blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Haziran, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Kazada hayatını kaybeden doktor son yolculuğuna uğurlandı

Sinop’ta geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden doktor, memleketi Tokat’ın Zile ilçesinde toprağa verildi.
Edinilen bilgilere göre kaza dün Sinop-Boyabat yolu Tıngıroğlu mevkiinde meydana geldi. Ender Çoraklı’nın kullandığı 26 GR 435 plakalı otomobil, karşı yönden gelen S.B. yönetimindeki 34 FA 3602 plakalı otomobil ile çarpıştı. Kazada Dr. Mehmet Turan Yazlak, Ender Çoraklı, R.T. hayatını kaybederken, Dr. Beyza Nur Çetin, sürücü S.B. ise yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Dr. Sena Sakin yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kaza ile ilgili soruşturma başlatılırken kaza da hayatını kaybeden Dr. Mehmet Turan Yazlak’ın cansız bedeni memleketi Tokat’ın Zile ilçesine getirildi. Yazlak, için cenaze namazı düzenlendi. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen namaza Yazlak’ın yakınları ve sevenleri katıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Yazlak, Zile Ağbaba mezarlığına defnedildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.