ÇANKIRI Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü, Uluslararası İlişkiler Topluluğu ve Demokrasi ve İnsan Hakları Topluluğu tarafından organize edile “Küreselleşen Dünyamızda Uluslararası İlişkilerci Olmak” konferansı gerçekleştirildi.
Konferansta konuşan emekli Büyükelçi Haldun Otman öğrencilere Dışişlerinde görev almak için hangi okul ve yollardan geçmeleri ile bilgi vererek şuan 128 ülkede temsilciliğimizin bulunduğunu, temsilcilik açısından dünyada 8. Ülke olduğumuzu ve Dışişleri Bakanlığının 6 bin 400 personelinin 4 bin 600’ünün yurt dışında görev yaptığını söyledi.
Yurtdışı misyon temsilciliğinin manevi sorumluluğu çok ağır bir görev olduğunu ve her koşulda ülke menfaatlerinin korunması ve gözetilmesinin öncelikli bir görev olduğunun altını çizen emekli Büyükelçi Otman “ Ülkenizi her alanda iyi temsil etmek için görünür olmalı, basın ile iyi ilişkiler içinde olmalı ve sosyal aktivitelerde bulunmalı ve gündemi çok iyi takip ederek ona göre stratejiler üretmelisiniz” dedi.
Öğrencilere mesleki eğitimleri yanında mutlaka yabancı dil öğrenmeleri konusunda da tavsiyelerde bulunan Haldun Otman konuşmasının son bölümünde yurtdışı görevleri ile ilgili ilginç anekdotlar ve anılarını da anlattı.
Daha sonra söz alan Milletvekili Prof. Dr. Tunca Toskay il olarak küreselleşmenin tarifini yaparak “küreselleşme Dünya ülkelerinin maddi ve manevi değerlerinin ve bunlarla birlikte oluşmuş kültürlerin ulusal ve uluslararası dağılımıdır” diye konuştu.
Milletvekili Toskay küreselleşmeyi tetikleyen en büyük etkenlerin ulaşımdaki gelişim, bilginin artık resmiyetten çıkıp bireyselleşip çok çabuk yayılıp eskimesi, sermayenin mobilitesi, çok uluslu büyük şirketlerin artması ve artık dünyanın ortak sorunu olan çevre sorunları gibi sebepleri olduğunu söyledi.
Toskay “Sizlerde küreselleşen dünyada uluslararası ilişkilerci olmak istiyorsanız bu karmaşık yapıyı iyi bilmeli ona göre eğitim almalı ve ona göre çözümler üretmelisiniz. Kendi alanınızda çok iyi kariyer yapabilirsiniz ama donanımınız iyi olmalı ve avantajlı a alanları iyi araştırmalısınız ve iletişim teknolojilerine hakim olmalı ayrıca bu işin olmazsa olmazı olan yabancı dili en azından İngilizceyi çok iyi bilmelisiniz “ dedi.


KARATEKİN Üniversitesi’nde Konferans
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


