karabuk
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 13:08
İkindi 16:08
Akşam 18:38
Yatsı 19:58
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Karabük Postası tarafından
18 Eylül, 2023 20:23 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Kendisi okuyamadı ama yaptırdığı okullarla geleceğin nesilleri yetişiyor

Karabük’te babasının okula göndermediği 94 yaşındaki hayırsever, okuyamamanın üzüntüsünü yaptırdığı okullarla gidermeye çalışıyor. Karabüklü hayırsever iş insanı Ali Baltacı (94) 1969 yılından itibaren eğitime büyük destek vermeye başladı. Babasının okula göndermediği Baltacı, ilk eğitime yönelik desteğini 40 yaşında köyüne okul yaptırarak gösterdi. Öğrencilerin okul ve kırtasiye malzemelerini de karşılayan hayırsever, Safranbolu ilçesinde ilk önce Ali Baba Anaokulu'nu ardından da açılışını yeni yaptığı Ali Baba İlkokulu’nu yaptırdı. 2023 - 2024 eğitim öğretim yılında hizmete giren okulun açılışını Baltacı, Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı ile birlikte yaparak öğrencilerin hizmetine sundu. “Harf Devrimi oldu, gavur yazısı diye babam beni okula göndermedi” İş insanı Ali Baltacı, İhlas Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Ben 1929 yılında doğdum. Yeni Harf Devrimi oldu, köyün çocukları okula gidiyor. ‘Gavur yazısı’ diye babam beni okula göndermedi. Zaman gelince okula giden çocuklar bir şeyler yazıyorlar. Ben merak ediyorum. Onların yazdıklarına bakıyorum ama bir şey bilmiyorum. Daha sonra ‘Bana adımı yazıverin’ dedim. Küçük bir yumuşak taş buldum. O yumuşak taşa adımı yazıverdiler ama Ali isminin nasıl yazıldığını bilmiyorum. Onu cebimde taşıyorum, ara sıra bakıyorum. Benim adım buymuş diyorum. Yağan karın üzerine adımı yazıyorum ama köyün çocukları okulda çok fazla şeyler öğreniyorlar. Bir şeyler görüyorlar. Ben çok da merak ediyorum ama devam ettim ben koyunları otlatmaya” dedi. 1945 yılında babasını zorla ika ederek okula yazıldığından bahseden Baltacı, “Bizim gittiğimiz okul 7 kilometreydi bizim köye. Yaşım büyük olmasına rağmen birinci sınıftayım. Tabii sınıfımız, birinci, ikinci ve üçüncü sınıfların bir arada bulunduğu bir sınıftı. Ben meraklı olduğum için 3 ayda toplama, çıkarma ve çarpma işlemlerini öğrendim. 3 ay sonra 1 metre civarında kar yağdı. O günkü düşünceme göre nasıl olsa yazı yazma, okumayı ve az da olsa matematiği de biliyorum tekrardan koyun peşine gitmeye karar verdim” diye konuştu. “Çok sıkıntı çektim” 3 aylık okul hayatından sonra bir kişinin kendisini İstanbul’da çıraklığa getirdiğini aktaran Baltacı, “16 yıl işçilik yaptım. 16 sene sonra 1961 yılında kendi iş yerimi kurdum. İş yerlerim genişledi. Çok çalışanım oldu ve muhasebe bürosu açtım. Matematiğim zayıf diye muhasebe bürosuna hesap soramıyorum. Beni katakulliye getiriyorlardı. Çok sıkıntı çektim” ifadelerini kullandı. “Okul olmayan köyüme bir okul yaptım” Okuyamamanın hıncını almak için önce kendine bir apartman ardından okul yaptırdığını kaydeden Baltacı, “1969 senesinde geldim köyüme. Okul olmayan köyüme bir okul yaptım. Bizim köyden 7 kilometre uzaklıktaki okula sekiz çocuk gidiyordu. Benim yaptırdığım okulda aynı yılda 28 çocuk okudu. Çok meraklı olduğum için, o çocukların kırtasiye ve okul kıyafetleri bana aitti. Okul merakı buradan başladı” şeklinde konuştu. “Bende aşırı bir derece çocuk sevgisi var” diyen Baltacı, “Çocukları çok seviyorum. Çocukları sevdiğim için ne yapmam lazım? İmkanlarım da müsait. İlk önce Ali Baba Anaokulunu yaptırdım. Orada şu anda 220 torunum var. Onlara torunum gözüyle bakıyorum. Çok da seviyorum. Benim o çok sevdiğim torunlarım oradan çıktığı zaman uzağa gitmemeli, gözümün önünde okumalı diye Ali Baba İlkokulunu yaptırdım” ifadelerine yer verdi. Diğer iş adamlarına da çağrıda bulunan Baltacı, yaptırdıkları eserlerin ömür boyu yaşayacağını belirtti. (İHA) https://youtu.be/i0ePF0jya3Q

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Berkay Doğan tarafından
22 Şubat, 2026 15:27 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Ramazan’ın Sembolüydü: İftar Topu Geleneği Unutuluyor

Ramazan ayının en heyecanlı anlarından biri olan iftar topu geleneği, teknolojinin gelişmesi ve şehir hayatının değişmesiyle birlikte giderek unutulmaya yüz tuttu.

Eskiden iftar saatinin geldiğini haber veren top sesinin mahalleleri çınlattığı anlar, Ramazan akşamlarının vazgeçilmez bir parçasıydı.

Özellikle küçük şehirlerde ve mahalle kültürünün güçlü olduğu dönemlerde, iftar hazırlıkları sürerken herkes kulağını top sesine verirdi. Sofralar kurulmuş, dualar edilmiş olur; topun patlamasıyla birlikte oruçlar açılırdı. O an, yalnızca bir ses değil, aynı zamanda sabrın sona erdiğini ve paylaşmanın başladığını müjdeleyen bir işaretti.

Günümüzde ise birçok yerde iftar vakti, televizyon yayınları, cep telefonu uygulamaları ve dijital ezan saatleri aracılığıyla takip ediliyor. Bu durum, iftar topu geleneğinin eski canlılığını kaybetmesine neden oldu. Özellikle büyük şehirlerde güvenlik ve teknik gerekçelerle top atışı uygulaması ya tamamen kaldırıldı ya da sembolik hale getirildi.

Tarihsel olarak Osmanlı dönemine uzanan iftar topu geleneği, ilk olarak 19. yüzyılda uygulanmaya başlandı. Rivayetlere göre Ramazan ayında iftar saatini halka duyurmak amacıyla top atışı yapılması kısa sürede yaygınlaştı ve imparatorluğun pek çok şehrinde gelenek haline geldi. Cumhuriyet döneminde de birçok il ve ilçede bu uygulama devam etti.

Uzmanlara göre iftar topu yalnızca bir zaman bildirme aracı değil, aynı zamanda toplumsal birlikteliği pekiştiren kültürel bir semboldü. Aynı anda yükselen top sesi, mahalledeki herkesi ortak bir anda buluşturur, Ramazan’ın manevi atmosferini güçlendirirdi.

Bugün bazı belediyeler ve yerel yönetimler bu geleneği yaşatmak için sembolik top atışları gerçekleştirse de eski heyecanı yaşayanların sayısı her geçen yıl azalıyor. Büyüklerin hafızasında yer eden o güçlü patlama sesi, Ramazan akşamlarının nostaljik hatıraları arasında yerini almış durumda.

Ramazan’ın ruhunu yansıtan bu gelenek, Karabük'te de kültürel mirasın bir parçası olarak hatırlanmayı ve yaşatılmayı bekliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin