Görünümleriyle dikkat çeken Kırgız çadırları, depremzedelere sıcak yuva olacak - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Temmuz, 2023 12:13 tarihinde yayınlandı
0
0

Görünümleriyle dikkat çeken Kırgız çadırları, depremzedelere sıcak yuva olacak

Depremin vurduğu Hatay’da inşa edilen ve görünümleriyle dikkat çeken 174 Kırgız çadırı hazır hale gelmesinin ardından vatandaşların geçici de olsa yeni yuvası olacak.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en büyük hasar Hatay’da meydana geldi. Defne ilçesinde de depremin yaralarını sarmak için çalışmalar aralıksız sürüyor. İlçede bir yandan yıkım çalışmaları devam ederken diğer yandan da depremzede vatandaşlara yeni yaşam alanları oluşturuluyor. Defne ilçesi Koçören Mahallesi’ne inşa edilen 174 Kırgız çadırı da eksiklerinin tamamlanmasının ardından depremzede vatandaşlara yuva olacağı belirtildi.

76864 aw926921 08

“Görüntüsü ilk başta insana çok ilginç geliyor”

Koçören Mahallesi’nde esnaflık yapan Şerife Yıldız, Kırgız çadırlarının görünümüyle ilginç olduklarını ifade ederek “Mahallemizde çok fazla yıkım ve kayıp oldu. Ben bu mahallede esnafım. Kırgız çadırları şuanda inşa aşamasında. Dışarıdan küçük gözüküyor ama içerisinde banyosu ve tuvaleti var. Klima takılacak diyorlar. Görüntü itibariyle biraz tuhaf duruyor ama depremzedeler için umarım iyi bir yaşam alanı olur. Görüntüsü ilk başta insana çok ilginç geliyor. Biz bu tip çadırda yaşama uzağız. Buranın insanı yapabilecek mi muamma. Umarım iyi olur, evsizler için bir barınak olur” şeklinde konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay