Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Aralık, 2023 11:31 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te “Safran Çilek” Dönemi Başladı

Konarı köyünde topraksız tarım metoduyla çilek yetiştiriciliğine başlayan iş kadını Eren HaticeDemir, ilk hasadını gerçekleştirdi. Bankacılık mesleğinden sonra sera kuran kadın girişimci, Karabük’ün örnek çilek üreticisi oldu.

Kasım ayından itibaren hasadın başladığını kaydeden Demir, çilek üretiminde “Safran Çilek” markasını yurt içi ve yurt dışında duyurmayı planladıklarını iletti. Çilek Üreticisi Demir: “İstanbul’da 20 yıla yakın bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra kendi seramızı kurmak için Konarı Köyü’ne yerleştik. Hayatımızda aldığımız en doğru kadar olduğunu düşünüyorum.  Daha önce tarım deneyimimiz yoktu. Serayı kurarken eşimin desteğiyle ailece yola çıktık. Özellikle ilk yılımız olduğu için zorluklar yaşamış olsak da başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Aslında topraksız tarım Türkiye’de çok yeni olduğu için bilgi ve destek konularında zorluk çektik. Biz yurt dışı örneklerini inceledik. Türkçeye çeviri yaparak bilgileri uyguladık. Şu an seramız 10 hol olarak faaliyet gösteriyor. Hammaddesi hindistan cevizi kabuğu olan cocopeatlerde çilek bitkisini yetiştiriyoruz. Çilek, çok hassas bir bitki o nedenle hem sabır hem de bakım gerektiriyor. Göründüğü kadar kolay bir meslek değil. Hedeflediğimiz gibi yılda 52 bin fideden 30 ton gibi mahsul almayı planlıyoruz.  Şu anda Karabük’te bize inanan, manevi destek olan herkesle ilk hasadımızı paylaştık. Öncelikle Karabük’teki çocukların her mevsim çilek yiyebilmesi için yola çıktık. Hasatlarımızı 2024 yılında arttırarak, ilerleyen zaman da yurt içi ve yurt dışı pazarlarında yerimizi almak istiyoruz. Çalışmalarımızda bizi yalnız bırakmayan herkese çok teşekkür ediyoruz.” dedi.

Karabük’te iyi tarım uygulamasıyla yola çıkan “Safran Çilek” markasını dünyaya duyurmayı hedefleyen Demir,  Karabük Birlik Medya ve destek veren kurumlara teşekkür etti. Safran Çilek, Karabük halkının mevsim fark etmeksizin çilek tüketimini sağlamayı hedefliyor. (Bölgenin Sesi Gazetesi: Esra Oğuzkağan Özkan)

Bizi sosyal medyadan takip edin
turkiyede her 3 eriskinden 1i hipertansiyon hastasi Znd7qT7d
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Mayıs, 2026 00:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası

Samsun’da düzenlenen “5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi”nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.

Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, “5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi” kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti.

“Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor”

Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, “Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, “Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

“3’te 1’i tansiyon hastası”

Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, “Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir” şeklinde konuştu.

“Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği”

Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını “Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği” olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, “Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır” ifadelerini kullandı.

Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin