blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Aralık, 2024 04:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı:

Sağlık Bakanlığı tarafından, “Fermuar Sistemi ile Yaşama Yol Ver” sloganı ile başlatlan iletişim kampanyasının Kastamonu’daki tanıtım programında konuşan Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, “Türkiye’de sağlık hizmeti sağlık çalışanlarının fedakarlıkları sayesinde bu kadar güzel verilebiliyor” dedi.
Acil durumlarda ambulansların hızla olay yerine ve sağlık kuruluşlarına ulaşmasını sağlayan "fermuar sistemi", hastaların hayatta kalma şansını artırmada kritik bir rol oynuyor. Sağlık Bakanlığı’nın bu sisteme dikkat çekmek amacıyla “Fermuar Sistemi ile Yaşama Yol Ver” sloganıyla ülke genelinde başlattığı farkındalık kampanyasının Kastamonu’daki ayağı için tanıtım programı düzenlendi.
Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğünde gerçekleştirilen programda konuşan Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, “İl Sağlık Müdürlüğümüz, özellikle taşrada sağlık hizmetlerini verirken vatandaşlarımızın il merkezine gelmeden ilçelerinde bir takım sağlık hizmetlerinden yararlanması için büyük bir mücadele veriyorlar ve çok büyük ilerlemeler sağlandı. Sağlık hizmetleri ikiye ayrılıyor. Bunlardan bir tanesi önleyici sağlık hizmetleri. Diğeri de tedavi edici sağlık hizmetleri. Vatandaşlarımız genellikle tedavi edici sağlık hizmetleri üzerinde duruyorlar. Fakat onun kadar önemli olan önleyici sağlık hizmetleridir. Yani halk sağlığıdır. Halk sağlığı toplumsal bir konudur ve halk sağlığı toplumsal bir bilinç gerektirir. Aslında sağlık konusunda en çok duyarlı olması gereken kişi insanın kendisi ve çevresidir. Sağlık öyle bir konudur ki geciktiğinde herhangi bir hastalık geç tanı konulmasından dolayı tedavisi zor olan ya da mümkün olmayan bir noktaya gelebilir. Hastalıkları önceden daha doğrusu ilk belirtiyi gösterirken tanımak ve önlemleri almak insanların hayatını kurtarır” dedi.

“Acil sağlık hizmetlerinden yararlanmak için toplumda bir bilinç gerekiyor”
Acil sağlık hizmetlerinden yararlanılması için toplumda bir bilinç gerektiğine işaret eden Kubalı, “Bu bilinç özellikle ilk yardım faaliyetlerinden başlamak üzere ‘Fermuar Sistemiyle Yaşama Yol Ver’ kampanyasının da belirtildiği üzere acil sağlık hizmetlerinin vatandaşlarımızın yardımına bir an evvel koşması için toplumsal bir çaba gerektiriyor. Arkadaşlar ne mutlu bize ki anayasamızda sağlık bir yaşam hakkı olarak düzenleniyor ve devletin ücretsiz olarak verdiği bir hizmet. Toplumda herkes sağlık hizmetinde yararlanma hakkına sahiptir. İnsan olması yeterlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bir yana sağlık konusunda bu iddiasını yaşama geçirmektedir. Devlet vatandaşlarının sağlık hakkını güvence altına almıştır ve bu konuda gereken her türlü tedbiri almakla da yükümlüdür” diye konuştu.

“Kastamonulular, ambulansalar yol vermektedirler”
Kastamonu’da vatandaşların ambulanslara yol verdiğini belirten Kubalı, “İlimizde ambulans hizmeti vatandaşlarımızın bir telefonuna bakmaktadır. Sağlık personeli her an 24 saat göreve hazırdır. Kastamonu’da trafikte ambulanslara yol verme konusunda gururla söylüyoruz ki bütün Kastamonululara buradan teşekkür borçluyuz. Ciddi bir sorunumuz yoktur. Çünkü vatandaşlarımız ambulansın sesini duyduğu anda arabalarını sağa çekmektedirler ve ambulansa yol vermektedirler. Bundan dolayı gerçekten mutluyuz. Acil Sağlık Hizmetleri bütün vatandaşlarımızın ücretsiz olarak ve anında yararlanabileceği bir hizmettir. Biz bu iddiayı taşıyoruz ve vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli olmasını istiyoruz. Geç kalınmasın. Geç kalındığı zaman hayatlar maalesef güvence altına alınamaz şeklinde konuştu.
Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Özgür Yılmaz ise Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası sebebiyle yaptığı etkinlikleri paylaşarak, “Bununla birlikte 112 Acil Sağlık sisteminin önemini vurgulamak, trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi ve fermuar sistemiyle ambulansa yol verilmesi konusunda farkındalığın artırılması amacıyla ‘Fermuar Sistemi ile Yaşama Yol Ver!’ sloganı ile iletişim kampanyası hazırlanmıştır. Bu kampanya ile farkındalık eğitimleri gerçekleştirilecektir. Ayrıca okullara gidilerek eğitimler verilecektir” ifadelerini kullandı.
Dr. Yılmaz, ayrıca hem ülkemizin hem de Kastamonu’nun hastane öncesinde acil sağlık hizmetlerinin kapasitesi ve vaka tanımları hakkında bilgilendirmede bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin