blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Ocak, 2026 12:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünyaca ünlü Uzungöl’ün sırrı bilimle aydınlatılacak

Doğu Karadeniz’in simge turizm merkezlerinden biri olan, her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Uzungöl’ün oluşumuna neden olan heyelanın mekanizması bilimsel olarak mercek altına alınıyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi (UYGAR) ile AFAD Trabzon İl Müdürlüğü işbirliğinde başlatılan yeni projeyle, Uzungöl’ün yüz yıllar önce nasıl oluştuğu tüm yönleriyle araştırılıyor.
Trabzon’un Çaykara ilçesinde yer alan ve doğal güzelliğiyle Türkiye’nin en çok bilinen doğa destinasyonları arasında bulunan Uzungöl’ün, 1600’lü yıllarda Şerah köyünün yerleştiği vadi yamaçlarından heyelan sonucu kayan toprak ve kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla 1600’lü yıllarda oluştuğu rivayet ediliyor. Ancak bu heyelanın hangi koşullarda meydana geldiği, hangi jeolojik süreçlerle şekillendiği ve benzer risklerin günümüzde devam edip etmediği, başlatılan proje kapsamında bilimsel verilerle ortaya konulacak.

Elde edilecek veriler, yalnızca Uzungöl’ün geçmişine ışık tutmakla kalmayacak
KTÜ’lü akademisyenler ve AFAD ekipleri tarafından yürütülecek çalışmalarda jeolojik, jeofizik ve jeomorfolojik incelemelerle heyelanın tetikleyici unsurları belirlenecek. Elde edilecek veriler, yalnızca Uzungöl’ün geçmişine ışık tutmakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki olası afet risklerine karşı önleyici adımların atılmasına da katkı sağlayacak.
Eski bir heyelan gölü olan Uzungöl, bugün ahşap mimarisi ve dört mevsim sunduğu görsel zenginlikle dünya çapında tanınan bir destinasyon haline geldi. Bilim insanlarının yürüteceği bu proje, Uzungöl’ün yalnızca kartpostallık görüntülerden ibaret olmadığını, ardında güçlü bir jeolojik hikaye barındırdığını da gözler önüne serecek.

"Uzungöl eski bir heyelan gölü"
Uzungöl’de yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, turizm merkezinde ilk oluştuğu heyelan gibi tehlikenin olmadığını belirterek "Uzungöl eski bir heyelan gölü. Günümüzde kısmen de olsa üst kısımlarda heyelana yönelik bazı aktiviteler tespit edildi. Bu anlamda AFAD İl Müdürlüğümüzün koordinasyonunda KTÜ Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi olarak çalışmalara başladık. Üçüncü toplantısını yaptık. Uzungöl‘ün oluşum mekanizmasını ortaya koyarak bundan sonra özellikle iklim değişikliğine bağlı olarak gelişebilecek büyük çaplı heyecanların önüne nasıl geçilir bunu anlamaya çalışıyoruz. Trabzon olarak Uzungöl bizim incimiz. Uzungöl özelinde başlayarak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Start başladı önümüzdeki birkaç ay içinde de belki somutlaştırılmış bir proje ortaya çıkacak. Bir tehlike düşünülmüyor. Lokal problemler oluyor. Örneğin aşırı yağışlara ya da karların erimesine bağlı olarak vadi tabanlarında taşkınlar meydana gelebiliyor ama ilk oluştuğu heyelan gibi bir problem tabii ki orada söz konusu değil. Bizim oradaki araştırmamız bilimsel yönde olacak" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Avatarı
Fevzi Aydın tarafından
13 Ocak, 2026 13:31 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

GELİR DAĞILIMINDA ADALET…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ

Fevzi Aydın

Geçmişten günümüze gelir dağılımında siyasetin, siyasi iktidarların başarılı olamadığı bir konu, gelir dağılım…

Zamanla çalışanlar, sendikalarının gücü oranında ücret artışlarında, önemli kazanımla sağlamışlar…

