blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Nisan, 2025 20:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

KBÜ’de dezenformasyonla mücadele çalıştayı düzenlendi

Karabük Üniversitesinde düzenlenen çalıştayda tüzel, ruhsal ve siyasi açılardan dezenformasyonun topluma tesirleri ele alındı.
Cumhurbaşkanlığı İrtibat Başkanlığı Dezenformasyonla Çaba Merkezi (DMM) ile Karabük Üniversitesi (KBÜ) iş birliğinde UNİDES projesi çerçevesinde Dezenformasyonun Kavramsal, Siyasi, Ruhsal ve Tüzel Boyutları" başlıklı çalıştay gerçekleştirildi.
15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleşen aktiflikte;alanında uzman akademisyen, gazeteci ve kamu kurumu temsilcileri bir ortaya gelerek dezenformasyonun hukukî, ruhsal ve yakın siyasi tarihteki tesirleri hakkında bilgi verdiler.
Dezenformasyonla Mücadele Kulübü tarafından organize edilen çalıştayda, bilgi kirliliğiyle çaba konusunda farklı perspektiflerden değerlendirmeler yapıldı. Toplumu tesiri altına alan dezenformasyonun sadece bir bilgi sorunu olmadığı; türel, ruhsal ve siyasi boyutlarıyla toplumları derinden etkileyen çok katmanlı bir tehdit ögesi olduğu vurgulandı.
Çalıştayın açılışında konuşan Dezenformasyonla Mücadele Kulübü Lideri Gülbahar Özyeşil, kulüp olarak bu alanda toplumsal şuur oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, aktifliğe katkı sağlayan tüm akademisyenlere ve iştirakçilere teşekkür etti.
Çalıştaya, Cumhurbaşkanlığı Bağlantı Başkanlığı Dezenformasyonla Çaba Merkezinden bağlantı uzmanlarıİhsan Çetin,Merve Ceyhan veOnur Özer ile İhlas Haber Ajansı (İHA) Karabük Bölge Müdürü Yasin Erdem de katıldı.
Program sonunda konuşmacılara katkılarından ötürü teşekkür edilerek plakettakdim edildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.