Kapısını kırdığı evden 3 gün boyunca valizlerle eşya çalıp taşıdı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Mart, 2024 04:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Kapısını kırdığı evden 3 gün boyunca valizlerle eşya çalıp taşıdı

Samsun’da yabancı uyruklu bir kişi kapısını kırdığı evden 3 gün boyunca 100 bin liralık eşyayı çalıp valizlerle taşıdı.
Olay, Samsun’un İlkadım ilçesi Zafer Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Irak uyruklu Ahmed H.T.T.(45) kapısını kırdığı eve girerek 3 gün boyunca 100 bin lira mutfak eşyası, giyim eşyası ve elektronik malzeme çaldı. Çaldığı eşyaları 3 gün boyunca valizle taşıyan Ahmet H.T.T., kayıplara karıştı. Ev sahibi 3 gün sonra evine geldiğinde kapısının kırık ve eşyalarının çalındığını görünce polise şikayette bulundu.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Hırsızlık Bürosu ekipleri, yaptıkları çalışma sonucu hırsızlık olayını aynı suçtan suç kaydı bulunan Ahmet H.T.T.’nin gerçekleştirildiğini tespit etti. Gözaltına alınarak bugün Samsun Adliyesine sevk edilen Iraklı şüpheli suçlamaları kabul etmedi. Nöbetçi mahkemeye ifade veren Ahmet H.T.T., mahkemece tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…