Karabük Postası tarafından
21 Nisan, 2018 12:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Eskipazar AK Parti İlçe Danışma Kurulu toplantısı yapıldı

AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, partisinin Eskipazar İlçe Teşkilatınca düzenlenen Danışma Kurulu Toplantısına katıldı. Eskipazar Gençlik Merkezi Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Şahin, 24 Haziran’da yapılacak erken seçimler için tarihi diyebilecekleri önemli bir karar aldıklarını söyledi. 3 Kasım 2019 tarihinde yapılması icap eden Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 65 gün sonra 24 Haziran’da yapılması için erken bir seçin kararı aldıklarını ifade eden Şahin, “Bu herhangi bir seçim kararı değil. Çünkü bu seçim kararı ile Türkiye yeni bir sisteme geçecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçecek. Bu aslında Başkanlık sistemidir. Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine karşı olduğunu söyleyen ifadeler kullandığı için biz bu sistemin ismini Cumhurbaşkanı hükümet sistemi olarak koyduk. Ama artık 24 Haziran’dan sonra bu sisteme gerçek adı ne ise onu vermek lazım. Bu bir başkanlık sistemidir. Türkiye’ye özgü bir sistemdir ama bu bir nevi başkanlık sistemidir” ifadelerini kullandı. “Hodri meydan diyen ana muhalefet partisinin meydanda güreşecek pehlivanı yok” MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamasından sonra ana muhalefet partisi CHP’nin “Hodri meydan” dediğini kaydeden Şahin, “Hodri meydan, diyen ana muhalefet partisinin meydanda güreşecek daha pehlivanı yok. Adayınız kim? Cumhurbaşkanı adayınız kim? Bu sistemden sonra Cumhurbaşkanı hem devletin, hem milletin hem de hükümetin başı olacak. Yani iktidar hükümet olacak. Bir siyasi parti ben iktidara gelmeye hazırım yüzde 60 alacam diye atıyor ya, buna inanıyorsan senin genel başkanın hemen çıkıp ben adayım demesi gerekmez mi? Kılıçdaroğlu niye adayım diyemiyorsun. Herhalde onu mahcup etmek için genel başkan yardımcısı Öztürk Bey, eğer Kılıçdaroğlu aday olmazsa ben Cumhurbaşkanı adayım, dedi. Bugün Muharrem İnce ile görüşmüş, herhalde onu işin içine itmeye çalışıyor” dedi. “GENEL BAŞKANLIĞI KOLTUĞU TÜRKİYE’Yİ YÖNETECEK CUMHURBAŞKANLIĞI KOLTUĞUNDAN ÇOK DAHA DEĞERLİ” Şahin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bir ana muhalefet partisinin genel başkanı böylesine önemli bir seçimde ben Cumhurbaşkanı adayı olarak varım, kazanacağım diyemez mi? Diyemiyor çünkü güvenmiyor kendisine. Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında 9. kez mağlup olacağının ateşi düşmüş içine. Diyelim ki aday oldu, güç bela yaptılar. Kazanamayacağını biliyor. Cumhurbaşkanı adayı olunca tabi milletvekili olamayacağı için muhtemelen genel başkanlık koltuğu da gidecek. Bir korkusu daha var, hakkında açılmış ve açılacak çok ceza davası var. Milletvekili olamayınca dokunulmazlığı da olmadığından yargılanıp hüküm giyeceği korkusu var. Onun için milletvekili ve genel başkanlığı koltuğu Türkiye’yi yönetecek Cumhurbaşkanlığı koltuğundan çok daha değerli. Böyle adamdan Türkiye’ye hayır gelir mi? CHP’ye hayır gelir mi Allah aşkına. Biz ana muhalefet partisi CHP’nin bir an önce Cumhurbaşkanı adayı belirlemesini, ortaya çıkmasını ve tabii Kılıçdaroğlu’nun beklenti odur, biran önce Cumhurbaşkanı adayıyım diye ortaya çıkmasını bekliyoruz. Bu erken seçim kararı CHP’yi ve partilileri rahatsız etti, üzdü. Erken seçim, erken seçim diyorlardı, şok oldular.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.