Karabük Postası tarafından
11 Eylül, 2023 15:33 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 4dk
Yorum: 0

İYİ Parti’den 81 İlde Eğitim Eylemi

İYİ Parti 81 ilde ortak basın açıklaması yaptı. Karabük'te  İl Milli Eğitim Binası önünde eğitim masrafları konusunda ailelerin çektiği zorluklar ve Andımızın okullarda okunmaması protesto edildi. Andımızın okunmasıyla başlayan açıklamada, eğitimdeki sorunlara dikkat çekildi. Basın açıklamasını partililer adına İyi Parti Karabük İl Başkanı Recep Yılmaz yaptı. Yılmaz açıklamasında; "2023-24 Eğitim Öğretim Yılı, bugün çalan ilk ders zili ile başladı. Eğitim politikalarını önceleyen ve Cumhuriyet değerlerimizi, ülkemizin bekası için her daim içselleştiren İYİ Parti mensupları olarak, bugün tıpkı burada olduğu gibi 81 ilimizde eş zamanlı olarak sahalardayız, alanlardayız, karşınızdayız. Geçtiğimiz yıl, 15 milyon 839 bin 140 öğrenci resmî, 1 milyon 578 bin 233 öğrenci özel ve 1 milyon 738 bin 198 öğrenci de açık öğretim kurumlarında eğitim gördü. Resmî okullarda eğitim görenlerin 8 milyon 147 bin 339'u erkek, 7 milyon 691 bin 801'i kız öğrencilerden oluştu. MEB İstatistiklerine göre Türkiye'de toplam 70 bin 383 eğitim kurumu içinde devlete ait okul sayısı 56 bin 200. Özel okulların sayısı ise 14 bin 124. Henüz resmi rakamlar netleşmedi fakat bu eğitim öğretim yılında bu rakamlar muhtemelen bir hayli daha artacak. Ebeveynleri de dahil ettiğimizde toplumumuzun önemli bir kesimini ilgilendiren eğitim konusu, söz konusu rakamsal veriler ışığında en önemli sorunlarımızın başında gelmektedir. Pek çok konuda olduğu gibi eğitim politikalarında da ipin ucunun kaçırıldığına, toplumsal değerlerimizin özümsenmesiyle ilgili hassasiyetlerin eğitimde de terk edildiğine üzülerek tanık oluyoruz. "CUMHURİYETİN TEMEL NİTELİKLERİNDEN BİRİ EĞİTİM-ÖĞRETİM BİRLİĞİ'DİR" Türk Milletinin duyarlılıklarının ötesinde, artık ayan beyan belli olan ve iyiden iyiye açığa çıkan bir gizli ajandada yazılı olanların, yasa ve yönetmelikler de hiçe sayılarak eğitimde de uygulamaya konulmasıyla somutlaştığını maalesef gözlemliyoruz. Yeni kuşakların, Anayasamızda da öngörülen; milli ve manevi değerlerinin yanı sıra Atatürkçü, laik, çağdaş ve bilimin ışığında yetiştirilmesi amaç ve hedefinden hızla uzaklaşmakta olduğumuzun, evrensel kriterlerden öte, bir garip ideolojik hedefler doğrultusunda şekillendirilmek istendiğinin farkındayız. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'na göre eğitim bir uzmanlık alanı ve öğretmenlik de bir ihtisas mesleğidir. Pedagojik formasyonu ve lisans eğitimi olmayan kişilerin değişik adlarla veya kaçak yapılar marifetiyle eğitim vermeye kalkıştıklarını dahi biliyor, bunlara göz yumulduğuna da şahit oluyoruz. Cumhuriyetin temel niteliklerinden biri Eğitim-Öğretim Birliği'dir ve bu konu, devletimizin varlığının ilelebet korunmasıyla da doğru orantılıdır. "TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDE BİLİNÇLİ BİR YOZLAŞTIRMAYI BERABERİNDE GETİRDİ" Bilinmelidir ki; Vakıflar, cemaat, dernek grup ve benzeri din eğitimi veya değerler eğitimi adına MEB müfredatı dışında birtakım faaliyetlerde bulunmak, ülkemizdeki eğitim ve öğretim sürecini olumsuz etkiliyor. Zira bu tür faaliyetlerde bulunan grupların hangi müfredata, hangi programa bağlı kaldıkları da meçhuldür ve bu durum oldukça tehlikelidir. Şunu özellikle belirtmek isteriz ki; çağdaş ve modern eğitim ile birlikte, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması her zaman olduğu gibi öncelikli talebimizdir. Bıkmadan usanmadan, her türlü mecrayı kullanarak her fırsatta bu talebimizi haykırıyoruz, çünkü ülkemizin temel sorunu budur. Bugün de içinde bulunduğumuz eğitim sistemi, ne yazık ki, birey yetiştirme değil, seçmen yetiştirme üzerine kuruludur. Önce köy enstitülerinin kapatılmasıyla başlayan ülkemiz eğitimindeki erozyon, son 22 yıl içinde çok sayıdaki köy okullarının kapatılmasıyla da derinleştirildi. Müfredat düzenlemelerinin Cumhuriyet değerlerinden uzaklaştırılarak yapılması, yukarıda sözünü ettiğimiz gizli ajandalı bir kurgunun hayata geçirilmesi amaçlıydı ve Türk eğitim sisteminde bilinçli bir yozlaştırmayı beraberinde getirdi. Yargı kararına rağmen keyfi bir uygulama ile Andımız’ın yasaklanması dahi Milli Eğitim ideallerimize vurulan en ağır darbelerden biri olmuştur. Çocuklarımızın, “Ne mutlu Türküm diyene!” diye haykırmasından rahatsızlık duyanların gerçek niyetinin, kimliksiz bir zihniyete sahip, kula kulluk eden bağımlı bireyler yetiştirmek olduğu net biçimde anlaşılmıştır. Eğitimde temel felsefe, nitelikli eğitimin yolunu açmak, fırsat eşitliğini sağlamak, devlet güvencesiyle parasız eğitime geçiş yolunda çalışmalar yapmak, sonuç itibarı ile liyakat sahibi gençler yetiştirmek olmalıdır. Geleceğin aydınlık Türkiye’sini kurmanın da insan hak ve hürriyetlerinin egemen olduğu, hukukun tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, adaletin herkesi için tesis edildiği, laik ve demokratik bir ülkede yaşayabilmenin de tek yolu, milli eğitimdeki bu ideallerin hayata geçmesiyle mümkündür. EĞİTİMDE LAİKLİK VURGUSU Türk Eğitim Sistemi’nde; Atatürk ilke ve devrimleri esas olmalı, milli ve manevi hassasiyetler korunup kollanmalı, laik ve bilimsel eğitim ilkelerine uyumlu politikalar üretilmelidir. Aynı şekilde; devlet denetiminde olması gereken okullarımızda ve öğrenci yurtlarımızda, dar ve sabit gelirli ailelerin çocuklarını ücretsiz yararlandırmaları esas alınmalıdır. Devletimizin hiçbir biriminin olur vermediği, kaçak tanımlamasıyla tarif edilen sözde eğitim ya da barınma merkezlerine, bırakın müsamaha gösterilmesini, derhal kapatılmalarıyla ilgili işlemler gecikmeksizin yapılmalıdır. Dernek ve vakıf ağırlıklı eğitim ve yurt merkezlerinin, Türk devleti ve Milletinin duyarlıkları doğrultusunda denetlenmeleri sağlanmalı, elbette ki Anayasamızda ve yürürlükteki yasalarımızda ifadesini bulan Türk eğitim sisteminin ilke ve prensiplerine uygunluğu tescil edilmelidir. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımızda, milli bilincin ve ulusal değerlerimize aidiyet duygusunun güçlenmesi için; yargı kararına rağmen yasaklanan ‘Andımız’ tekrar bütün yurt sathında okutulmaya başlanmalıdır. Ailelerin belini büken ağır kırtasiye masraflarının yükü devletimiz tarafından sübvanse edilmeli, okul ve derslik sayısının yetersizliği ile sınıf mevcudiyetlerinin aşırı kalabalıklığından kaynaklanan sorunlar giderilmelidir. Öğretmen açığı, atanamayan öğretmenlere ders başı yaptırılmasıyla telafi edilmeli, okulsuz köyler ve taşımalı eğitim sisteminin sancıları ortadan kaldırılmalıdır. Biliyoruz ki; Türkiye’de İlkokul 4. sınıfların yüzde 40’ı ve 8. sınıfların yüzde 46’sı okula aç gidiyor ve tam 1 milyon 358 bin çocuk açlık sınırında bulunuyor. İYİ Parti olarak çocuklarımıza o nedenle okullarda beslenme projesi geliştirmiştik. Şimdi burada İktidara sesleniyoruz; hadi bakalım seçim döneminde, bizden kopya çekerek verdiğiniz ücretsiz yemek sözünü yerine getirin! Kısacası, öğrencilerimizdeki beslenme sorunlarının üzerine mutlaka ama mutlaka eğilinmeli, sağlıklı ve nitelikli bireyler yetiştirilmesi için eğitimimiz, dünyadaki evrensel kalite standartlarına yükseltilmelidir. Öğretmenlerin açlık sınırında (özellikle özel okullarda) çalıştırılmalarının önüne geçilmeli, ebeveynlerin üzerindeki maddi manevi ekstra bir yük olan servis çilesine son verilmelidir." ifadelerine yer verdi. (Haber Merkezi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ocak, 2026 16:15 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Orta Karadeniz’den 2,3 milyar dolarlık ihracat

Samsun merkezli Orta Karadeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü 2025 yılı işlem hacmi ve istatistiklerine göre, bölgeden yapılan ihracat toplam 2 milyar 300 milyon dolara ulaştı. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar 973 milyon dolarlık kısmı ise Samsun Gümrük Müdürlüğü üzerinden gerçekleştirildi.
Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın başkanlığında gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında açıklanan veriler, ihracat başta olmak üzere deniz, hava ve kara trafiğinde önemli bir hareketlilik yaşandığını gösterdi. Samsun, Ordu, Çorum, Kastamonu, Amasya, Tokat ve Sinop’u kapsayan bölgede toplam ihracat 2 milyar 300 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu rakamın yaklaşık 1 milyar 973 milyon dolarlık bölümünün Samsun Gümrük Müdürlüğü üzerinden yapılması, kentin Orta Karadeniz’in dış ticaret üssü konumunu pekiştirdi. Yıl boyunca 38 bin 474 ihracat beyannamesi düzenlenirken, 7 bin 121 ithalat beyannamesi ile bin 437 antrepo beyannamesi işlem gördü. Aynı dönemde 42 bin 553 konteynerin gümrük işlemleri tamamlandı.

Deniz taşımacılığı
Deniz taşımacılığında da Samsun öne çıktı. RO-RO, RO-PAX, yolcu gemileri ve diğer gemiler dahil olmak üzere bölgeye toplam 2 bin 504 gemi gelirken, bunların 2 bin 204’ünün Samsun limanlarına yanaştığı bildirildi. Deniz yoluyla gerçekleşen yolcu trafiğinde ise 22 yolcu gemisiyle yaklaşık 23 bin yolcu bölgeye giriş yaptı. Bu yolcuların 21 bin 912’si Samsun’a geldi.

Bin 83 uçak iniş yaptı
Hava yolunda da yoğun bir yıl yaşandı. Toplam bin 83 uçak iniş yaparken, 775 uçağın Samsun’a geldiği açıklandı. Hava yoluyla bölgeye gelen yolcu sayısı yaklaşık 138 bin olurken, bunun 101 bini Samsun üzerinden gerçekleşti. Gümrük işlemleri kapsamında hava yolunu kullanan toplam 273 bin 149 yolcunun giriş-çıkış işlemleri yapılırken, bu yolcuların 199 bin 410’unun işlemleri Samsun Gümrük Müdürlüğü tarafından yürütüldü.

14 milyar 273 milyon TL vergi geliri
Vergi gelirleri açısından bakıldığında da Samsun’un ağırlığı dikkat çekti. Bölge genelinde 2025 yılında elde edilen toplam vergi geliri 14 milyar 273 milyon TL olarak kaydedildi. Bu gelirin 13 milyar 500 milyon TL’si Samsun Gümrük Müdürlüğü kaynaklı oldu. Aynı süreçte 60 bin 446 aracın giriş-çıkış işlemleri tamamlanırken, 19 bin 884 transit beyannamesi ve bin 436 tır karnesi düzenlendi.

Kaçakçılıkla mücadele
Kaçakçılıkla mücadele çalışmaları da istatistiklere yansıdı. Yürütülen operasyonlar kapsamında yaklaşık 4 milyon 239 bin TL değerinde kaçak eşyaya el konuldu. Tasfiye süreçlerinde ise 762 adet e-ihaleden yapılan satışlardan yaklaşık 148 milyon TL hasılat elde edildi. Bölge genelinde 21 antrepo, 3 geçici depolama yeri ve 5 yetkilendirilmiş yükümlü ile gümrük hizmetlerinin etkin şekilde sürdürüldüğü vurgulandı.

Toplantıya ayrıca; Orta Karadeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Ayhan Coşkuner, Samsun Gümrük Müdürü Orhan Güngör, Samsun Serbest Bölge Müdürü Ferhat Dalğın, Samsun Deniz Ticaret Odası Başkanı İskender Yağız, paydaş liman işletme müdürleri, gümrük müşavirleri, acente müdürleri ve firma müdürleri katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin