blank
Haber Merkezi tarafından
06 Şubat, 2026 14:42 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ promosyon anlaşmasına sendikalardan sert tepki

Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Serdar Aydın, Kamu-Sen Karabük İl Temsilcisi ve Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanı Sadık Doğdu, Karabük Üniversitesinin yapmış olduğu promosyon anlaşmasına sert tepki gösterdiler.

Başkan Aydın ve Doğdu yaptıkları ortak açıklamada, üniversitelerin bilginin üretildiği, emeğin karşılık bulması gereken bilim yuvaları olduğunu vurgulayarak,  "Karabük Üniversitesi de bu yönüyle yalnızca şehrimizin değil, ülkemizin gözbebeği akademik kurumlarından biridir. Eğitimde birçok başarılara ve ilklere imza atmıştır.

Şüphesiz bu başarıya Çok kıymetli Rektöründen, akademisyenine ve her kademedeki çalışanın özverili gayretleri ile gelmiştir.

 Ne var ki bugün gelinen noktada, bu büyük yapının yükünü taşıyan akademik ve idari personelin en temel ekonomik haklarından biri olan banka promosyonu, bilimin hızla ilerlediği ama emeğin yerinde saydığı bir tabloyu ortaya koymuştur.

05/02/2026 Tarihinde  gerçekleştirilen banka promosyon ihalesi; çalışanların beklentisini karşılamaktan uzak, piyasa gerçeklerine aykırı bir sonuçla tamamlanmıştır.

 İlginçtir ki bu süreç, çalışanları temsil etmekle yetkili olanların masada bulunduğu bir ortamda yaşanmıştır. Hal böyle olunca insanın aklına ister istemez şu soru gelmektedir: Masada yetki vardı, ama etki neden yoktu?

Ülkemizde yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve alım gücündeki erime artık istatistiklerden çıkıp günlük hayatın gerçeği hâline gelmiştir. Bilim üreten, araştırma yapan, ders veren, üniversitenin bütün yükünü omuzlayan çalışanlar; bugün temel ihtiyaçlarını karşılarken dahi zorlanmaktadır. Böyle bir dönemde, promosyon gibi önemli bir konunun “çok da uzatmaya gerek yok” anlayışıyla sonuçlandırılması, üniversite çalışanları açısından kabul edilebilir değildir.

ŞU SORULARI SORMAK ARTIK KAÇINILMAZDIR

Bilginin üretildiği bir kurumda, emeğin değeri neden bu kadar kolay gözden çıkarılmaktadır?

Üniversite çalışanlarının hakkını savunmakla görevli olanlar, bu ihalede pazarlık masasında mı yoksa seyirci koltuğunda mı oturmuştur?

AÇIKÇA İFADE EDELİM

Güçlü, nitelikli ve üretken bir üniversite yapısı; ekonomik kaygılarla boğuşan değil, emeğinin karşılığını alan çalışanlarla mümkündür. Promosyon, bir ikram ya da iyi niyet göstergesi değil; çalışanların maaşları üzerinden bankalara sağlanan ekonomik kaynağın doğal ve adil bir geri dönüşüdür. Bu geri dönüşün sessizce ve düşük beklentiyle kabul edilmesi, üniversite emekçilerine yapılmış bir haksızlıktır.

BU NEDENLE ÇAĞRIMIZ NETTİR

Karabük Üniversitesi gibi köklü ve saygın bir kuruma yakışmayan bu promosyon anlaşması yeniden ele alınmalıdır. Yetkili sendika, temsil yetkisinin yalnızca imza atmakla sınırlı olmadığını hatırlamalı; çalışanların iradesini ve ekonomik gerçekleri gerçekten dikkate almalıdır.

Bilim yuvalarında emeğin değersizleştirildiği, hakların masa başında eridiği, yetkinin olup sorumluluğun olmadığı hiçbir süreci kabul etmiyoruz. Üniversite çalışanlarının hakkını savunmaya, eksikleri dile getirmeye ve bu tabloyu kamuoyunun vicdanına taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verdiler.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Asuman Doğan tarafından
06 Şubat, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Akay; “Önlem Yok, Risk Büyük”

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Karabük’ün deprem gerçeğinin görmezden gelindiğini belirterek, kent nüfusunun yaklaşık yüzde 93’ünün birinci derece deprem bölgesinde yaşadığını vurguladı. Akay, gerekli önlemler alınmadığı takdirde olası bir depremin ağır sonuçlar doğuracağını söyledi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçtiğini hatırlatan Akay, resmi rakamlara göre 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiğini, 107 bin kişinin yaralandığını ifade etti. Yaşanan büyük yıkımın bir doğa olayının kaçınılmaz sonucu değil, yıllara yayılan ihmal ve yanlış politikaların sonucu olduğunu dile getiren Akay, “Bugün aynı ihmaller Karabük için de geçerlidir” dedi.

Karabük’teki riskin yalnızca fay hatlarından kaynaklanmadığını belirten Akay, asıl tehlikenin yapı stokunda olduğunu söyledi. Kentteki binaların önemli bir bölümünün eski yönetmeliklere göre inşa edildiğini, zemin özelliklerinin birçok bölgede sorunlu olduğunu ve yapı denetimlerinin yetersiz kaldığını ifade eden Akay, güçlendirme ve yenileme çalışmalarının ise bütüncül ve planlı şekilde yürütülmediğini kaydetti.

KAMU BİNALARI İÇİN UYARI

En vahim tablonun kamu binalarında yaşandığını vurgulayan Akay, depreme dayanıklılığı net olarak bilinmeyen binalarda adli, eğitim ve sağlık hizmetlerinin sürdürüldüğünü söyledi. Akay,  “Olası bir depremde çocuklarımızın, öğretmenlerimizin, sağlık çalışanlarının, kamu personelinin hayatının riske atılması kabul edilemez. Bu bir teknik eksiklik değil, açık bir yönetim sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

Karabük halkının hayati sorularına yanıt alamadığını belirten Akay, “Hangi kamu binası güçlendirildi? Hangi yapılar için yıkım ya da yenileme kararı alındı? Bağlayıcı bir takvim var mı? Bu soruların hiçbirine şeffaf ve net bir cevap verilmiyor” dedi.

“DEPREM KADER DEĞİL”

6 Şubat depremlerinden ders çıkarılmadığını savunan Akay, ihmallerin ve sessizliğin sürdüğünü ifade ederek, “Eğer bugün Karabük için gerekli önlemler alınmıyorsa, yarın yaşanacak bir felaketin sorumlusu bugünden bellidir. Kimse bunun siyasi ve vicdani sorumluluğundan kaçamaz” diye konuştu.

Depremle imar aflarıyla, rant projeleriyle, göstermelik denetimlerle yapılamacapını vurgulayan Akay, "Depremle mücadele ancak bilimle, şeffaflıkla, güçlü denetimle ve kamucu bir anlayışla mümkündür. Karabük’te tüm okulların, tüm kamu binalarının ve riskli yapıların acilen deprem performans testleri yapılmalı; sonuçlar kamuoyuyla açıkça paylaşılmalıdır. Güçlendirme ve yenileme çalışmaları için somut bir takvim ve bütçe ortaya konulmalıdır" dedi. Akay, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz korku yaymıyoruz, gerçeği söylüyoruz. 6 Şubat bize acı bir şekilde gösterdi ki, felaket geldikten sonra ‘keşke’ demenin hiçbir anlamı yoktur. Deprem kader değildir; deprem ihmalin sonucudur.”

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.