Karabük Postası tarafından
30 Haziran, 2016 14:11 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Esnaf Odaları Birliği’nden Merdiven Altı İmalathane Uyarısı

  Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Nurettin Tümen, Ramazan Bayramı’nda vatandaşların, merdiven altı tabir edilen imalathanelerde üretilen ürünleri almamaları konusunda uyardı. Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Nurettin Tümen, Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasının ardından, çikolata, şeker ve giyim konusunda tüketimin artığını belirterek, vatandaşları sağlıklı ürün almaları konusunda uyardı. Tümen, merdiven altı tabir edilen imalathanelerden vatandaşların çikolata ve şeker gibi gıda maddelerini almamalarını isterken, bildikleri ve tanınan ürünlerin alınmasını istedi. Tümen, “Ramazan arifesinde genelde tatlı, çikolata, şeker ve giyim üzerine alış veriş yapılacak olan esnaflarımızın bayram arifesinde iyi olabileceğini düşünüyoruz. Mesleki olarak esnafımızın yılın belirli aylarına göre iyi olan mesleklerimiz olabiliyor. Bu meslektaşlarımız Karabük halkından özellikle yerli esnafları tercih etmelerini istiyor. Halkımızın sağlığını direk ilgilendiren olaylarda, merdiven altı tabir ettiğimiz imalat hanelerden ürün almamalarını, tanıdıkları bildikleri esnaflardan ürünleri tercih etmelerini istiyoruz.  Halkımızın alacakları ürünleri yerli esnaflardan almalarını istiyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.