Geçmişte kamu kurumları sayısının fazla olması nedeniyle sendikalı çalışanlar, ücret artışı konusunda daha avantajlıydı…

Sendikasız kesimin ücret artışları ise devamlı sendikalı çalışanların altında seyrederdi…

Kamu, ücret artışlarında sendikal alana daha fazla pay ayırırken, sendikasız alan ise ücret artışlarından daha az pay alabilmiş…

Doksanlı yıllardan sonra hızlanan özelleştirme furyası, kamu alanını daraltırken, özel sektör alanını oldukça genişletti…

Kamu kurumlarının özelleştirilmesi nedeniyle, kamu ve özel sektörde çalışanlar arasında makas oldukça açıldı…

Özel sektör alanının genişlemesiyle birlikte, asgari ücret ağırlıklı, bir çalışma hayatı oluştu…

Siyasetin son döneminde sendikalar, üyelerine ücret artışı ve sosyal haklar sağlamaktan ziyade, siyasi iktidarın yörüngesinden çıkamadığı için işlevsiz hale geldi…

Kamu kesimi ile emekli kesimin bir kısmı sendikalı olmasına rağmen, sendikaların toplu sözleşmelerde etkisizliği, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ana nedeni…

Ücret artışlarını enflasyona bağlayan ekonomi ve siyaset, TÜİK’in açıkladığı gerçekten uzak enflasyon rakamlarını kabul ederken, açıklanan enflasyon rakamları, gelir dağılımındaki adaletsizliği artıran ana faktör…

TÜİK’in baskılayarak açıkladığı enflasyon rakamları, çalışma hayatı ve emekli kesimin ücret artışlarının, kısaca ekonomik değerlerin temel göstergesi…

Ekonomi politikasını değiştiren siyaset, seçim dönemlerinde aldığı ekonomik kararlarla çalışma hayatı biraz iyileşse de rahatlık, uzun süreli olmakta çok uzak kaldı…

Türkiye’de ekonomi, seçim öncesi iktidarın her alanda yaptığı ücret artışlarıyla rahatlarken, seçim sonrası ise, seçim öncesi yapılan artışlar katlanarak, sosyo-ekonomiye zam olarak geri dönmekte…

Son yıllarda, asgari ücretin genel ücret haline getirilmesinde önemli rol oynayan ekonomi yönetimi ve sendikalar, çalışma hayatında çalışanlar adına büyük bir kayba ve adaletsiz gelir dağılımına yol açtı…

Aynı enflasyon rakamları olmasına rağmen, çalışma hayatıyla birlikte emekli kesimine yapılan dengesiz artışlar, bir kesime fazla, diğer kesime az yapılan artışlar, sosyo-ekonominin dengesini bozdu…

Bugün TÜİK rakamlarına göre net asgari ücret, 28.075.TL; ekonomisini Türkiye’nin desteklediği, Kıbrıs Türk Kesiminde ise net 52.738.TL…

Türkiye ile Kıbrıs Türk Kesimi arasında fark neredeyse iki katı…

Türk ekonomi yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomi yönetiminden, ders almalı demek yanlış olmaz herhalde…

Son yapılan seçimlerden sonra iktidar, kendine has ekonomi politikasından istediği sonucu alamayınca, ABD, IMF ve Dünya Bankası destekli, Ortodoks ekonomi sistemine döndü…

Çalışma hayatına ve emekli kesime zam vermeme konusunda deneyimli olan yeni ekonomi politikasıyla, sosyo ekonomi daralarak adaletsiz gelir dağılımı daha da arttı…

Halka sırtını dönen iktidar, piyasalardaki fahiş fiyat artışına engel olamazken, başka alanlara dağıttığı finans ve garanti ödemeleri ile meydana gelen açıklarını, ekonomik reçetelerle, vergilerle halkın sırtına yüklemeye devam ediyor…

Halk, kendisine refah getirecek iktidar ve iktidarları seçebilecek iradeye sahip olduğunda, sorunu kendisi çözecektir…

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.