EMİTT 20. Kez Kapılarını Açtı - Karabük Haber Postası
Karabük
İmsak 05:25
Güneş 06:50
Öğle 13:03
İkindi 16:25
Akşam 19:06
Yatsı 20:25
İftara son --:--
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Ocak, 2016 15:31 tarihinde yayınlandı
0
0

EMİTT 20. Kez Kapılarını Açtı

Bu yıl 20. si düzenlenen Dünyanın 5nnci Ülkemizin en büyük fuarı olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMİTT) görkemli bir törenle kapılarını açtı. Safranbolu ilk günün en ilgi gören stantları arasında yerini aldı.
71 ülkeden aralarında Dünya Miras Kenti Safranbolu’nun da bulunduğu 4550 katılımcının yer aldığı fuar 28 – 31 Ocak tarihleri arasında açık kalacak. Fuar Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal’ın da katıldığı açılış programı ile başladı.
Açılış ITE Turkey Turizm & Seyahat & Moda Grup Direktörü Hacer Aydın’ın konuşması ile başladı. Daha sonra sırası ile ITE Group Plc Bölge Direktörü Vincent Brain, Turizm Yatırımcıları Derneği Başkan Yardımcısı Fettah Tamince, Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Karakuş, İstanbul Valisi Vasip Şahin konuştu.
Açılışta son olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal söz aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, EMITT’in hem bölgesinin hem de dünyanın sayılı fuarları arasında olduğunu ve turizme yaptığı katkı nedeniyle turizmin tüm paydaşları tarafından takdir edilmesi gerektiğini söyledi.
Bakan Ünal;
“Turizm, tarih boyunca insani temaslar sayesinde kültürler arası diyalog ve insanlığın üzerinde yükselttiği değerleri inşaa etmesine büyük katkılar sundu. Bugün hangi kriz yaşanırsa yaşansın turizm her zaman iyileştirici etkiye sahiptir. Uluslararası ilişkilerde turizm bir yaptırım aracı olarak kullanılmamalıdır. Herhangi bir kriz yaşansa bile bu krizin daha sonraki süreçte çözüme kavuşturucu etkisini içinde saklayan alan turizm alanıdır. Ülkeler turizmi bir yaptırım aracı olarak kullanmamalıdır” dedi.
“TERÖR KÜRESEL BİR SORUN”
Bugün dünyanın düşük yoğunluklu bir mücadele sürecinden geçtiğini ifade eden Ünal; “ Terörü bu sürecin aygıtı haline gelmiş durumda. Terör, insanlığın değerlerinin temel düşmanı ve turizmin bununla ilgili alanların engelleyicisi durumunda, Korku ve kaygı üzerinden şiddet sarmalı oluşturarak seyahati engelliyor. Terör, herhangi bir ülkenin sorunu değil küresel bir sorundur.
Geçtiğimiz günlerde Madrid’de güvenlik konulu BM’in bir toplantısına katıldım. Terörle bütün ülkelerin mücadele etmesini ve turizmin iyileştirici bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Bu konudaki hasasasiyeti için Dünya Turizm Örgütü Başkanı Taleb Rifai’yi kutlamak istiyorum” dedi.
“40 MİLYONLARA ULAŞTIK AMA SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMAK LAZIM”
“Tur operatörleri, seyahat acentaları önemli çalışmalar yaparak bizlerin yani devletin çözüm ortakları tarafında” diyen Bakan Ünal; “Dünyanın her tarafını keşfetmek isteyen insanların önünü açıyorlar. Bu tür durumlarda bizlere düşen temel sorumluluk kolaylaştırıcı olmak. Zaman zaman birçok ülke turizmle ilgili sorunlar yaşadı. Geçmişte İspanya bu sorunları yaşadı. Geçtiğimiz 12 yılda mucizevi gelişme gösterdik. 41 milyona ulaşan turist sayısı ile dünyada 6. sıraya yükseldik.
Tabii bunun sürdürülebilir olması lazım. Bunun için ürün çeşitliliğine ihtiyaç var. Uygarlık hazinemizin tanıtılması gerekiyor. Birçok tur operatörü ile kampanyalar yapıyoruz. Tabii bunları yaparken yaşadığımız krizler bize çok şey ifade ediyor. Geçmişte İspanya hem terörle uğraştı hem turizmini korudu. Kendileri ile görüştüğümde ETA’nın bir eylem yaptığında sivil toplum, medya ve akademisyenlerin teröre karşı tek ses olduklarını söylediler” şeklinde konuştu.
“TERÖRE KARŞI İŞBİRLİĞİ YAPILMALI”
Türkiye olarak bir terör sorunu yaşandığını ifade eden Bakan Ünal; “ Suriye kaynaklı bazı sorunlar yaşanıyor. Biz insanlık adası olarak bölgede 2.5 milyon insanı misafir ediyoruz. Mülteciler konusunda başarılı çalışmalar yapıyoruz. Biz öte yandan silaha ve şiddete başvuran bir terör örgütü ile de uğraşıyoruz. Türkiye’nin sadece 3 ilçesinde devam eden terörle mücadeleyi sanki tüm ülkede böyle bir görüntü varmış gibi sunmasınlar. Terörü rekabet aracı haline getirenleri döner vurur. Terör her ülkenin yaşadığı bir sorundur. Pazarda rekabet aracı oluşturmak için Türkiye’ye karşı terör bir rekabet aracı haline getirilirse bu ahlaki ve uluslararası açıdan kabul edilemez. Bütün ülkeler olarak teröre karşı işbirliği yapmalıyız. Biz kriz yönetimi, sorun çözme konusunda son derece birikimliyiz. Biz 2.5 mülteciyi de misafir eder, Antalya, Muğla gibi tatil yerlerinin güvenliğini sağlar, devlet desteğini de verir. Türkiye’nin yüksek bir kapasitesi vardır. Sektör temsilcileri rahat olsun. Geçtiğimiz salı günü Başbakan Yardımcımız Mehmet Şimşek başkanlığında bir araya geldik ve sektörü yakından takip ediyoruz. Yalnız sektör değil tedarikçiler de bizim için önemli. Onlarla beraber 100 milyar dolarlık bir hacimden bahsediyoruz. İstanbul dünyanın en önemli destinasyonlarından biri olacak. Türkiye 80 milyon turist ağırlayan güçlü bir ülke olarak yoluna devam edecektir” ifadelerinde bulundu.
Konuşmaların ardından plaketler takdim edilirken, fuarda yer alan stantlar gezildi.
Safranbolu’nun her yıl olduğu gibi büyük ilgi göreceğini düşündüğünü bildiren Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy; ‘’Nasıl yolları yapmak vazifemiz ise temizliği günü gününe yapmak vazifemiz ise Safranbolu’nun tanıtılması da kendimize bu şekilde vazife olarak alt ediyoruz. Safranbolu’nun ana konusu olan turizmi daha da canlandırmak, hak ettiği mesafeyi ulaştırmak, hedefimiz olan 1 milyon turist sayısını yakalayabilmek adına yurt içinde yurt dışında hemen her noktada Safranbolu’yu tanıtmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz. Bu gayretimize turizmcilerimiz, Ticaret Odası, Esnaf Odası, Kaymakamlık ve Sayın Valimiz inanılmaz destek veriyor. Bu katılımlarından dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum’’ diye konuştu.
Fuara geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine yoğun bir çalışma ile geldiklerini kaydeden Başkan Aksoy; “EMİTT dünyanın en büyük 5 turizm fuarından birisi. Biz bu yıl bölge ölçeğinde katılmaya devam ediyoruz. EMITT fuarının merkezinde Safranbolu var. Safranbolu’yu her alanda en iyi şekilde temsil edeceğiz. Zaten açılış öncesi bile gösterilen ilgiden Safranbolu’nun bu yıl da fuarın en çok ziyaretçi alacak stantlardan birisi olacağı fark ediliyor” dedi.
Dünyada sayılı fuarlar arasında gösterilen EMITT’te Safranbolu’nun her yıl yerini aldığını dile getiren Başkan Aksoy, “ Burada ilçemizde bulunan kültürel zenginlikleri, somut ve soyut miraslarımızı dünyanın dört bir tarafından gelenlere tanıtıyoruz. Fuar için aylar öncesinden çalışmalara başladık. Görsel ve basılı sunumlar hazırladık. Örf ve adetlerimizi buraya getirdiğimiz ekiplerimiz ile katılımcılara sunuyoruz. Safranbolu Belediyesi Kültür Eğitim Merkezi (SAKEM) yaptığı aktivitelerle organizasyona yine farklı bir renk katacak. Hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fikret 1
Fikret Gökçe Avatarı
Fikret Gökçe
18 Mart, 2026 11:17 tarihinde yayınlandı
0
0

ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI AYNI ZAMANDA TOPÇULARIN SAVAŞIYDI

18 Mart 2026

Bugün Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’nci yılını kutluyoruz.

Bugün, 18 Mart 1915 sabahı dünyanın en büyük donanması boğaza girmeye başlamış ve saat 11.00 sıralarında mevzilerimizi ateş altına almıştı. Önde Suffren, Bouvet, Charlemegne ve Gaulois adlı Fransız gemileri büyük çaplı toplarıyla yoğun ateşlerini sürdürerek ilerliyorlardı.

Saat 12.30’da Gaulois yara alınca çekilmek zorunda kaldı. Inflexible ve Agememnon’da topçumuzun isabetli atışlarıyla büyük yaralar alınca yerlerini Vengeance, Ocean, Albion, Irreristible, Triumph ve Majestic adlı İngiliz gemilerine bırakarak çekilmek zorunda kaldılar. Saatler 13.55’i gösterirken şiddetli bir patlamanın ardından, önce havaya yükselen bir su kümbeti ve duman sütunu görüldü. Bir dakika içinde manevra yapmak için Erenköy Koyu’na giren ve Nusrat’ın döktüğü mayınlara çarpan Fransız zırhlısı Bouvet, sancak tarafına yatarak sulara gömüldü. Patlamalar birbirini izliyordu. Saat 15.15’te Irresistible mayına çarptı ve onu yedeğe alarak kurtarmaya çalışan Ocean’da mayına çarpınca, bu iki zırhlı bir anda gözden kayboldu. Bu arada Inflexible’da mayına çarparak ikinci bir yara aldı. Kilitbahir, Aktepe, Dardanos ve Mesudiye tabyaları ile Hamidiye istihkamlarından yapılan yoğun ateşle şaşkına dönen düşman donanması büyük yaralar aldı. Donanma komutanı Amiral de Robeck durumun vahametini anlayınca saat 17.00’den itibaren geri çekilme emri verdi. Deniz ve karada 6 saat devam eden bu savaş sonunda düşmanın 800 askeri ölmüş, bizim 79 Mehmetçiğimiz şehit olmuştu. Müttefikimiz Almanların da 18 kaybı vardı.

6 saat süren bu büyük savaşın ayrıntılarını daha önce birkaç kez yazmış, hatta bu konuda bir küçük kitapçık da hazırlamıştım. Şimdi öyle yapmayacağım, 18 Mart’a gelinceye kadar düşmanın yaptığı hazırlıklar, savunmamızın güç ve yeteneklerini test etmek amacıyla yaptığı saldırı denemeleri, bizim hazırlıklarımız bu makalenin konusu olacak. Zira, Çanakkale’deki bu kavganın 18 Mart’ta başladığını sananlara bunun öncesini de anlatmak gerektiğini düşünüyorum.

Aşağıda yer alan bilgileri paylaşırken, ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI adlı kitaptan yararlandığımı belirtmek isterim. Bu kitap, çocukluğunu Filyos ve Karabük’te yaşayan, değerli dostum, FETÖ’nün kumpas mağduru emekli Tümamiral Ali Deniz KUTLUK’un Çanakkale Boğaz Komutanlığı döneminde ekibiyle birlikte hazırladığı, 2004 yılında basımı yapılan, tarihi gerçekleri açıklayan önemli bir tarih belgesidir. Dayısı, Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nde birlikte görev yaptığım Kore Gazisi merhum Ali Cengiz TÜRKOĞUL’un tanıştırdığı KUTLUK Amiralimi bu çalışması nedeniyle kutluyor ve teşekkür ediyorum.

18 MART 1915’İN ÖNCESİ
11 Ağustos 1914’ten itibaren Çanakkale Boğazı önünde toplanmaya başlayan İngiliz ve Fransız donanması 3 aylık bir hazırlıktan sonra 3 Kasım’da Yavuz Zırhlımızın Ege’ye çıkmasını önlemek amacıyla Boğaz girişindeki Kumkale ve Seddülbahir tabyalarına 17 dakika süren bir topçu ateşiyle saldırmış, bu saldırıya topçularımız karşılık vermiş fakat Seddülbahir’de bir cephaneliğin isabet almasıyla 5 subayımız ve 80 erimiz şehit olmuştu.

Balkan Savaşı’ndan sonra askeri, politik ve ekonomik yönden iyice zayıflayan Osmanlı’nın topraklarına göz diken İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin amaçları biliniyor, müttefik güçler olarak örgütlenen bu ülkelerin saldıracakları tahmin ediliyordu.

Çok kritik ve stratejik bir öneme sahip olan Çanakkale Boğazı’nın savunması için çok önceden yapılmış kale ve tabyalar mevcuttu. Bunlar;
Anadolu tarafında : Hamidiye, Mesudiye ve Mecidiye,
Rumeli tarafında : R. Hamidiye, R. Mecidiye ve Namazgah,
Boğaz girişinde : Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları olarak kurulmuştu. Eski teknikle yapılan bu tabyaların güçlendirilmesi amacıyla 1882 yılında Alman Generali Otto Kachler başkanlığındaki bir heyet tarafından gerekli çalışmalar yapılmış, tabyalardaki küçük çaplı toplar büyük çaplılarla takviye edilmiş ve hatta Almanya’dan Krupp, Schneider, Armstrong ve Cruose topları getirilmişti.

Boğazın savunması Giriş Grubu ve Merkez Grubu olmak üzere planlanmıştı. 30 Ağustos 1914’te çeşitli görevleri olan emrindeki 160 personelle Çanakkale’ye gelen Alman Generali Merter, tabyaların tahkimi ile Mehmetçiklerimizin eğitimini başlatmıştı. Bu planlamaya göre mevcut tabyalara ilave olarak Kumkale, Değirmen Burnu, Çimenlik, Nara Bataryaları da bölgede konuşlandırılmıştı.

19 Şubat 1915’te Boğaz’a ikinci saldırı yapıldı. İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan 12 parçalık filonun saldırısı 7.5 saat sürdü ve gemilerden 1000’den fazla top mermisi atıldı. Bu saldırı sırasında tabyalarımız önemli bir zarar görmedi ama, 4 şehidimiz ve 11 yaralımız vardı.

25 Şubat’ta yapılan ve 09.45’te başlayan üçüncü saldırıya 8 İngiliz, 4 Fransız savaş gemisi katıldı. Bu gemilerin arasında yer alan İngilizlerin ünlü gemisi Queen Elizabeth Seddülbahir Tabyamıza top ateşiyle taarruz ediyordu. Ertuğrul Bataryamızın karşı ateşiyle 7 isabet alan Agamemnon gemisinde 8 personel öldü. Saldırı sırasında 74 mermi atabilen Ertuğrul ile Orhaniye Bataryaları tahrip olmuştu. Saat 16.00’da Karanlık Limana giren Majestik, Halileli sırtlarındaki topçularımızın ateşiyle iki yara alarak oradan uzaklaşırken iki isabet daha alınca gemi su almaya başladı ve Amiral De Robeck’in emriyle geri çekildi.

Bu arada Seddülbahir ve Kumkale’nin sustuğunu gören De Robeck bu iki tabyamızdan boşalan bölgelere birer müfreze çıkarttı. Daha sonra 45 kişilik takviye ile güçlendirilen bu müfrezeler şiddetli ateş karşısında tutunamadılar ve gemilerine geri alındılar.

26 Şubat 1915 ‘ten sonra düşman donanması hemen her gün başladıkları saldırıları geceleri de sürdürüyor, bu durum Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa’yı gelişen duruma göre yeni önlemler almaya zorluyordu.

Cevat Paşa’dan 6 Mart 1915’de Erenköy koyunun mayınlanması görevini alan Yüzbaşı Nazmi, yakın arkadaşı olan gemi komutanı Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’ya durumu bildirdi. Nusrat mayın gemisinin kazanı ateşlendi, bir süre beklenerek bacadan duman ve kıvılcım çıkma ihtimali giderildikten sonra, Yüzbaşı Hakkı’nın “BAŞÜSTÜ BİSMİLLAH VİRA” komutuyla demir aldı.

O gece Nusrat, 26 mayını Erenköy Koyu’ndaki karanlık limana kıyıya paralel olarak bıraktı. Çünkü, boğaza girecek olan İngiliz ve Fransız zırhlıları topçumuzun isabetli atışlarından korunmak için manevra yapma gereği duyacaklar ve muhtemelen bunun için en uygun yer olan bu bölgeyi tercih edeceklerdi.

2 Mart günü iki saldırı birden yapıldı. Birinci saldırı mayınlanmış bölgeye ikincisi ise Bolayır mevzilerine yönelikti. 14.00 sıralarında başlayan bu saldırılar da başarısızlıkla sonuçlandı ve 18.10’da sona erdi. Bu saldırılar sonucunda bir erimiz şehit oldu biri de yaralandı.
Düşman 4 Mart günü yeniden çıkarma girişiminde bulundu. Gemilerden yapılan topçu ateşi desteğinde saat 10.00’da karaya çıkarılan iki deniz piyade bölüğü desteğinde bir tahrip müfrezesi şiddetli ateş karşısında fazla ilerleyemediler, 20 ölü, 25 yaralı, 3 kayıp verdikten sonra geri çekildiler. Bu çatışmalar sırasında birliklerimiz 292 top, 30 bin 870 piyade mermisi kullanmıştı.

5 Mart’ta düşman gemileri yine Boğaz’daydı. 12.15’te Queen Elizabeth liderliğindeki gemiler Mecidiye ve Kumtepe Tabyalarına ateşe başladılar. 15.45’te atışlarını Namazgah Tabyasına kaydıran gemiler 18.00’de Boğaz’ı terk etti. 6 Mart’ta tekrar gelen düşman gemileri kıyılarda gizlenmiş olan seyyar topların etkili atışlarına karşı çok sayıda mermi harcamalarına karşın başarılı olamamışlar sadece Rumeli Mecidiye Tabyasının koğuşu yıkılmış, yine geri dönmüşlerdi. Bu çatışmada tabyalarımızdan 347 top mermisi, 279 piyade mermisi atılmıştı.

7 Mart’ta benzeri bir saldırıya maruz kalan tabyalarımız 714 top mermisi kullanmış 4 şehit, 12 yaralı vermişti. 8 Mart’taki çatışmalarda 202 top mermisi kullanılmış, personel kaybı ve önemli bir hasar oluşmamıştı.

Denizde başarılı olamayan düşmanın 25 Nisan’da başlattığı çıkarma ve kara savaşlarının yıldönümlerinde 4 kez ziyaret ettiğim kanla sulanmış, canlarımızla yoğrulmuş bu topraklara hep yüreğim acıyarak, bedenim titreyerek bastım. Gerek Boğaz’da, gerekse de Ocak 1916’ya kadar süren kara savaşlarında vatan savunması, milletin namusu için korkmadan ölüme koşan kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.

WhatsApp Image 2026 03 18 at 11.14.49

* Kopan ayağı postalı içinde kalan bir Türk askerine ait olan bu görsel tarafımdan çekildi.

Fikret GÖKÇE Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.