Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Kürşad Bekar: "Kelkit Depremi gerekli uyarıyı yapmıştır" - Karabük Haber Postası
jeofizik muhendisleri odasi trabzon sube baskani kursad bekar kelkit depremi gerekli uyariyi yapmistir COMtz8tY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Nisan, 2025 16:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Kürşad Bekar: “Kelkit Depremi gerekli uyarıyı yapmıştır”

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Kürşad Bekar, Gümüşhane Kelkit merkezli bugün sabah saat 06.09’da yaşanan 4.1 büyüklüğündeki sarsıntının bölge için ikaz niteliğinde bir zelzele olduğunu söyledi.

5 km derinlikte gerçekleşen sarsıntının Erzincan ve dolayısı ile Kuzey Anadolu Fay (KAF) çizgisine çok yakın bir lokasyonda gerçekleştiğini kaydeden Kürşad Bekar “Bu sarsıntı, beklenen ‘Büyük bir KAF sarsıntısına ne kadar hazırız?’ sorusunu da beraberinde getirmektedir. Maalesef bölgemizdeki kaçak ve eski yapıların fazlalığı, kırsalda her arazinin ortasına bir mesken yapılması, buna bağlı olarak yüksek eğimli yerlerde açılan yolların tabanların hassaslığını düşürmesi, kıyı şeritlerinin dolgu yapılarak insan varlığına açılması ileride yaşanacak büyük maddi ve manevi kayıpların önünü açmaktadır. Trabzon özelinde Karadeniz bölgesinin coğrafik, yağış ve topoğrafya kaideleri bu sarsıntının dolaylı tesirlerini epeyce yıkıcı hale getirmektedir. Ülkemizde olduğu üzere bölgemizde de birçok ilçe belediyemizde yer bilimci meslektaşlarımızın (jeofizik ve jeoloji) bulunmaması bu bölgelerde yapılan birçok inşaatın (mesken yahut endüstriyel yapı) yer etüt raporlarının sağlıklı denetim edilmediği gerçeğini bizlere hatırlatmaktadır. Bu mevzuda bilhassa ilçe belediyelerinin sorumluluklarını tekrar hatırlatmak isteriz. Bölgemizde yalnızca oluşacak bir sarsıntı sonrası eğime bağlı heyelanlar kelam konusu olmayıp bilhassa eski ve kalitesiz yapıların temel donatılarının su yürümesi nedeniyle paslanma ve korozyona maruz kalması ve buna bağlı olarak binaların ayakta kalabilirliğinin düşük olduğunu biliyoruz. Tüm bu binaların temel ve temele yakın kolon ve kirişlerinin ehil ve işinin ehli firmaların yapacağı jeofizik etütlerle hasarsız yapı kontrolünün kesinlikle yapılması gereklidir” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay