Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Aralık, 2023 12:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Gümüşhane’nin karlı dağlarının arasından dünyaya balık ihracatı

Denize kıyısı olmayan Gümüşhane’de elektrik için üretilen baraj göllerinde yetiştirilen alabalıklar Karadeniz somonu olarak başta Rusya, Çin, Şili ve Japonya’ya ihraç edilerek ülke ekonomisine milyarlarca dolar katkı sağlıyor.
Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Kirazlık köyünde, Türkiye’nin en hızlı akan çaylarından birisi olan Harşit Çayı üzerine elektrik enerjisi üretmek için kurulan Torul Baraj Gölünde yıllardır hem elektrik üretiliyor hem de göl yüzeyinde balık üreticiliği gerçekleştiriliyor.
Torul Baraj Gölü üzerine kurulan 14 adet kafes alabalık yetiştiriciliği tesisine 10 ila 30 gram arasında getirilen gökkuşağı alabalıkları burada 1 kilogram ağırlığa ulaşıncaya dek yetiştirilerek daha sonra Karadeniz kıyısında bulunan tesislere gönderiliyor. Buradaki tesislerde işlemleri devam eden balıklar 3 ila 5 kilogram ağırlığa ulaştıktan sonra Rusya, Çin, Şili, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere ihraç ediliyor.
Suyunun soğuk ve temiz olması nedeniyle yıl boyu balık üretiminin gerçekleştirilebildiği karlı dağların arasındaki gölde düzenlenen balık hasadına Torul Kaymakamı Muhammet Kılıçaslan, Tarım ve Orman İl Müdürü Dr. Ahmet Mesut Kıraç, İl Genel Meclisi üyeleri Hüseyin Bedir, Kemal Emiroğlu, Torul Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yusuf Rakan’la katılarak yetkililerden ve üreticilerden bilgi alan Gümüşhane Valisi Alper Tanrısever, baraj gölünde bulunan ve zaman zaman dümenine geçtiği tekne ile ulaştığı kafeslerde incelemelerde bulundu, balıkları yemledi. ,

“Balık yetiştiriciliği ilimizde hızlı bir şekilde artıyor”
Gümüşhane genelinde faaliyet gösteren toplam 28 tesiste yıllık 5 bin 500 ton üretimin gerçekleştiğini belirterek bu sayının artırılması için çalışmaların sürdürüleceğini ve kentte balık üretimi ve ihracatının artırılması için çalışmalar gerçekleştirileceğini söyleyen Vali Alper Tanrısever, “İç sulardaki balık yetiştiriciliği ülkemizde olduğu gibi ilimizde de hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. İlimizde 5 bin 500 ton kapasiteyle devam eden balık üretimi, Torul ilçemizdeki Torul Baraj Gölündeki 14 tesis, Kürtün Barajındaki 11 tane tesis ve Kelkit ilçemizdeki Sadak Barajındaki 3 tesisle hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Torul ilçemizde Musalla deresinin yanındaki tesislerde üretilen yavru Gökkuşağı alabalıkları Torul Baraj Gölüne getirilip bir süre burada beslendikten sonra özellikle soğuk havalardan da nasibini aldıktan sonra Karadeniz’e götürülüyor ve orada 3 ila 5 kilo haline geldikten sonra yurt dışına ihraç ediliyor. İhraç pazarlarımız arasında en büyük pazarımız Rusya, Çin, Şili, Japonya gibi ülkeler bulunmakta. Bu tür ürünlerin özellikle ihracata yönelik olması sebebiyle tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla bu tür üretimleri destekleyeceğimizi, kapasitemizi mümkün olan en üst seviyeye çıkarabilmek için elimizden geleni yapacağız” dedi.


“2023 yılında 2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik”
15 yıldır bölgede balık üretimi gerçekleştiren ve Torul Baraj Gölünün balık üretimi için çok elverişli olduğunu söyleyen Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi Ramazan Çolak, “Bu alabalıklar bize yavru olarak 2 gram civarında geliyorlar. 500 gram veya 1 kilogram ağırlığa ulaşıncaya kadar burada yetiştiriciliğini gerçekleştiriyoruz. Daha sonra Karadeniz’e indiriyoruz. Burada da yaklaşık 3-5 kilograma ulaşınca yurtdışına ihraç ediliyor. Bu balıklar taze olarak, ileri işleme teknolojisiyle fileto haline getirilerek ihraç ediliyor. Başta Rusya, Japonya, Şili ve bu sene yoğun olacak şekilde Çin’e ihracat yapıyoruz. Gümüşhane’de denizimiz yok ama balık üretimi yapıyoruz. Patentli Karadeniz Türk somonu ihracatı 2022 yılında 1 milyar dolar civarındaydı. 2023 yılında da 2 milyar dolar civarında bir ihracat yapıldı. Biz bu çiftliklerde, Karadeniz’in hırçınlığı, doğası ve suyunun temizliğiyle yüzde 99 oranında doğal balık üretimi gerçekleştiriyoruz. Torul Barajı da bu noktada temiz ve berrak olması nedeniyle alabalık ve somona çok elverişli” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Depremde Trabzon için asıl risk denizde değil karada

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, Trabzon’un risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge olmadığını belirterek, "Önceki günkü deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak şehrimiz açısından daha da önemli olan Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ). Bu fay zonu çok büyük depremler üretme kapasitesine sahip. Deniz içerisindeki depremlerden çok KAFZ’da meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir" dedi.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre önceki gün saat 23.15’te Trabzon’un Ortahisar ilçesinin yaklaşık 28 kilometre açığında meydana gelen 3.8 büyüklüğündeki depreme ilişkin değerlendirmelerde bulunan KTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgenç Akın, depremin şaşırtıcı olmadığını dile getirdi. Özellikle alüvyal zeminlerde, heyelanlı alanlarda bulunan yapıların mutlaka Türk Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun yapılması, eğer yapılmadıysa kontrol ettirilmesinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Akın, "Depremin büyüklük ve şiddet kavramını bilmemiz gerekiyor. Şiddet Romen rakamıyla gösteriliyor ve hissettiğimiz sarsıntı gücüne göre değişiyor. Örneğin dolaplar ve avize sallandıysa bunun şiddeti farklı adlandırılıyor. Deprem büyüklüğü ise cihazlarla ölçtüğümüz aletsel büyüklüktür. Farklı büyüklükteki depremler aynı şiddette olabilir, aynı şiddetteki depremler farklı büyüklükte de olabilir. Sağlam olmayan zeminlerde şiddet daha fazla olacaktır. Çünkü şiddet yerel zemin şartlarına göre değişiyor. Bu son 3.7 büyüklüğündeki depremde de sahile yakın alüvyal zeminler daha fazla sallandı. Depremin olması bizim için şaşırtıcı değildi. Biz senelerdir Karadeniz içerisindeki faylardan bahsediyoruz. Burada depremler meydana gelebilir, normaldir. Karadeniz’de yine daha önce Gürcistan açıklarında ve Bartın’da 5-6’dan büyük depremler meydana geldi. Bölgemiz aslında aktif bir bölge. Her ne kadar deprem tehlikesi haritasında en büyük yer ivmesi 0.2 g olarak ifade edilse de zeminin kaya olduğu varsayımına dayanarak yapılan bir harita. Tabii ki bu harita yanlış değil. Bu bize bölgesel anlamda, parsel bazında da çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor. Heyelan içerisindeki bir yapı tabii ki bunu 0.2 g olarak hissetmiyor, daha büyük hissediyor. Kahramanmaraş depremlerinde de gördük, çok yüksek ’g’ kuvvetlerine ulaştık. Deprem açısından bölgemiz oldukça aktif. Depremden zarar görmemek tamamen bizim elimizde olan bir şey. Yapılarımızı uygun tasarlarsak; deprem, yapı ve zemin ilişkisini doğru kurarsak bir zarar görmeyiz. Trabzon risksiz ya da deprem tehlikesi olmayan bir bölge değil. Buna artık alışmamız lazım" şeklinde konuştu.

"Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda (KAFZ) meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir"
Bingöl Yedisu’da beklenen 7’den büyük bir depremin Trabzon’u oldukça olumsuz etkileyeceğini vurgulayan Akın, "Deprem denizdeki bir fayda meydana geldi. Bu fayın çok büyük olmadığını biliyoruz. Ancak deprem açısından daha önemli olan Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAFZ). Çok büyük depremler üretebilen bir fay hattı. Bizim buna uzaklığımız yaklaşık 150 kilometre. Deniz içerisindeki depremlerden çok Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda meydana gelebilecek depremler bölgemizi etkileyebilir. Türkiye’nin en büyük depremi olan 7.9 büyüklüğündeki 1939 Erzincan depreminde Trabzon’da can kayıpları yaşandı. Yedisu bölgesinde 7’den büyük deprem bekliyoruz. Burada meydana gelebilecek deprem Trabzon için büyük bir problem oluşturabilir. Deniz içerisindeki faylar alüvyal alanlarda daha çok hissedilir. Meydana gelen deprem aslında çok yıkıcı bir deprem değildi, küçük büyüklükte ve düşük şiddetli bir depremdi" diye konuştu.

"Trabzon ve çevresinde tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum"
Alüvyal alanlarda deprem enerjisinin yükseldiğini kaydeden Akın, "Özellikle sosyal medyada kullanıcıları ‘avizeler hiç sallanmadı’ dediler. Çok doğrudur, avizeler sallanmadı. Bunun nedeni bizim depreme çok yakın, yaklaşık 20 kilometre uzakta olmamızdı. Biz sadece ’P dalgası’nı hissedebildik. Daha çok sallama şeklinde değil de alttan vurma etkisi oluşturan bir dalgadır. Dolayısıyla avizeler sallanmadı. Sadece binaların altından bir vurma etkisi meydana geldi. Trabzon ve çevresinde hayatı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir tsunami riskinin olduğunu düşünmüyorum. Kuzey Anadolu Fay Hattı bizim için daha önemli. Dikkate alınması gereken en büyük tehlike budur" ifadelerini kullandı.

"Çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum"
Artçı depremleri tahmin etmenin zor olduğunu belirten Akın, "Genellikle artçılar 1-2 derece düşük olur. Eğer bu öncü depremse daha büyük deprem olması beklenir. Fakat biz öyle bir deprem beklemiyoruz. Düşük bir ihtimal de olsa artçı olarak 1.5-2 büyüklüğünde depremler de meydana gelebilir. Bu tamamen fayın yüklendiği stres ve fayın geometrisine göre değişecektir. Bu deprem özelinde çok korkulacak bir durum olduğunu düşünmüyorum" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin