Karabük’te 4-B Velilerinden Öğretmen Görevlendirmesine Tepki - Karabük Haber Postası
YESIL Recovered 1
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
05 Eylül, 2025 13:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Karabük’te 4-B Velilerinden Öğretmen Görevlendirmesine Tepki

Karabük’te Şirinevler Şehit Ercan Hırçın İlkokulu 4-B sınıfı öğrencileri ve velileri, öğretmenlerinin görev değişikliğine uğramasına tepki gösterdi. Veliler, öğretmenin sınıfa geri dönmesini talep etti.

Edinilen bilgiye göre, Bahçelievler İlkokulu’nda birinci sınıfa başlayan öğrencilerin velileri, öğretmenlerinin başka bir okula görevlendirilmesine önce tepki göstermiş ve görevlendirme iptal edilmişti. Bu kararın ardından Şirinevler 4-B sınıfı velileri, üçüncü öğretmen değişikliğinin çocuklar üzerinde olumsuz psikolojik etkiler yaratacağını belirterek eylem yaptı.

Veliler, okul önünde yaptıkları açıklamada, “Bir öğretmen yalnızca görevli değil, bir çocuğun hayatına dokunan ilk figürlerden biridir. 6 yaşındaki çocukların güven duygusunun sarsılması eğitim hayatlarında kırılmalara yol açabilir” ifadelerini kullandı. Açıklamanın ardından Karabük Valiliği önüne giderek “Öğretmenimizi almayın” yazılı pankartlar açan veliler, çocuklarının eğitimde devamlılık ve güven ortamını sağlamak istediklerini vurguladı.

Veliler, görevlendirmenin iptal edilmesini ve çocukların tanıştığı öğretmenin sınıfa geri dönmesini talep ederek, “Çocuklarımız bu sene sınava girecek ve başarılı olmalarını istiyoruz. 3. bir öğretmen istemiyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay