blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Ağustos, 2024 16:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Dünyanın en pahalı baharatı safranın üretimine ORKÖY’den destek

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Karabük'ün Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen ve 250 bin liralık fiyatıyla "dünyanın en pahalı baharatı" olarak adlandırılan safran için Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı (ORKÖY), 1 milyon 900 bin liralık bir proje hazırladı. Projesi çerçevesinde 10 dekarlık alanda safran bitkisi dikimi yapıldı. ORKÖY tarafından Osmanlı döneminde de önemini koruyan ve "milli bitki" ünvanını alan safranın üretimine yönelik "Safranbolu Safranı Yetiştiriciliği" projesi hazırlandı. Proje çerçevesinde 10 üreticiye 38 bin lirası hibe olmak üzere 190 bin lira kredi desteği verilirken, üreticilere birer dekar alanda safran dikimi yapma imkanı tanındı. Projenin açılışı Yukarıçiftlik köyü Keten Mahallesi'nde yapıldı. Programa Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, Zonguldak Orman Bölge Müdürü Faruk Bayraktaroğlu, Safranbolu Orman İşletme Müdürü Sema Altunay ve üreticiler katıldı. Programda konuşan Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, orman teşkilatının destekleriyle Türkiye'yi ileriye taşıyacak ve vatandaşların refahına katkı sağlayacak projeler yapıldığını belirtti. Ormanların korunması, orman köylülerinin yerinde kalkındırılması için ORKÖY çerçevesinde destekleri sürdürdüklerini ifade eden Zonguldak Orman Bölge Müdürü Faruk Bayraktaroğlu ise, ORKÖY çerçevesinde orman köylülerine desteklerin sürdüğünü söyledi. Bayraktaroğlu, "2024 yılında 21 aileye 5 milyon 581 bin lira katkıda bulunacağız. Bu zamana kadar çalışmalarımızı yaptık. 21 aileden 10 aile kaldı. Orman köylülerimize safran yetiştiriciliği yaptırarak, safran ekim alanlarımızı artırmak istiyoruz. Yöreye özgü ve katma değeri yüksek olan safranın üretiminin devamlılığı açısından da bu proje oldukça önem arz ediyor. Amacımız orman köylülerinin yerinde ekonomik seviyelerini artırmak" diye konuştu. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve üreticiler safran soğanını toprakla buluşturdu.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.