blank
Mustafa Akgün tarafından
20 Kasım, 2025 11:16 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 21.11.2025 11:02
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Öğrencilere Madde Bağımlılığı  ile Mücadele Eğitimi Verildi

İçişleri Bakanlığınca yürütülen “Narkorehber Gençlik Modülü” kapsamında Karabük Üniversitesinde öğrencilere madde bağımlılığıyla mücadele eğitimi verildi.

İKarabük Üniversitesi, gençlerin madde bağımlılığı konusunda bilinç düzeyini artırmak amacıyla önemli bir farkındalık etkinliğine ev sahipliği yaptı. İçişleri Bakanlığı tarafından üniversite öğrencilerine yönelik hayata geçirilen “Narkorehber Gençlik Modülü” eğitimi, Hamit Çepni Konferans Salonu’nda akademik ve idari personel ile öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

Eğitim, Karabük İl Emniyet Müdürlüğünde görevli Polis Memuru Tolunay Kayhan tarafından verildi. Kayhan, madde bağımlılığının fiziksel, psikolojik ve sosyal belirtilerine ilişkin detaylı bilgiler aktararak öğrencilerin riskleri doğru tanıması, çevresindeki olası vakaları değerlendirebilmesi ve bilinçli hareket edebilmesinin önemine vurgu yaptı.

Programda ayrıca uyuşturucu ile mücadelede kritik öneme sahip yasal süreçler, ihbar mekanizmaları ve İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen UYUMA mobil uygulaması tanıtıldı. Kayhan, uygulamanın kullanım aşamalarını katılımcılara anlatarak gençlerin suçla mücadelede etkin bir paydaş haline gelmesinin büyük değer taşıdığını ifade etti.

UYUMA PROJESİ NEDİR?

UYUMA Projesi, teknolojinin sunduğu imkanları kullanarak uyuşturucu ile mücadelede vatandaş duyarlılığını artırmak ve toplumsal sorumluluk bilinci doğrultusunda etkin bir mücadele ortamı oluşturmak amacıyla İçişleri Bakanlığı tarafından hayata geçirildi.

Uygulama sayesinde vatandaşlar, sokakta karşılaştıkları uyuşturucu ticareti veya şüpheli durumları tek bir butona basarak polise bildirebiliyor. Bildirim, konum bilgisiyle birlikte ilgili birime anında iletiliyor ve en yakın ekip yönlendiriliyor.

UYUMA’nın en önemli özelliklerinden biri ise ihbarcı kimliğinin mutlak şekilde gizli tutulması. Bildirim yapan kişinin kimlik ve telefon bilgileri, soruşturmanın hiçbir aşamasında üçüncü kişilerle paylaşılmıyor. Vatandaşların desteğiyle uyuşturucu suçlarına daha hızlı müdahale edilmesi ve mücadelede etkinliğin artırılması hedefleniyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.