blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 12:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ Tez Yazım Atölyesinde Bilimsel Etik ve Atıf Kültürü Ele Alındı

Karabük Üniversitesi'nde (KBÜ) lisansüstü öğrencilere yönelik düzenlenen Tez Yazım Atölyesi'nde bilimsel etik, atıf teknikleri ve kaynakça hazırlama konuları ele alındı.

Karabük Üniversitesi, lisansüstü öğrencilerin akademik yazım becerilerini güçlendirmek amacıyla yürüttüğü 6 haftalık Tez Yazım Atölyesi programını "Tez Yazımında Atıf Yapma, Kaynakça Düzenleme ve Tez Yazım Kılavuzu Kullanma" başlıklı seminerle sürdürdü.

Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile KBÜ Bilim İletişimi Ofisinin iş birliğiyle düzenlenen etkinlik Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Mustafa Polat’ın sunumuyla İlahiyat Fakültesi Türkistan Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Seminere; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersin Müezzinoğlu, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeynep Özcan, Enstitü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İdris Kahraman, Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Abdurrahim Topal ile çok sayıda lisansüstü öğrenci katıldı.
"Eksik ya da hatalı atıflar etik ihlale yol açabilir"

Sunumunda akademik yazının temel bileşenlerini ele alan Doç. Dr. Polat, doğru atıf kullanımının bilimsel etiğin en önemli unsurları arasında yer aldığını belirtti. Atfın, bilginin kaynağını görünür kılarak akademik dürüstlüğü desteklediğini vurgulayan Polat, eksik ya da hatalı atıfların anlamını bozarak etik ihlallere yol açabileceğini ifade etti.

Uluslararası atıf sistemleri üzerine örneklemeler yapan Polat, tez yazımında tutarlı kaynakça oluşturmanın hem akademik metnin niteliğini hem de araştırmacının güvenilirliğini artırdığını söyledi. Polat, bilimsel metinlerde şeffaflık, doğruluk ve özgünlük sorumluluğunun araştırma sürecinin tüm aşamalarında gözetilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Seminer, KBÜ TV’nin video izleme kanalı üzerinden canlı yayımlanarak kampüs dışındaki öğrencilere de ulaştı.

Program sonunda Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeynep Özcan, katkılarından dolayı Doç. Dr. Mustafa Polat’a teşekkür belgesi takdim etti.

Karabük Üniversitesi, araştırma kültürünü destekleyen bu tür akademik etkinliklerle lisansüstü eğitimde kaliteyi artırmayı hedefliyor. Tez Yazım Atölyesi önümüzdeki haftalarda farklı konu başlıklarıyla devam edecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.