blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Mart, 2024 10:26 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Ev hanımlığından sanayide ustalığa: Turbocu Aynur Usta kadınlara örnek oluyor

Bursa’da yaşayan Aynur Özdemir, 8 yıl önce eşinden boşanmasının ardından 3 çocuğunu büyütebilmek için turbo tamiri işine girdi. 3 yıl Gaziantep’te bir ustanın yanında çırak olarak yetişmesinin ardından Özdemir, Bursa’da kendi dükkanını açtı. Kısa sürede işlerini büyüten Özdemir çocuklarına hem annelik hem de babalık yaptı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sanayide turbo tamir eden Özdemir, çalışkanlığı ile kadınlara örnek oluyor.

Gaziantep’te 8 yıl öncesine kadar ev hanımı olan Aynur Özdemir, eşinden boşanmasının ardından 3 çocuğuna bakabilmek için iş aramaya başladı. Bir turbo tamiri ustasının yanında işe başlayan Özdemir burada 3 yıl çalışarak ustalaşmasının ardından çocukları ile birlikte Çanakkale’ye taşındı. Çanakkale’de 11 ay kalan Özdemir, pandemi nedeniyle geçim sıkıntısı yaşadı. Pandeminin sona ermesinin ardından büyükşehirlerde dükkan açmak isteyen Özdemir, İzmir ve Bursa arasında kalarak tercihini Bursa’dan yana kullandı. Bursa’ya taşınmadan önce dükkan açabilmek için araştırma yapmasının ardından, Otosansit Sanayi Sitesi’nde turbo ustasının olmadığını fark etti. Cebindeki son parasıyla çocukları ile birlikte bu kez de Bursa’nın yolunu tutan Özdemir burada kendisine bir dükkan açtı. Esnafın desteğiyle araçların yakıt sistemlerinde kullanılan turbo tamirciliğinde kısa süre içinde başarılı olan Özdemir, işlerini büyüterek işinde gerekli makineleri satın aldı. Sanayide ‘Turbocu Aynur Usta’ olarak tanınan Özdemir boşanmasının ardından geçen yıllar içerisinde çocuklarına hem annelik hem de babalık yaptı. 4 yıldır kendi kurduğu işletmesinde turbo tamir eden Özdemir, ilk başlarda sanayi esnafı tarafından önyargı ile yaklaşılırken, azimle çalışarak birçok kadına örnek oldu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dükkanında turbo tamir Özdemir, çalışkanlığı ile kadınların her alanda çalışabileceğini herkese gösterdi. “Siz kadınsınız, bu işten nasıl anlarsınız” dediler Mesleğini yaparken birçok önyargıyı yıktığını söyleyen turbo ustası Aynur Özdemir, “Bu mesleği Gaziantep’te 3 yıl çalışarak öğrendim. Ailevi sorunlardan dolayı Gaziantep’ten ayrılarak Çanakkale’ye yerleştim. Çanakkale’de de bu işi yaptım. Oradaki esnaf arkadaşlar da bana yardımcı oldu. Çanakkale sanayisinin küçük olmasından dolayı Bursa’ya yerleşmeye karar verdim. Bursa’ya gelmeden önce bir araştırma yaptım. Bursa’da bu işi yapmak istiyorum ama Bursa’da bu iş yürür mü diye bir soruşturdum. Buradaki esnaf arkadaşlar turbo ustasının olmadığını ve bu işin yapılabileceğini söylediler. Bazı esnaflar ise ‘siz kadınsınız, bu işten nasıl anlarsınız’ dedi. Ama şu anda esnaf arkadaşlarımla çalışıyorum. Şu an arada sırada bana gelip ‘Aynur usta nasılsın’ diye hal hatır soruyorlar” şeklinde konuştu. “Böyle anneyle gurur duyulur” En büyük destekçilerinin çocukları olduğunu söyleyen Özdemir, başta çocukları olmak üzere meslektaşlarının da kendisiyle gurur duyduğunu ifade etti. Çocukları ile birlikte sırt sırta vererek bu noktaya geldiklerini söyleyen Özdemir, “Bizim işimiz zor ve ağır bir meslek. Türkiye’de bu işi yapan 3 kadınız. Yurt dışında bu mesleği genelde kadınlar yapıyor. Kadın isterse yapamayacağı iş yok, her işi başarır. Bu yola Gaziantep’ten 3 valizle çıktım. Çalışarak, bu işin hakkını vererek başardım. Kendimle sadece ben değil, meslektaşlarım da gurur duyuyor, çocuklarım da gurur duyuyor. Müşterilerim geldiğinde ‘böyle bir anneyle gurur duyulur’ diye çocuklarıma tavsiyede bulunuyorlar. En büyük destekçilerim çocuklarım oldu. Çocuklarım bana hem anne hem de baba oldu. Ben de onlara hem annelik hem de babalık yaptım. Birbirlerimizi sahiplendik, bu yolu yürüyoruz. Bu dükkana geldiğimizde hiçbir şey yoktu. Raflarımıza kadar hep ikinci el alarak toparladık. Kendi çabamız ve gayretimizle bu işi başaracağımızı biliyorduk. Bir hedef seçmiştik ve daha da iyisini istiyoruz” ifadelerini kullandı. Aracın başına gittiğinde müşteriler ‘Usta nerede’ diye soruyor Dükkanına ilk kez gelen müşterilerinin şaşkınlık yaşadığını belirten Özdemir, “Parça almak için müşteri geldiğinde aracı kontrol etmeye gittiğimde bana ‘usta gelecek mi’ diye soruyorlar. ‘Usta benim ben geldim’ diyorum. Genelde şaşırıyorlar, ilk defa sanayide çalışan kadın gördüklerini söylüyorlar. Eleştiriler bazen oluyor ama önyargıları kırdık. 4 yıl içerisinde insanların gözleri aşina oldu. Farklı il ve ilçelerden müşterilerim oldu. Kötü eleştirileri artık almıyorum” diye konuştu. Sanayi esnafının önyargılarını yıktı Özdemir’in sanayi sitesine ilk geldiğinde işi başaracağına inanmadıklarını söyleyen sanayi esnafı Erdal Bulut, “İlk geldiğinde herkes yadırgadı. Baştan işi yapabileceğine güvenemedik. Birkaç tane turbo verdik. Daha sonra işinde başarılı olunca burada ustamız oldu. İşleri de gayet güzel. Geldiği noktadan şu anki durumuna bakıyorum, çok başarılı. Kendisini tebrik ediyorum” dedi.(İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.