blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
22 Nisan, 2025 00:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Evinde cesedi bulunan hamile kadının kocası, şehir meydanında yürürken yakalandı

Kastamonu’da apartmanı saran koku grupların girdiği meskende, bıçaklanmış halde cesedi bulunan 28 yaşındaki gebe bayanın kocası, kent merkezindeki meydanda yakalanarak gözaltına alındı.
Olay, İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye nazaran, cadde üzerindeki apartmandan berbat kokuların gelmesi üzerine binada yaşayan vatandaşlar, 112 Acil Davet Merkezini arayarak ihbarda bulundu. İhbar üzerine apartmana itfaiye takımları sevk edildi. İtfaiye grupları, yaptıkları çalışma sonucunda meskene girdi. Meskende, gebe bir bayanın cesediyle karşılaşıldı. Bunun üzerine polis ve sıhhat grupları ile olay yeri inceleme takımları konutta incelemelerde bulundu. Cesedin, 23 yaşındaki gebe Elif Civil’e ilişkin olduğu tespit edildi. Elif Civil’in, bedenine aldığı bıçak darbeleriyle öldürüldüğü belirlenirken, cesedin 10 günden fazladır konutta olduğu belirtildi. Grupların meskende yaptıkları incelemelerin akabinde Elif Civil’in cenazesi, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinin morguna kaldırıldı. Bayanın yaklaşık 8 aylık gebe olduğu öğrenildi.

Kocası çocuğuyla meydanda yürürken yakalandı
Yaşanan olayın akabinde harekete geçen Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü grupları, ölen bayanın kocası B.C.’yi (29) yakalamak için çalışma başlattı. Gruplar tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, B.C.’nin kent merkezindeki Nasrullah Meydanı’nda olduğu tespit edildi. Gruplar tarafından B.C. cinayet şüphelisiyle kent meydanında yakalanarak gözaltına alındı. Şahıs yakalanırken, bebek otomobiliyle yanındaki çocuğu İ.C. (1,5) polis takımları tarafından Vilayet Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.