blank
Asuman Doğan tarafından
20 Kasım, 2025 09:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KARDEMİR Oflaz Döneminde Yeni Bir Sayfa Açıyor

Göreve yeni başlayan KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Ali Oflaz, fabrikanın üretim başarıları, şehirle kurulan güçlü iletişim ve şeffaf yönetim adımlarıyla uzun süredir eksik kalan kurumsal birlikteliği yeniden tesis ediyor.

KARDEMİR’de yönetim kurul başkanının değişmesi sonrasında yeni bir dönem başladı. Göreve gelen Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Ali Oflaz, hem üretim alanındaki adımları hem de kurumun Karabük ile iletişiminde başlattığı yeni yaklaşım ile dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz dönemde KARDEMİR’de basın ve kamuoyuyla iletişimin sınırlı olması, kurumun şehirle bağının zayıflamasına neden olmuştu. Önceki Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir döneminde kamuoyuna açık bilgilendirme toplantıları yapılmamış, basınla temas sağlanmamıştı. Bu süreçte şirketin mali tablolarında 3 milyar TL’yi aşan zarar oluştuğu kamuoyuna yansımış, Demir’in istifası ile Kardemir’den gitmesi benzer olarak sessiz bir şekilde gerçekleşmişti.

Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Ali Oflaz’ın göreve başlamasıyla birlikte bu kapalı iletişim politikasının değiştiği görülüyor. Oflaz, göreve gelişinden kısa süre sonra Karabük Belediyesi’ne araç desteği sağlanması, Türk Kızılayı’na Gezici Kan Alma Otobüsü kazandırılması gibi çalışmalara öncülük etti. Kurumun şehirle sosyal temasının güçlendirilmesi yönünde yeni uygulamalar başlatıldı.

Bugün gerçekleştirilecek olan kahvaltılı basın toplantısı, KARDEMİR’in uzun aranın ardından yerel basınla yeniden geniş kapsamlı bir programda bir araya geldiği ilk buluşma niteliğini taşıyor. Toplantıda fabrikanın son dönem çalışmaları, üretim verileri, gelecek hedefleri ve yatırım planlarının ele alınması bekleniyor.

KARDEMİR, üretim ve ihracat tarafında da önemli bir ivme yakaladı. Oflaz döneminde; 14,5 milyon Euro tutarındaki ray satış anlaşması,5,7 milyon dolar değerindeki demiryolu teker seti ihalesinin kazanılması,şirketin hem iç piyasada hem uluslararası alanda rekabet gücünü artıran gelişmeler olarak kaydedildi.

KARDEMİR yetkilileri, yerli ve milli üretim kapasitesinin güçlendiğini, ray ve teker seti üretiminde Türkiye'nin dışa bağımlılığının azaldığını belirtiyor. Oflaz döneminde sürdürülen çalışmaların, fabrikanın hem ekonomik performansını hem de kurumsal iletişim yapısını yeniden güçlendirmeyi hedeflediği ifade ediliyor.

Bugün yapılacak toplantının, KARDEMİR’in kamuoyuna açık, şeffaf ve düzenli bilgilendirme politikası açısından bir başlangıç niteliği taşıdığı belirtiliyor. Toplantıda şehirle kurumsal iletişimin sürdürülebilir hale getirilmesine yönelik mesajların da paylaşılması bekleniyor. Biz de Karabük Birlik Medya olarak bu yeni dönemde şehrimizin en büyük değeriyle güçlü bir işbirliği içinde olmaya hazırız.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.