Karabük Postası tarafından
02 Ocak, 2017 14:42 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Farklı Elementlerden Ultra Yüksek Mukavemetli Çelik Üretti

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Metalurji Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Hayat, 3 yıllık çalışma sonrası Türkiye’de ilk defa yüksek ve ultra yüksek mukavemetli, nitelikli çelik üretmeyi başardı. Karabük Üniversitesi’nde görevli Yrd. Doç. Dr. Fatih Hayat, uzun yıllar süren çalışmaların ardından yüksek ve ultra yüksek mukavemetli, nitelikli çelik patenti alarak ülke ekonomisine kazandırılması adına önemli bir çalışmaya imza attı. Türkiye’nin ilk ağır demir çelik sanayisi olan KARDEMİR’de çelikhane işçisi olan bir babanın en küçük evladı olarak dünyaya gelen Yrd. Doç. Dr. Fatih Hayat, farklı elementleri kullanarak ve patentini aldığı yüksek ve ultra yüksek mukavemetli, nitelikli çeliğin yerli otomobil üretimine de büyük katkı sağlayacağını söyledi. “YÜZDE 70’LİK YARARLANAMADIĞIMIZ DİLİMİ AKTİF HALE GETİRECEK” Başarılı çalışmalarının ardından farklı ülkelerden danışmanlık teklifleri aldığını açıklayan Yrd. Doç. Dr. Hayat, “Amacım mevcut üretilen çeliği daha da geliştirerek ülkeye kazandırmaktı. 3 yıllık çalışmalarım sonunda buluş sahibi olarak çelik patenti alarak ülkemize kazandırdım. Lisans üstü eğitimimi otomotiv çelikleri üzerine yaptığından çeliklerin daha da geliştirilmesi için farklı elementleri kullanarak, yüksek ve ultra yüksek mukavemetli nitelik çelik üretmeyi başardık. Ülkemizde 14 tane otomobil üretim tesisi mevcut. Yıllık 1.5 milyon araç üretiliyor ve bunun yaklaşık 700 - 800 bini otomobil. Bu otomobilin büyük kısmını dünyanın çeşitli ülkelerine ihracat sonucu ülkemiz 23 milyar dolar kazanım elde ediliyor. Bu kazanımın arttırılabilmesi yani otomobil başına kar marjının artırılması adına özellikle iç çelik üreticilerinin otomobil sektörünün ihtiyacı olan çeliklerinin tamamını karşılamasını istiyoruz. Şu aşamada sadece yüzde 25-30 yassı çelik olarak ürün karşılama potansiyelimiz var. Bunun sebebi de ülkemizde nitelikli ve yüksek nitelikli çelik üretilememesi. Biz bu yüksek mukavemetli ve ultra yüksek mukavemetli çeliği üretirsek yüzde 70’lik yararlanamadığımız dilimi aktif hale getirerek ülke ekonomisine en iyi şekilde kazandırmış olacağız. Biz bunun üretimini kolaylaştırmak için farklı alaşımlarla Türkiye’yi ilgilendiren elementleri katarak bunların maliyetini ülkemiz adına düşürmeyi hedefledik ve bunu da başardık. Bu amaçla maliyetleri düşürme adına yatığımız çalışmalar sonuca ulaştı. Eğer üretilmesi durumunda rahatlıkla diğer firmalardan daha ucuza üretilebilecek” dedi. “2 İLE 5 KAT DAHA FAZLA ÖZELLİKLERE SAHİP BİR ÇELİK” Patentini aldıklarını çeliğin, yurt içinde üretilen en kaliteli çelikten ortalama 2 ile 5 kat daha üstün özelliklere sahip olduğunu da kaydeden Hayat, “Ülkemizde çeliği kullanıldığı her alanda, otomotiv, inşaat, beyaz eşya, sanayi, savunma gibi bir çok alanda bu çeliğin kullanılabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ülkemizde üretilen çeliklere oranla 2 ile 5 kat daha fazla özelliklere sahip bir çelik. Bu çeliğin farklı özelliklerini de geliştirmek mümkün olabilir. Bu geliştirme çalışmalarımızda devletimizin sunacağı veya sanayi kuruluşların vereceği desteklerle daha da geliştirebiliriz” diye konuştu. “YERLİ OTOMOBİL ÜRETİMİNİN DE YÜZDE YÜZ OLMASINA HİZMET EDECEK” Elde ettikleri çeliğin Türkiye’de yerli otomobil üretiminin de yüzde yüz olmasına hizmet edeceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Fatih Hayat, “Şu an ülkemizde üretilen yassı çeliklerle bir üretim yapıldığını düşünürsek yeterli güvenlik kriterlerini sağlayamayacağını ve NCAP testlerinden yeterli puanı alamayacağını görüyoruz. Bu çeliğin üretilmesi durumunda yeni yatırım ve çalışmalarla milli ve yerli otomobile rahatlıkla kaliteli ürün bazında tedarik zincirine rahatlıkla eklenebilir. Üretilecek olan otomobilin daha sağla, daha hafif ve yakıt tüketimin daha az olan bir otomobil olmasına hizmet edecek. Bizim yapmış olduğumuz çalışmalar tamamen bilimsel çalışmalar olmakla beraber bunun endüstriyel bazda uygulanması daha önem arz ediyor. 2023 vizyonu çerçevesinde ülkemizde yapılan bir çok atılımlara çelik sektörünün de ayak uydurması ve ülkemize hizmet etme açısından özellikle 2017 yılından itibaren bu çeliklerin nitelikli hale getirilmesi amaçlanmalıdır. Bu nedenle bu seneden itibaren nitelikli çelik atılım yılı ilan edilmesini istiyoruz. Özellikle çelik üreticilerinin kapasite artırımı yerine kalite artırımına gitmeleri ülkemiz için daha faydalı olacaktır. İleride oluşabilecek muhtemel çelik krizleri sonunda olumsuz etkilenme oranı daha az olacaktır” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.