Kızının tedavisi için ödediği parayı açtığı dava ile geri aldı - Karabük Haber Postası
2 7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Mayıs, 2024 20:32 tarihinde yayınlandı
0
0

Kızının tedavisi için ödediği parayı açtığı dava ile geri aldı

Karabük’te yaşayan 46 yaşındaki Emel Dağ, 2 yıl önce hastanede kan kaybından kaybettiği kızı için harcadığı 90 bin liralık paranın iadesi için açtığı davayı kazandı.

2022 yılı Mart ayında meydana gelen olayda Saliha Nur Dağ (19), Ankara’da özel bir hastanede gördüğü kistik fibrozis tedavisinin ardından memleketi Karabük’e döndü. Genç kız bir süre sonra rahatsızlaşınca kaldırıldığı Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden ambulansla Ankara’da tedavi gördüğü özel hastaneye sevk edildi. Hastanenin yoğun bakımına alınan genç kızın yakınlarından 90 bin lira istendi ancak aile bu parayı ertesi gün borç bularak ödeyebildi. Tedaviye alınan genç kız, 17 Mart’ta yaşamını kaybetti. Emel Dağ, kendilerinden istenen 90 bin liranın geri iadesi için Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Mahkeme anneyi haklı bularak, paranın faiziyle birlikte geri ödenmesine karar verdi.

Anneler Günü’nde kızının Kapullu Mezarlığı’ndaki mezarını ziyaret eden Emel Dağ, “Çok kan kaybediyordu, bir işlem yapılması gerekiyordu. Hastane bizden o zamanın parasıyla 90 bin lira talep etti. Bu ücret alınmazsa hiçbir işlem yapılmayacağı söylendi. Bana senet imzalattılar. Ertesi gün borç bulduk ve kızım için işlem başlatıldı ama kızım çok kan kaybetmişti ve maalesef kızımı kaybettik” dedi.
Paranın iadesi için hastane hakkında dava açtıklarını ifade eden Dağ, “Adalet yerini buldu. Çok mutlu oldum. Yapılan haksızlıklar vardı. Onlar da belgelerle ispatlandı. Bana yapılanlar başka hastalarımıza yapılmasın, mağdur olmasınlar. Benim annelik duygularımdan faydalandılar. Çünkü kızım çok acı çekiyordu orada” diye konuştu.

Dağ, kızı ile aynı hastalığı taşıyan 19 yaşındaki oğlu Dağhan’ı karaciğerinden bir parça vererek hayata bağladığını kaydetti. Organ bağışının önemine dikkat çeken Dağ, “İnanın organ bağışı çok önemli, hayat kurtarıyor. Lütfen geri durmayın, geri çekilmeyin. Yaşadığım süreci bilmiyorum ama doktorumuza çok teşekkür ederim. Hep yanımızda oldular. Oğlum sağlıklı ve tedavilerimizi sürdürüyoruz. Daha da iyi olacağız inşallah” ifadelerine yer verdi.

Avukat Mehmet Güngör, “2022 yılı Mart ayında 90 bin lira, bugünkü karşılığı yaklaşık 500 bin liraya tekabül eden parayı alıyorlar, sonrasında işlemlere devam ediyorlar. Hasta 8 Mart’ta hastaneye ulaşıyor, bir gün sonra 90 bin lira para ödeniyor. 17 Mart’ta hastamız maalesef hayatını kaybediyor. Acil yoğun bakım hastasından para alınmaması gerektiği ile ilgili özel hastaneye başvuruda bulunduk. Bu ödenen ücretin geri verilmesini talep ettik ancak bunu kabul etmeyince dava açtık. Bilirkişi raporunda hastanenin bu parayı bizden haksız olarak aldığı ve hatta bu paranın Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edildiği ve ayrıca buradan da tahsil edildiği görülmüş ve bu şekilde davamızın kabulüne karar verilmiştir. Şu anda davamız istinaf aşamasındadır” dedi.

Güngör, hastane hakkında ikinci davayı açmaya hazırlandıklarını aktararak, “Ayrıca hastamızın bu şekilde vefat etmesine neden olan bant ligasyon işlemleri maalesef hastanenin hatalı tedavisi neticesi meydana geldiği için onunla ilgili de girişimde bulunduk. Hastaneye başvuruda bulunduk. Onun neticesini bekliyoruz. Olumsuz gelmesi halinde onunla ilgili de maddi ve manevi tazminat taleplerimizi içerir davamızı da ayrıca açacağız” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim19
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
28 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Hüseyin Lütfi Ersoy’un “Karabük Tarihi” Eseri Tanıtıldı

Araştırmacı yazar Hüseyin Lütfi Ersoy, “Karabük Tarihi” adlı eserini basın kahvaltısıyla tanıttı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan arşiv belgeleri ve saha araştırmalarıyla hazırlanan kitap, kentin geçmişine ışık tutan önemli bir kaynak olarak dikkat çekerken, Ersoy eserin daha geniş kitlelere ulaştırılması temennisinde bulundu.

Ersoy, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:  “Bu eser aslında yıllar önce yerel araştırmacılar tarafından ortaya konmuş bir çalışmanın devamı niteliğinde. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu tür kaynakların elde bulunmadığını görüyoruz. Gönül isterdi ki Karabük Tarihi kitabımızdan binlerce adet basılarak Karabük’teki tüm okullara dağıtılsın. Çünkü biz yerel araştırmacılar, akademik bir dilden ziyade halkın anlayabileceği bir üslupla yazmayı tercih ediyoruz. Bu eser de yaklaşık yüzde 40 akademik, yüzde 60 ise halkın anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme alınmıştır.

Kendi emeğim, göz nurum olan bu eser için çok fazla övgüde bulunmak istemem; ancak şunu ifade edebilirim ki bu kitap önemli bir kaynak eserdir. Osmanlı arşivlerinden Cumhuriyet arşivlerine kadar Karabük coğrafyasına dair tüm belgeler tarandı. TBMM kayıtları, kanunnameler, kararname ve arşiv belgeleri tek tek incelendi. Bunun yanında saha araştırmaları yapıldı, köyler gezildi, halkla birebir görüşmeler gerçekleştirildi; rivayetler ve sözlü tarih çalışmaları derlenerek bu eser ortaya kondu.

Elbette bu kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasını isterdik. Ancak imkânlar kısıtlı. Bu noktada maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kıymetli hemşehrilerimiz Yaşar Gürle ve Ahmet Ulusoy’a teşekkür ediyorum. Ben buna sponsor değil, destek diyorum. Çünkü sponsorlukta karşılıklı menfaat, destekte ise dua vardır.

Ayrıca bu süreçte katkı sunan, yanımızda olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunamayan ancak gönlü bizimle olan isimlere de şükranlarımı sunuyorum. Karabük’ün kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkan herkese minnettarım.

Yazar için en mutlu an, eserinin matbaadan çıktığı o ilk andır. Ben de bu duyguyu yıllar önce yaşamıştım. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımız da aynı şekilde destek bulur ve Karabük’e katkı sunmaya devam eder.”

Bizi sosyal medyadan takip edin