoruz. Ancak bu sayıyı yeterli bulmuyoruz. Bilindiği üzere son olarak 11 bin 500 öğretmen daha açığa alınmıştır. Öte yandan kapatılan okullardaki öğrenci sayısı, ücretli öğretmen görevlendirmeleri ve ülkemizdeki öğretmen açığı hesap edildiğinde öğretmen alımlarının yetersizliği bir kez daha görülecektir.

     Bu minvalde sendikamızın talebi; Şubat ayındaki atamalara ilaveten, 2016 yılının sonuna kadar 50 bin öğretmen alımı daha yapılmasıdır.Ayrıca2017yılında da 100 bin öğretmen alımı gerçekleştirilmelidir.Ancak bir kez daha yineliyoruz; öğretmen atamalarında mülakat hiçbir şekilde yapılmamalı, tüm öğretmenler KPSS puan üstünlüğüne göre ve kadrolu olarak atanmalıdır.

      Öte yandan Hükümet açığa alınan ancak, KHK da ismi çıkmayan öğretmenleri hızla göreve iade etmeli, ihraç edilenleri hızla yeniden değerlendirmelidir.

       KHK'da ismi olmayan 15 bin öğretmen hemen göreve iade edilmeli, illa soruşturma inceleme yapılacaksa görevde yapılmalıdır. Öğretmensiz olmaz.

     İhraç edilen tüm memurlar ve öğretmenler itirazları doğrultusunda ciddi bir soruşturmaya tabi tutulmalı, tüm ihraç kriterleri bir daha gözden geçirilmelidir”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Asuman Doğan tarafından
03 Şubat, 2026 10:10 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Sosyalfest, ülke çapında üniversiteler hareketine dönüşüyor

 “Türkiye Sosyal Bilimler Hamlesi” vizyonuyla yürütülen Sosyalfest’e üniversitelerin ilgisi artıyor. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi imzalanan protokolle, özellikle sağlık kategorisindeki yarışmalara destek ve organizasyona aktif katkı sağlayacak.

Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ), Sosyalfest Sosyal Bilimler Festivali’ne kurumsal paydaş olarak katıldı. Karabük Üniversitesinde (KBÜ) düzenlenen törende imzalanan protokolle AFSÜ’nün sağlık kategorisindeki yarışmalara destek vermesi, 10-11 Mayıs 2026’da İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsünde gerçekleştirilecek organizasyonda aktif rol üstlenmesi hedefleniyor.

İnsan ve toplum odaklı yaklaşımıyla Türkiye’nin ve dünyanın ihtiyaçlarına yenilikçi sosyal modeller geliştirmeyi amaçlayan Sosyalfest, üniversiteler arası iş birliğini genişleten yapısıyla dikkat çekiyor. Paydaş sayısının 100’e yaklaştığı Sosyalfest, Türkiye genelinde üniversitelerin katılımıyla kurumsal yapısını daha da güçlendiriyor.

KIRIŞIK: “SOSYALFEST, TÜRKİYE ÇAPINDA ÜNİVERSİTELER HAREKETİ OLARAK GELİŞİYOR”

KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Sosyalfest’in giderek daha geniş bir etki alanına ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de çok sayıda üniversitemiz Sosyalfest Kurumsal Paydaşlık Protokolünü imzalamış durumda. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitemiz de özellikle sağlık kategorisindeki yarışmalara destek verecekler, katılacaklar. Sosyalfest giderek güçleniyor ve Türkiye çapında bir üniversiteler hareketi olarak gelişiyor. İnşallah bu çalışmanın Türkiye ve dünya çapında, bilimde Türkiye Yüzyılı’nı sağlayacak bir gelişmeye vesile olmasını diliyoruz.”

ASLAN: “SOSYAL BİLİMLER ALANINDAKİ HER ÇALIŞMAYA DESTEK VERECEĞİZ”

AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan ise sosyal bilimlerin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “İslam dünyasının, bizim coğrafyamızın şu andaki sorununun, sosyal bilimler alanındaki çalışmaların daha az olmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu alanda yapılacak olan her bir çalışmanın; eskideki gücümüzü tekrar kazanmamız ve bu birliğimizi tekrar sağlamamız açısından önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu alanda yapılacak her türlü çalışmaya biz destek vereceğiz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin