Karabük'te Baba Okulu Seminerleri Başladı - Karabük Haber Postası
B jpg
Yusuf Korkmaz Avatarı
Yusuf Korkmaz tarafından
10 Mayıs, 2024 11:42 tarihinde yayınlandı
0
0

Karabük’te Baba Okulu Seminerleri Başladı

Karabük İl  Müftülüğü tarafından, Kur’an ve Sünnet temelinde aile olma bilincini güçlendirmek, ailede hak ve sorumluluklar açısından baba olmanın önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen “Baba Okulu Seminerleri’’ başladı.

İl Müftülüğü Konferans salonunda düzenlenen  seminerde  İl Müftüsü Ercan Aksu “Çocuğun Gelişiminde Babanın Önemi” başlıklı sunum yaptı.

Karabukte Baba Okulu Seminerleri Basladi jpg

Müftü Aksu, “Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz.” hadisini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Unutmayalım ki evlatlarımız bizleri gözlemlemektedirler. Bu sebeple onların ahlakının doğru bir şekilde inşa edilmesinde babanın rolü çok büyüktür. Çocuklarımızı milli ve manevi yönden şuurlu nesiller olarak yetiştirmeliyiz. Bu vesileyle bir baba olarak sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.” dedi.

Seminerde İl Vaizi  Ahmet Bulut  ise  “İslam da Babanın Hak ve Sorumlulukları” başlıklı sunum gerçekleştirdi.

4 Hafta devam edecek ve farklı konu başlıkları ile sunumlar gerçekleşecek Baba Okulu Semineri 29 Mayıs 2024 tarihinde tamamlanacak. Seminerler sonunda katılımcılara sertifika verilecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…